Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Ağustos 2014 Salı

TESİRSİZ PARÇALAR - 300

300.
-ÇOCUK HÜZNÜ!-
Çocukluğunu yarım yaşayanlar ne kadar büyürlerse büyüsünler, her çaresiz anlarında ona geri dönerler. Onları nerede görseniz tanırsınız. En yetişkin halleri, hatta hüzünleri bile biraz çocuksudur onların. Çocuk hüznü, evet. Çok istediği oyuncağın neden alınmadığını bir türlü anlayamayan, babasının nereye gittiğini, bir gün önce akvaryumda nazlı nazlı süzülen balığına ne olduğunu, dedesinin ona sormadan neden cennete gittiğini, annesinin saçlarını yıkarken neden canını yaktığını ve neden hep yorgun olduğunu, arkadaşlarının neden oyunlarına onu almadığını bilemeyen; Allah'ın ve karşı evdeki yaşlı amcanın niye hep öfkeli olduğuna akıl sır erdiremeyen, iri bakışlı, sarkık dudaklı, bükük boyunlu çocuk hüznü... Çocukluğunu yarım yaşayanlar büyüdüklerinde, o hüznü de büyütürler beraberlerinde. Onlar bu yüzden her şeye üzülebilirler. Onları üzmek bu yüzden çok kolaydır. Bu yüzden gözlerinde akacak yer arayan yaşlarla dolaşır onlar. Onları kandırmak ve ağlatmak bu yüzden çocuk oyuncağıdır. Ve bu yüzden onlarla uğraşmak iki kere ayıptır. Onların çabucak kırılıverecek hayalleriyle oynamak iki kere günahtır. Eğer şefkat gösteremeyecekseniz, uzak durun en azından. Bütün büyüyememişlerin yarım kalmışlığının hatrına en azından bunu yapın. Uzak durun!

Tesirsiz Parçalar 296-299..

296.
Beklenen geldiğinde gelmiş olmaz her zaman. Olmuyor. Bazen öylesine uğruyor beklenen, bazen geçerken uğruyor, bazen hala orada olup olmadığını kontrol etmek için bazen de geride nasıl bir enkaz bıraktığını görmek için... Sonra geri gidiyor. Gider...
Kimsenin Sikine Takmayacağı Kişisel Tavsiye 1 : Yeterince beklediğini düşünüyorsan çok zaman geçmiştir ve artık bu kimsenin umurunda değildir!
Beklenen geldiğinde sevinirsin. Gideceğini bile bile. O yüzden kızamazsın gelişine. Çünkü bir kez daha gözlerine bakabilmişsindir. Tuhaf olan şudur, giderken de kızamazsın. Onun bir peri olduğuna karar vermişsindir çoktan ve periler bir görünüp bir kayboluyor diye onlara kızılmaz...
Kimsenin sikine takmayacağı kişisel tavsiye 2 : Asla bir periye aşık olmayın, asla bir perinin gelmesini beklemeyin, onları uzaktan sevin ve olur da karşılaşırsanız gözlerinin içine bakıp mutlu olun..


297.
Hayatım boyunca çok az şeyi yarım bıraktım ben. Genelde her boku elime yüzüme bulaştırmamla bilinsem de gücüm yettiğince sonuna kadar gittim gidebileceğim her şeyin. Bebeyken öğretti annem bana doysam bile tabakta yemek bırakılmayacağını, ya da sofrada parça ekmek. Büyük deprem olduğunda bira içmeyi, artçısı olduğunda sınıfta ders anlatmayı kesmedim mesela. Devam ettim elimden geldiğince her ne yapıyorsam yapmaya. Tek bir istisnayla.. Neşet Baba. Ne zaman, nerede bir Neşet Ertaş türküsü duysam, her ne yapıyorsam bırakıp, gözlerimi inceden kısıp, için için eşlik edip onunla beraner hiçbirinize anlatmayı beceremeyeceğim bir yolculuğa çıkarım. İşte bu an da o anlardan biridir. Öyleyse varsın yarım kalsın bu cümle de..



298.
Kopabildim mi? Bilmem.. Kopmak ne ki? Araya bir kaç varil rakı girdi. Bir kaç hayal kırıklığı, bir kaç salak yerine konulma ve koyma, bir kaç iyi hissetme, bir kaç kötü hissetme ve bir kaç bir bok hissetmeme ve bir dedikçe kaçma ve kaçtıkça bir zannetme ve yine rakı ve yine hayal ve kırılma ve yine... Döngü mü paradoks mu her ne sikimse işte!



299.
Kimse durup dururken özlemekten ağrımaz
Özlemek bazen tahta bir sandalyede sigara yanığı
Özlemek bazen pervanesi tarafından kırılmış yel değirmeni
Özlemek bazen mavi pencereli o yerde
Gelmeyeceğini bile bile sağa sola bakıp
İçilen her duble rakı..

NERDESİN


Bak yine ulaşamıyorum sana, nerdesin?
Bir tek sen lazımsın oysa ve bir tek sen burada değilsin
Evet herkes burada delirmemi seyrediyor
Herkes toplandı etrafıma ölümümü seyrediyor
Herkes beni öldürüyor işit gel n'olur, nerdesin?
Babamın oy verdiği parti beni yavaş yavaş öldürüyor
Annemin astığı surat beni yavaş yavaş öldürüyor
Arabalar beni öldürüyor şarkılar beni öldürüyor
Şiirler beni öldürüyor arkadaşlar beni öldürüyor
İnsanların sahteliği beni öldürüyor içtiğim rakı beni öldürüyor
Bunları yalnız sen anlarsın ama yoksun, nerdesin?
Anladık perisin sağın solun belli olmaz
Anladık meleklerin hikmetinden sual olunmaz
Anladık özgür bir kuşsun ancak istersen gelirsin
Ama sen de anla artık deliriyorum bak ölüyorum
Yavaş yavaş ölüyorum sanki kanım çekiliyor
Kitaplar beni öldürüyor eşya beni öldürüyor
Sevdiklerim beni öldürüyor okuduklarım beni öldürüyor
İşittiklerim ve inandıklarım hepsi beni öldürüyor
Ben bunca saçmalıkla yalnız nasıl başederim
Nerdeysen çık gel hadi yoksa Azraili beklerim..

KOFTİ REZALET

Göğün altındayız hepimiz ne kadar rezil olabiliriz
En masumumuz bir kaç kere babasını
öldürmek istemişken
Özür dilenen dileyeni affetmese de anlasın
Hatta anlasın sadece gerekirse affetmesin
Göğün altındayız hepimiz kıçımız ne kadar kalkabilir
Birazcık kafası karışan kafasını göğe kaldırsın
Gök her şeyi örterken ne kadar rezil olabiliriz?

27 Temmuz 2014 Pazar

Tesirsiz Parçalar 295..

295.
Hüznün görünmez perdeleri
Tersine çevirdi ruh iklimimi
Kışın lirik ve manik
Yazın tuhaf ve depresif..

Tesirsiz Parçalar 294..

294.

Llosa bir öyküsünde hiçbir şeyi unutmayan bir adamı anlatır. Adını şimdi hatırlayamadığım kahraman doğduğu andan itibaren gördüğü, duyduğu, yaşadığı tek bir şeyi bile unutamaz. Herkes bunun tanrının bir lütfu, çok özel bir yetenek olduğunu düşünür ve adama imrenerek bakar. Adam ise neredeyse her gece tanrıya dua eder unutabilmek için. Fakat nafile... Hiçbir şeyi unutamaz ve başına gelen bir dizi saçma sapan olaydan sonra kafasını duvarlara vura vura intihar eder. İşte o hikayede geçen bir diyalog vardı. Kendisine unutmamanın ne kadar müthiş bir yetenek olduğunu söyleyen bir dostuna şöyle cevap vermişti bizim adam. "Tanrı nefret ettiği insanlara öyle yetenekler verir ki, dışardan bakan herkes bunu ödül zanneder fakat bu aslında cezaların en büyüğüdür. Üstelik bunun nasıl bir lanet olduğunu da kimselere anlatamadığı için aslında iki kere cezalandırılmış olur. Bu da Tanrı'nın yaptığı bir tür espridir!"

Bir süredir kendimi Llosa'nın kahramanı gibi hissediyorum. Hafızam en büyük düşmanım ve ben umutsuzca kafamı vuracak duvar beğenmeye çalışıyorum. Tanrım, afedersin ama bu hiç komik değil!

Sahip olduğum ilk evcil hayvanım bir muhabbet kuşuydu. Her şeyiyle ilgilendiğim, sorumluluğu bana ait olan ilk canlıydı o. Beraberliğimizin birinci senesi dolmadan öldüğünde acım o kadar büyüktü ki ne bok yiyeceğimi şaşırmıştım. O gün babam bir şey söyledi bana. "Üzülme oğlum, yenisini alırız!" Tabi ki babamın iyi niyetinden kuşkum yok, üzülmemem için öyle söyledi. Ama o zaman babamı öldürmek istemiştim. Yenisi nasıl olabilirdi ki? Dostum, arkadaşım, yaşamı bana bağlı olan bir canlı gözümün önünde ölmüştü ve babam yenisinin alınabileceğini söylüyordu. Bilmiyordu. Dünyada milyonlarca muhabbet kuşu vardı evet ama sadece bir tanesi benim dostumdu ve o da ölmüştü. Yenisini istemedim. Babam yine de aldı ama bir kez bile sokulmadım yeni kuşun yanına. Çünkü biliyordum, nasılsa o da en çok bağlandığım anda beni bırakıp gidecekti..

Alın işte size kuşlarla insanlar arasındaki en büyük benzerlik. İkisi de en çok ihtiyaç duyduğunuz anda basıp gidiyor... Gider... En azından ben aksine hiç şahit olmadım bu yaşıma kadar..

Tesirsiz Parçalar 293..

293.

Bir insan bir boku bir kere yediyse bir daha yer. Tecrübeyle sabittir bu. Tabi benim tecrübemle değil. Benim tecrübelerimden aforizma falan çıkmaz. Kederli ve mutsuz sarhoşlar için kafa sikecek anekdotlar çıkar sadece. Kaç tane insan evladı gelip gittiyse bu dünya çöplüğünden alayının tecrübeleriyle sabittir. Yani bunu, bir insanın bir bok yediğinde aynı boku bir daha yiyeceğini herkes bilir. Peki ben niye şimdi herkesin bildiği bir şeyi anlatmaya çalışıyorum? Anlatmaya çalışıyorum çünkü bunu daha önce de yapmıştım. Anlatmaya çalışıyorum çünkü kederli ve mutsuz bir manyaksan daha önce anlatmaya çalıştığın şeyleri durup durup anlatmaya çalışırsın. Anlatmaya çalışıyorum çünkü bu yolunu siktiğimin dünyasında gerçekten anlatmak istediğim şeyler kimsenin umurunda değil. Anlatmaya çalışıyorum çünkü anlatmazsam susup kendi bataklığımda boğulacağım. Al işte yine yaptım gerçekten anlatmak istediğim ama kimsenin umurunda olmayacağını bildiğim için anlatmadığım şeyler anlatmaya başladım bile. Anlatmaya çalışıyorum diye başlayan hiçbir kişisel açıklama umurunuzda değil. Bunu da anlatmaya çalışmıştım eğer unutmadıysanız. Neyse özeli bırakıp genele dönelim. Hepinizin çok iyi bildiği gibi bir insan bir boku bir kere yediyse bir daha yer. Anlatabildim mi!?