Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

18 Aralık 2014 Perşembe

PİYANGO


Rakı içmeye çıktım akşam. Tek başıma. Gittiğim mekanın sigara içilen dış tarafına oturdum. İçerde sigara içilmiyor malum. Oturdum içiyorum. Bir süre sonra bi abi çıktı dışarı. Her yer dolu. Masama sokulup "Oturabilir miyim?", dedi. "Tabi abi", dedim, "otur." Oturdu. Konuşmadık başka bi şey. O sigarasını içti ben de sigaramı ve rakımı. Derken piyangocu geldi. Büyük ikramiye anasının .mı trilyon veriyormuş bu yılbaşı. Abi yüz tane çeyrek bilet aldı. 1250 lira yapıyor. Saydı parayı, aldı biletleri. Piyangocu uzaklaşınca dayanamayıp sessizliği bozdum. "Abi" dedim "neden o kadar bilet aldın?"
"Çok para lazım yeğenim!" dedi. Dedim "abi çıkmaz ki sana çok para." Ki zaten biletler için verdiği para bile bence çok para ya, neyse. Çıkmaz yani çok para. Bu güne kadar selam verdiğim hiç kimseye çok para çıkmadı. Sorun sende değil abi, sorun bende demek istedim. Diyemedim.. "N'apçan abi o kadar çok parayı?" dedim gayrı ihtiyari..
Yüzüme baktı. Sadece baktı uzunca müddet. Sonra anlatmaya başladı. Karısından iki sene evvel boşanmış. Kadın çocuğunu da alıp Almanya'ya gitmiş sonra, babasıgil ordaymış. Velayeti anneye vermiş mahkeme. O gün bu gündür de göremiyormuş abi kızını. Falan filan işte...
"Eee abi" dedim, "kızını görmek senin en doğal hakkın. Bunun parayla pulla ne alakası var? Bilet almaya harcadığın parayla uçak bileti alsaydın gider kızını görürdün.."
"Çok biliyon artist" dedi bana ve hışımla kalktı gitti masamdan. O andan bu ana kadar da kendimi yiyip bitirmeme neden oldu. Ayıp ettim abiye. Belli ki uçak bileti parasıyla halledemediği için meseleyi çok para istiyordu abi. Ve başka çaresi olmadığı için belki de, bütün parasını piyango biletine yatırdı. Oturduğum yerden, gördüğüm ve dinlediğim kadarıyla ahkam kesmek kolay dedim sonra kendime. Kendime kızdım. Sonra Eskişehirspor'un kupa maçı başladı. Maça daldım abiyi de kızını da unuttum. Sonra maç bitti. Sonra biraz daha içtim. Sonra az şiir okudum, az yürüdüm, eve geldim, bi bira açtım. Sonra abiyi hatırladım tekrar. Sahi, abi çok para çıkarsa n'apacaktı acaba?

29 Ekim 2014 Çarşamba

TESİRSİZ PARÇALAR 313..

313.

Yapraklar birikmiş kapımızın önüne
Süpürmeye kalktı annem
Sakın dedim, süpürme anne!
Yağmurla gelen güzeldir, yağmurla beklenen güzel
Evimizi bekler onlar ben sevdiğime gidince..

GİT'MEK

Alıp başımı
gidemiyorsam
Korktuğumdan falan
değil
Belki bir yerlerde
sen de
Usulca eğip başını
yere
Beni düşünüyorsundur
diye


Bütün kalmalarım bundan...

TUFAN


Hoşnutsuzluğun kışındayız önümüz ardımız tufan
Üstelik gemimiz batmış ortamızda ıslak bir kütük
Feda mevsimi geçti say ki düşmanız artık
Ne benden İbrahim olur ne senden kurban!

18 Ekim 2014 Cumartesi

PALMİYE

Bir ağaç olabilseydim palmiye olmak isterdim. Belki benim cahilliğimdir bilmiyorum ama palmiye ormanı diye bir şey duymadım hiç. En azından benim ülkemde yok palmiye ormanı. Birbirine yakın dikilmiş olanların arasında bile hep ciddi bir mesafe oluyor. Palmiye deyince aklıma yalnız ve mağrur bir ağaç geliyor. Tek bir ağaç. Birden fazla palmiyeyi aynı anda hayal etmekte bile zorlanıyorum. Tek bir ağaç.. Tek ve işe yaramaz...

Kendisinden beklentilerin en düşük olduğu ağaç galiba palmiye. Ne meyvesi var, ne dalları bir işe yarar ne de zavallı, ip kadar gölgesi bir derde deva olur. Palmiyeden yapılan bir mobilyanın iyi olduğunu ya da yapraklarının bilmem ne hastalığına iyi geldiğini ya da gölgesinde serin ve huzurlu bir öğle uykusu çekilebildiğini hiç duymadım. Kessek gövdesinin bile bir boka yarayacağını zannetmiyorum. Üstelik neredeyse hiçbir işe yaramıyor olmasına rağmen yaprakları olabildiğince yukarda, kibirli ve artist.. Velhasıl işe yaramaz kelimesini bir palmiyeye yakıştırabiliyorum bir de kendime...


Evrene huzurunuzda mesajımı iletiyorum. Reenkarnasyon diye bir şey varsa eğer, sonraki hayatımı palmiye olarak geçirmek istiyorum. Amin...

13 Ekim 2014 Pazartesi

LAMEKAN


Lamekânım zaptiyeler posta koyar gölgeme
Yar döner yatar sağ yana ben yanarım nafile


Candan gayrısına canan müpteladır ayan beyan
Gözlerinin demkeşiyim kim ağlasın halime

Hüsn-ü zan ile memuruz isyan edilmez hâşâ
Lakin durmaz bu yürek düştü bir kez eleme

Kelpler peşimden ürür ben durmadan yürürüm
Dönüp bir kez bakmaz kafir odlar salar yareme

Kimseler anlamaz beni yanarım ikbalime
Mansur’u dardan indirin o baksın ahvalime









*Lamekan: Mekansız
**Demkeş: Sarhoş, ayyaş
***Hüsn-ü zan: İyi niyet, güzel düşünce
****Kelp: Köpek
*****Dar: Darağacı

YUKARISI

Gün aşırı kuşlar uçar üstünden
Sen arada kuş olur onlara katılırsın
Ben bakar kalırım ardınızdan
Kimselerin bilmediği yerlere gidersiniz
Arkanızda çınlar kanat dolusu kahkahalar
Önünüzde ufuk, derdinizde ben


Öyle zamanlarda her şey flulaşır
İklim rayından çıkar, zaman kırılır
Kafasını kaldıran herkese umut dağıtır gökyüzü
Bir ben bilemem ne yapacağımı
Bir ben bakıp arkanızdan
Ağlarım

Herkesin herkesten kaçmak istediği
Herkesin her şeyi unutmak istediği
Herkesin hiçbir şeye tahammül edemediği
Bir yer olur muhakkak kim inkar edebilir
Bizim şanssızlığımız bu, böyle anlarımız
Saçma sapan bir tesadüfle anlamsızca kesişir
Sen o anların ardında kuş olur göğe yükselirsin
Ben o anların ardında bağırırım, sesim kesilir