Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Temmuz 2014 Perşembe

SALLANTI

Düştüm düşüyorum bak
Bir acaip sendelemece
Tut elimden kaldır
Ben gelemiyorum oraya
Beni yanına aldır

Omuzları kepekli
İhtiyarlar oturuyor parkta
Dillerinde bismillah
Ellerinde çekirdek
Hiçbir şeye şaşırmıyorlar hayret

Tam önlerinde sendeliyorum
Düştüm düşeceğim bak
Sen şimdi kuş olup gelsen bir trenle
Hep beraber şaşırsak
Ve ben bir daha hiç sendelemesem

Bir uyku uyusam deliksiz
Gözaltı torbalarımdan kuşlar öpse
Öyle çaresiz
Öyle yorgun
Öyle uykusuzum ki
Sen
Eteklerinden kuşların su içtiği
Gölgende bana da bir uzanımlık yer versen

Kurumuş bir ağaç gibi
Kuşsuz böceksiz bir ağaç
Rüzgarla sallanıyorum
Bir sağa bir sola
Gelmezsen
Çat diye bir ses çıkacak
Ve boylu boyunca serili
Bir gri yıkıntı kalacak
Benden sonsuzluğa

Tesirsiz Parçalar 290..

290.

Vakti zamanında bir zat yollara düşmüş Cüneyd El Bağdadi'yi ziyaret etmek için. Mahalleye gelince kahvedekilere sormuş, evini göstermişler. Gitmiş, kapıyı çalmış. Kapıyı açan Cüneyd El Bağdadi "Kimi arıyorsun?" diye sorunca adam "Cüneyd'i arıyorum" demiş.. Cüneyd El Bağdadi'nin cevabı ibretlik...
"Ben de..."

Kendimi bildim bileli kendimi arıyorum ben de. Kimim? Yani ben benim elbette de benim diyen bu ben aslında kim? Çaresiz bir arayış bu. Yine Cüneyd'in çaresizlikle ilgili muazzam bir tesbiti var. Çare arayanlara "Çare, çareyi terk etmektir", der. Çare çareden vazgeçmektir demek gibi bir şey bu. Cüneyd Allah dostu bir veli, kendinden vazgeçmesi de kolay nefsini öldürmesi de. Ben halt edeceğim peki?

Okuduğum her satırda, içtiğim her dublede, tuttuğum her oruçta, sevdiğim her kadında kendimden bir şeyler arayıp durdum. Dolayısıyla da her şeyle kurduğum ilişkinin öznesi hep ben oldum. Şimdi biri kalkıp bana bencilsin dese kızarım. Peki bu hal, bu yaşantı bencillik değil de ne?

Wittegenstein, "Üzerinde konuşamayacağın şey hakkında sus" dedi. Beceremedim. Sokrates, "Kendini tanı!",dedi. Tanıyamadım. Annem, "Allah akıl fikir versin", dedi. Vermedi Allah akıl fikir. Ortasını zorladığım ömrümün arkada kalan kısmına bakınca tek bir şey görüyorum sislerin ardında. Şikayet... Kime mi? Orhan Gencebay'ın dediği gibi. "Şikayetim yaradana..."

Tesirsiz Parçalar 289.

289.

Freud, insan bir yere özellikle bakmıyorsa muhakkak o bakmadığı şeyi düşünüyordur gibi bir şey söylüyor. Umurumda değil dediğimiz şeyler en çok umursadıklarımız galiba..

Klasik Mantığın evrensel bir kuralı vardır. Bir şeyin olumsuzunun olumsuzu o şeyi olumlar. Şeylere şiddet katmak için kullanılan her türlü pekiştireç de olumsuzu olumluyor olabilir bu durumda. Biri sana senden nefret ediyorum derse nefret ediyordur. Çok nefret ediyorum derse bir düşünmek lazım. Ama çok çok nefret ediyorum diyorsa eğer, etmiyordur abi. O zaman kesin seviyordur ama seninle ilgili başka bir derdi de olduğu için böyle söyleyebiliyordur..

Foucault, Kelimeler Ve Şeyler kitabında dilin gelişimiyle insan ırkının mutsuzluğu arasında paralellik olduğunu iddia eder. Ona göre başta çok az kelimeyle iletişen insanlar son derece mutluydu, kendilerini ifade edecek daha çok kelime buldukça mutsuzlukları da aynı oranda arttı. Süper tespit valla aferin bizim kele..

4 Temmuz 2014 Cuma

BİR AĞAÇ BİZE YETER

Yüzünün silüetiyle belirince özlemek
Aklımı zorluyor kaygım ya seni göremezsem?
Bir ağaç en çok o zamanlar ağaç işte
Orman birilerinin uydurması yok aslında öyle bir şey
Bir sürü yalnız ağaç var yan yana bir sürü ağaç
Yan yana ve yalnız bir sürü ağaç var
Orman demiş birileri orman büyük bir yalan
Bir sürü yalnız insan var yan yana bir sürü yalnız
Yan yanalar yalnızlar dokunuyorlar yalnızlar
Bira içiyorlar yalnızlar sevişiyorlar yalnızlar
Kimse kimsenin kimsesi değil aslında yalnızlar
Kalabalık zannediyorlar kendilerini beraber zannediyorlar
Yanılıyorlar aslında tepeden tırnağa yalnızlar
Çoğalmaya niyetim yok seninle ben beraber
Biz olalım ikimiz yeter seni beni öldürüp
Değmeden kimselere görünmeden kalabalıklara
Usulca sığınsak bir ağaç gölgesine
Bir ağaç bize yeter bir ağaç bize yeter..

Kalbimi deşiyor korkum ya seni göremezsem?

UNUTULAN

Bir zaman sonra hep unutacaksın bunları
Beni unutacaksın sokak ortasında bağırışmalarımızı unutacaksın
Gece yarısı insanlar bize bakarken birbirimize bağırdığımızı unutacaksın
Önce beni unutacaksın sonra neden birbirimize bağırdığımızı
Önce o bağırmıştı diyeceksin yok yok ben bağırdım hayır o hayır hayır ben
Bu arada ben ben'den o'ya dönüşmüş olacağım kalbinde ve dilinde
Şiddet yok olacak o zaman öfke yok olacak acı yok olacak
Kim kime bağırdı önce bir türlü karar veremeyeceksin
Bir önemi de kalmayacak nasılsa unutacaksın
Bağırmadık ki diyeceksin belki eski bir şaka gibi gelecek
Hiç bağırışmamışız gibi olacak
Hiç kavga etmemiş gibi olacağız
Hiç olmamış gibi olacağım ben
Bir yerlerden anımsayacaksın belki
Bağırmak mı diyeceksin, ne münasebet!

3 Temmuz 2014 Perşembe

YARA

Yaralarımızı göstermedik birbirimize
yaralarımızı deştik
eskiden anımsadıkça yeri sızlayan o yara
artık paramparça

Ben şimdi bu acıyla nerelere giderim
hangi taşa vururum bu akılsız başımı
etim ne budum ne benim bununla nasıl baş ederim
gözün aydın içim yanmıyor artık
içim öldü!

SAYIKLAMALAR


Günün onbeş saatini falan yatakta geçiriyorum şu aralar. Uyuduğumdan değil, toplasan üç dört saat ancak uyuyabiliyorum. Yataktan çıkmıyorum, çıkmak istemiyorum çünkü ayağa kalktığımda yapmak istediğim hiçbir şey yok. Oda ısısı ne olursa olsun pikeye sarılıp boş boş duvarlara ya da televizyona bakıyorum. Bir an önce yarın olsun diye bekliyorum, yarın da bir sonraki yarını bekleyeceğim. Ne zamana kadar? Ayağa kalktığımda yapacak çok önemli bir işim olduğunu düşündüğüm zamana kadar..

Kafka'nın doğum günüymüş bugün. Belki de dün. Emin değilim. Onun çağında yaşasaydım gidip ona derdim ki, bu kadar üzülme, bak ben de her şeye çok üzülüyorum ama bi boka yaramıyor. Bir de Milena seni seviyor aslında ben biliyorum.. İyi ki doğmuş Kafka, yoksa kim tarif ederdi sıkıntının nasıl bir şey olduğunu..

Kalp kırdığım zamanlar üzülüyorum en çok. Ama öfke öyle sikik bir şey ki ne ağzından çıkanı duyuyor insan ne de gözü bir şey görüyor. Ve bizi birbirimizden koruyacak kimse yok. Evrensel bir lanet bu. Kesinlikle eminim en büyük hatamız insan içine karışmak. Sebep olanlara bir şey demiyorum bu kez, Allah herkesi bildiği gibi yapsın..