226.
Kendimi tek bir cümleyle tanımlamam gerekse 'tam olarak hiçbir şey ama herşeyden de birazcık' diye tarif ederim.. Sağcılar fazla solcu buldu beni, solcular da hep biraz sağcı. Tam olarak hiçbir yere ait olamadım. Anneme göre evlatlığımda, sevgililerime göre sevme şeklimde bir eksiklik oldu hep. Aramadıkları sürece aramadığım arkadaşlarım vefasızlığımdan, kendileri için neredeyse hiçbir şey yapmadığım öğrencilerim ilgisizliğimden şikayet ettiler..
Uzun yıllar önce bir balığım vardı, sahip olduğum ilk ve tek evcil hayvanım. Sazanaki'ydi adı. Hayvanı bana kakalayan arkadaşım Japon sazanı olduğunu iddia etmiş, ben de kabul etmiştim ve adını da Sazanaki koymuştum. Sevgilimden ayrılmıştım, canım çok sıkkındı, yaşayan, gözlerinin içine bakabileceğim ve konuşmayan bir canlıya ihtiyacım vardı evde ve balık bu kriterlere son derece uygundu. Sonradan ortaya çıktı foyası, eve gelen nadir arkadaşlarımdan biri 'Ne Japon sazanı lan bildiğin kırmızı dere balığı bu' deyince büyü bozuldu. Ama sevmiştim ben hayvanı, ismini de değiştirmedim o yüzden. Öyle yaşadık gittik bir süre. Sadece uyuduğum ve içki içtiğim bir hafta boyunca yem vermeyi unuttum kendisine. Yaklaşık bir hafta sonra ayıldığımda fark ettim tabi durumu ama yem vermeye de üşendim. İnatla yaşamaya devam etti hayvan. Ben de merak ettim yem vermezsem ne kadar yaşar diye. Hesapta iyice zayıfladığını ve artık dayanamaz hale geldiğini görene kadar bekleyecek, sonra yemleyecektim kendisini. Hiç sesini çıkarmadı hayvan. Fizyolojisinde de bir değişiklik olmadı. Bir sabah kalktığımda öldüğünü gördüm. Çok asil bir ölüm dedim içimden ve alüminyum folyoya sarıp küçük bir cenaze töreniyle karşıdaki çamaşırcının kapı önündeki saksısına gömdüm. Sonra da aklıma bile gelmedi kendisi. Şimdi sorun şu. Aradan geçen onbeş yıldan sonra ilk defa o balık için üzülüyorum ve şu an resmen gözlerim dolu. Yapmış olduğum hayvanlıktan dolayı gecikmiş bir vicdan azabı mı çekiyorum yoksa yaşlanmaya mı başladım bilmiyorum. Bildiğim şu, eğer bir balığınız varsa sakın onun açlıktan ölmesine izin vermeyin. Yoksa onbeş sene sonra bir akşam ferdi tayfur dinleyip acıbadem likörü içerken o balık birden aklınıza gelip içinizin sızlamasına ve ağlamanıza neden olabilir..
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
1 Ekim 2013 Salı
22 Eylül 2013 Pazar
UÇURTMALI ŞİİR
Edepsiz bu sonbahar yüzümüzü kızartıyor
Dışımız tir tir titriyor, alışkanlıklarımız terli
Sevgilim bu seninle ilk Eylül'ümüz fark et
Hadi kalk müşterek bir uçurtma hazırlayalım
Kuyruğu saçlarından, Bim poşetinden gövdesi
Evlerin içindekiler sevinçle dışarı çıksın
Peşimizden koşsun çocuklar ve sokak köpekleri
İpini uzun tutalım atmosfere kadar uçsun
Yırtsın göğün göğsünü üstümüze yağmurlar dökülsün
Gecikti bu sonbahar gül yağmurları, affet
Hadi tut bir ucumdan, ayağa kalkayım, yardım et..
Dışımız tir tir titriyor, alışkanlıklarımız terli
Sevgilim bu seninle ilk Eylül'ümüz fark et
Hadi kalk müşterek bir uçurtma hazırlayalım
Kuyruğu saçlarından, Bim poşetinden gövdesi
Evlerin içindekiler sevinçle dışarı çıksın
Peşimizden koşsun çocuklar ve sokak köpekleri
İpini uzun tutalım atmosfere kadar uçsun
Yırtsın göğün göğsünü üstümüze yağmurlar dökülsün
Gecikti bu sonbahar gül yağmurları, affet
Hadi tut bir ucumdan, ayağa kalkayım, yardım et..
EKSİK
Annemin eskise de atmaya kıyamayıp
Tavan arasına kaldırdığı eşyalar gibiyim tek farkla
Onların yüzü her zaman güneşe dönük
Benimse odam zemin katında..
Ben bundan daha evvel de bahsetmiştim hatırlarsanız
Canım sıkılıyor demiştim çok canım sıkılıyor hatırlarsınız
Vazgeçtim artık demiyorum, sıkılmıyor şimdi canım
Acıyor..
Oysa yeni bir oyuncak aldığım zaman bile
Ev önü kedilerine keyifle göz kırptığım
Zamanlarım vardı benim çok olmayan zamanlar önce
Yine yeni oyuncaklar alıyorum
Ama hiçbir kediye göz kırpmıyorum..
12 Eylül 2013 Perşembe
Tesirsiz Parçalar 225..
225.
1997 yılında öğrenciyken saçma sapan bir tekel bayiinde çalışıyordum. Geç vakitte işten çıkıp üç bira bir paket fıstık alıp yurttaki odama gidiyor, Ferdi Tayfur dinleyip, bol bol sigara içip saat dört gibi ancak uyuyabiliyordum..
2013 yılında öğretmenim ve yine gayet saçma sapan bir işte çalışıyorum. Geç vakitte bardan çıkıp üç bira bir paket fıstık alıp evdeki odama giriyor, Ferdi Tayfur dinleyip, bol bol sigara içip saat dört gibi ancak uyuyabiliyorum..
Hani lan her şey değişiyordu .mına kodumun Herakleitos'u?
1997 yılında öğrenciyken saçma sapan bir tekel bayiinde çalışıyordum. Geç vakitte işten çıkıp üç bira bir paket fıstık alıp yurttaki odama gidiyor, Ferdi Tayfur dinleyip, bol bol sigara içip saat dört gibi ancak uyuyabiliyordum..
2013 yılında öğretmenim ve yine gayet saçma sapan bir işte çalışıyorum. Geç vakitte bardan çıkıp üç bira bir paket fıstık alıp evdeki odama giriyor, Ferdi Tayfur dinleyip, bol bol sigara içip saat dört gibi ancak uyuyabiliyorum..
Hani lan her şey değişiyordu .mına kodumun Herakleitos'u?
EFE'YE ALDIĞIM BONİBON ESKİ BONİBON DEĞİLMİŞ MEĞER
Korkunç şeyler düşünüyorduk şehrin tüm polislerine
Bonibon dağıtmak gibi tehlikeli fikirlerimiz vardı
Sevmediğimiz hayvanlara bile sevdiğimiz insanlardan
Daha çok ihtimam gösteriyorduk fonksiyonel bir manyaklıkla
Utanır gibi oluyorduk Allah aklımıza gelince
Ve hemen en kilolumuzu şarap almaya gönderiyorduk
Unutmak için değil hayır, hayır onun için değil
Utandığımızdan belki, belki de umutsuzluğumuzdan
Geniş meydanları yoktu arabalarını çizdiğimiz şehirlerin
Kara çocuğuyduk biz rüzgarda bağrımızı açardık
En yakınımızdaki Deniz duvarımızdaki parkalı oğlandı
Yakışıklıydı, yiğitti, bir gece devlet astı!
Dağıldık sonra her birimiz kaygılarımızda boğulduk
Bonibon el değiştirdi Kent'ten Milka'ya geçti
El değiştirmesi gibiydi gençliğimizin
Hevesle çocukluğumuzu gençlikle takas etmiştik
Utanarak gençliğimizi ekmek parasına değiştik..
3 Eylül 2013 Salı
KİMSE KİMSEYE BAĞIRMASIN
Kimse kimseye bağırmasın yapmasın bunu kimse kimseye
Babam anneme bağırmasın annem bana bağırmasın
Ben kuşa bağırmayayım kimse kimseye bağırmasın
Allah'ı rüyamda gördüm ben valla bak çok ışıklıydı
Uyandım sonra dedim baba anneme bağırma
Ben Allah'ı gördüm rüyamda bana hiç bağırmadı
Bir sürü bira içmiştim oysa yine de bana bağırmadı
Ali Hasan'la Hüseyin'e hiç bağırmamıştır kesin
Peygamber hiç bağırmamıştır kesin çocuklarına
Kimse kimseye bağırmasın yapmasın bunu kimse kimseye
Kulaklarım ağrıyor kulaklarım ağrıyor kulaklarım ağrıyor
Kimse kimseye bağırmasın ben kimseye bağırmayayım
Bağırmak tedavülden kalksın..
Tesirsiz Parçalar 222-224..
222.
Sen ne yaparsan yap sabah olur. Beş bilmem kaç sikim milyar yaşında lan dünya. Bak bakalım geriye, kaç kere doğmamış güneş?
Çok içtiğin, kafanın durdurma kolu bozulmuş atlıkarınca gibi döndüğü ve bokuna kadar kustuğun geceleri düşün. Şey dediğin hani 'Ulan bir daha böyle içersem siksinler beni!.' Ee bak bakalım kaç gece daha deliresiye içtin, içmeye tövbe ettiğin gecelerin üstüne.
Bazen gücün masadaki peyniri kesmeye bile yetmez. Öyle zamanlarda iyi ki Orhan Gencebay var dersin. Ve sessizce akan göz yaşlarını gömleğinin koluyla silerek mırıldanırsın. 'Olsun lan, ne kaldı ki şurada sabaha..'
223.
Ah herkese bir park lazım tek başına ağlamalık
Yandığı yerin uzağında nasıl da şaşkın canımız
Teselli teşebbüsleri yerin dibine batsın
Herkes sussun yahut içinden şarkı söylesin
Bir yer var tahammül sınırının ırzına geçen
Bir şey var sen bilmezsin o bilmez ben bilirim
Bir acı bir can yangını ruhta ustura kesiği
Bir kırmızısından tuborg bir kısasından parlement
Bir vay anasını satayım bi' susun lan bi' dinleyin
R'ye dahi tahammülüm yok yuvarlansın kelimeler
Sıkıldım ben hepinizden herkes evine gitsin
Tusubasa gelsin yanıma bir de obi van kenobi gelsin..
224.
Ferdi Tayfur'dan bir şeyler çal usta dedim. Olmazmış, orada arabesk çalmıyorlarmış. Arabesk değil dedim, Ferdi Tayfur istiyorum bir tane. Tamam işte abi dedi öyle şeyler çalmıyoruz. Ne çalıyorsunuz peki dedim? İstediğiniz bir türkü varsa çalabiriz abi dedi. Bi 50'lik Bomonti bi fıstık ver sonra uzun süre masaya yaklaşma dedim. Öyle şeyler çalmıyorlarmış. Piçler!!
Sen ne yaparsan yap sabah olur. Beş bilmem kaç sikim milyar yaşında lan dünya. Bak bakalım geriye, kaç kere doğmamış güneş?
Çok içtiğin, kafanın durdurma kolu bozulmuş atlıkarınca gibi döndüğü ve bokuna kadar kustuğun geceleri düşün. Şey dediğin hani 'Ulan bir daha böyle içersem siksinler beni!.' Ee bak bakalım kaç gece daha deliresiye içtin, içmeye tövbe ettiğin gecelerin üstüne.
Bazen gücün masadaki peyniri kesmeye bile yetmez. Öyle zamanlarda iyi ki Orhan Gencebay var dersin. Ve sessizce akan göz yaşlarını gömleğinin koluyla silerek mırıldanırsın. 'Olsun lan, ne kaldı ki şurada sabaha..'
223.
Ah herkese bir park lazım tek başına ağlamalık
Yandığı yerin uzağında nasıl da şaşkın canımız
Teselli teşebbüsleri yerin dibine batsın
Herkes sussun yahut içinden şarkı söylesin
Bir yer var tahammül sınırının ırzına geçen
Bir şey var sen bilmezsin o bilmez ben bilirim
Bir acı bir can yangını ruhta ustura kesiği
Bir kırmızısından tuborg bir kısasından parlement
Bir vay anasını satayım bi' susun lan bi' dinleyin
R'ye dahi tahammülüm yok yuvarlansın kelimeler
Sıkıldım ben hepinizden herkes evine gitsin
Tusubasa gelsin yanıma bir de obi van kenobi gelsin..
224.
Ferdi Tayfur'dan bir şeyler çal usta dedim. Olmazmış, orada arabesk çalmıyorlarmış. Arabesk değil dedim, Ferdi Tayfur istiyorum bir tane. Tamam işte abi dedi öyle şeyler çalmıyoruz. Ne çalıyorsunuz peki dedim? İstediğiniz bir türkü varsa çalabiriz abi dedi. Bi 50'lik Bomonti bi fıstık ver sonra uzun süre masaya yaklaşma dedim. Öyle şeyler çalmıyorlarmış. Piçler!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)