Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Kasım 2011 Cumartesi

Tesirsiz Parçalar 78..

78.

Ah nasıl da uzağımda yakın olması gerekenler
Üç beş nöbeti sonrası yorgundum feci sen yoktun
Vardiyası başlamıştı tekstil işçisi kadınların
Üçüncü sınıf saatlerin kıytırık alarmlarıyla
Birinci sınıf rüyalardan uyanan el kadar kadınlar
Serde eski solculuk var bir an üzülür gibi oldum
Sonra sen aklıma geldin sahi nasıl da yoktun
Bana ne ulan dedim bana ne bütün bunlardan
Sahile atacak oldum sahipsiz bedenimi
Yarı yolda fark ettim bu şehirde deniz yoktu
Akmalara üşenen saçma sapan bir ırmağın
Yosunlarından utanan gölgesine sığındım
Üç beş nöbetinden çıkmıştım feci yorgundum sen yoktun
İşe giden kadınlar umurumda değildi
Birden başlayan yağmura ağız dolusu küfrettim
Bozuk bir plak gibiydim aynı şeyi sayıklayan
Geçtim bütün heveslerden bir senden vazgeçmedim..

9 Kasım 2011 Çarşamba

Tesirsiz Parçalar 77..

77.

Başkalarının hayatını yaşıyoruz hepimiz. Ama en çok kendimize öfkeleniyoruz. İçiçe geçmiş hayatlar. Başkası dediğim, bizim dışımızdaki herkes. Otuz yıldan fazla yaşadım ne anlayabildim kendimi ne ayarlayabildim. Kendim dediğim gerçekte kim ondan bile emin değilim. Bazen çok önemli olduğum hissine kapılıyorum ama bir süre sonra bütün uzuvlarımla bu hisse gülüyorum. Dünyanın en önemli adamı bile olsam otobüse biniyorum mesela. Ve o an o otobüsün şoföründen daha önemli hiçbir şey olmuyor. Kafası bozulsa adamın kırsa direksiyonu karşıdan gelen tırın üzerine, sıçtık. Sistemin bize çaktığı alışkanlıklar beynimizi uyuşturuyor. Her zaman sigara aldığım mahalle bakkalına gidip sigara istediğimde ve kalmadı abi lafını duyduğumda panik oluyorum mesela. Ne yapacağımı ne içeceğimi şaşırıyorum. Az önce satırlarıyla dünyaya meydan okuyan ben, istediği sigara kalmayınca ne yapacağını şaşırıp melül melül bakkalın gözlerine bakan zavallı bir böceğe dönüşüyorum. Şundan vereyim abi diyor bakkal, hay yaşa diyorum. Ver, hangisinden verirsen ver, benim adıma sen karar ver ben işin içinden çıkamıyorum. O an acıyıp bana başka sigara önermese boynumu büküp saatlerce sigara rafına bakabilirim. Evet saatlerce bakarım ve yine de işin içinden çıkamam. Ruh sağlığım bakkalın insiyatif kullanmasına bağlı, bedeni varlığımın devamlılığı otobüs şoförünün sağduyusuna. Lokantaya gittiğimde menüyü elime alır almaz terlemeye başlıyorum mesela, yalvaran gözlerle beni kurtaracak bir garson bekliyorum. Menüyü okumaktan nefret ediyorum, garson yemekleri saydıkça rahatlıyorum. Şundan vereyim abi diyor, ver diyorum, pilav da veriyorum yanına, ver abi, cacık tatlı.. Lokantada satılan her şeyi teklif etse karşı koyacak gücüm yok, Yeter ki karar verdiniz mi beyefendi diye menüyü incelememi bekleyen hırt bir garson olmasın. Barmen çok içtin abi yeter diyene kadar içmeyi kesemiyorum. Çok içmek nasıl olur kendi kendime anlayamıyorum ben. Bir bardak daha diyorum, abi yeter çok içtin diyor, peki diyerek kuyruğumu bacaklarımın arasına sıkıştırıp evin yolunu tutuyorum.. İçlik ve patik giymem gereken zamana annem karar veriyor, evde ne zaman çay içebileceğime kız kardeşim. Otobüs şoförü ve bakkal ve garson ve barmen ve annem ve kardeşim. Allahım nasıl da kalabalığım?

8 Kasım 2011 Salı

Mütereddit Şiir..

Layıksan da bilemem uzağındayım ben sevmelerin
Peronlar dolusu küfürüm battım tepeden tırnağa
Kimde neyi kınadıysam dolaşıp beni buldu
İkimiz bir hatayız sevişmesek iyi mi ne
Belki bir tür fanteziyim gerçekte ağır aksağım
Bende iyi olan her şey bir tür halüsinasyon
Uzaklaş kurtar kendini sonrası dramatizasyon..

Ağaran her tel saçım bin saçmalık bin hata
Gel sen günaha girme orta yerde buluşalım
Benden eksik kalan yerde kırlangıçlar birikir
Susuz kedilere su ver yazın her yer kerbela
Adımla müsemmayım kerbelayı iyi bilirim
Sen bilmezsin ben hayatta en çok Ali’ye üzülürüm
Sen benimle ağlamazsın duyarlılıklarımız farklı
Gel sen benimle uğraşma bütün uğraşılar üzülür..

Şimdilik sakinim ama her şey değişebilir
Yeryüzüymüş gökyüzüymüş reddetmem bir ana bakar
Annemden beridir kimse bakmadı senin gibi
Bakma artık bakma öyle sana bakmalarıma
Sana böyle bakmalarım çok anlama gelebilir
Ali’nin alnına çalınan kılıcım belki de ben
Ali aslında olumlu olumsuz bir sürü anlama gelir..

28 Ekim 2011 Cuma

Tesirsiz Parçalar 76..

76.
Tamamına bakarken senin nerene odaklanacağımı şaşırıyorum
Gözlerin ağır bassa da hınzırca göz kırpar memelerin
Bir gözüm memelerinde ayak bileklerinde bir gözüm.
Uzuvlarının ağırlığında ezilirken bakışlarım
Perşembe gecesi içilen rakı gibisin, günahsın..
Sigaraya yapılan zam en çok sokak çocuklarını etkiler
Ve bizim azıcık canımız sıkılsa bütün yeryüzü etkilenir
Eşitlik bir fantazyadır bütün eski solcular bilir
Mutluluk bir merhaledir yaklaşıldıkça teğet geçilir.

Enflasyon sepetine eklenmiş ping-pong topu gibisin
Ping-pong topundaki fiyat değişiklikleri en çok başbakanı üzer
Ben seni seviyorum ama bütün bunlar olurken
Bunlara rağmen bu aşk en fazla ne kadar sürer?
İzahı izanı olmaz seni tarif etmelerin
Mesihle sözlü Jeanne D'arc'sın gövden bütün kutsanmış
Nasıl yaklaşayım bilmem dört bir yanın park yasağı.
Yaklaşamayışlarımı protesto bile edemem
Protesto bile edemem çünkü henüz,
Protestanlık icat bile edilmemiş..

8 Ekim 2011 Cumartesi

Tesirsiz Parçalar 75..

75.
Bilmiyordum yüzün kadar aydınlık
mumlar ve şamdan ve avize ve elektirik
Dişlerim bütün istemsiz çarptıkça birbirlerine
durmaksızın bana çocukluğundan bahset
Bahset bana bahset
bahset
bahset
Bahsettikçe sen muhtemelen bir orta yol buluruz
Bulunur elbet çaresi gülümsedikçe sen
ontolojik krizlerin
Durma ama bana sevişlerinden bahset
Seni sevmem senin bana gelişlerinle mümkün
Başkaları ne der bilmem başkaları başka başka
Başka başka omuzlarda ne çok zaman kaybettik
Durma başka deme bir şey zaman bizi tamamlar
Tamamlanır bütün eksik durma beni aşındır
Aşındırman demek beni.. şimdi bunu anlatamam
sen durma anlat yeter anlattıkça sen
Karaya çalan ne varsa anlattıkça apaklaşır..

2 Ekim 2011 Pazar

Tesirsiz Parçalar 72-74..

72.
İklim değişir sonra soğuklar gelir vazgeçeriz bir tam bir öğrenci olmaktan sen gidersin ben ağlarım geçer sonra önce çok çok sonra çok sık sonra sık sık anar durur hislenirim buğu kalır sonra o da kaybolur anı olursun sonra hatırlar gülerim belki sonra senden sonra biri olur onu severim sonra sen hiç olmamış olursun aslında da ben sonradan anlamış olurum belki..

73.
Nasıl da eğleniyorsunuz merhabalarınız memnun oldumlarınız ağzınıza sığdıramadığınız dişlerinizle kocaman gülümsemeleriniz, "bak canım bu bu canım bu da sana bahsetmiştim ya hani aa evet tabi" li takdimleriniz, dar masaların çevresinde gittikçe genişleyen kalabalıklarınız, onu okudum bunu duydum aldım ama daha okuyamadımlı çok satan kitap listeli sohbetleriniz, rujlarınız, rimelleriniz, kirli sakallarınız, içinize çektiğiniz göbekleriniz, kazağınızın altından eteklerini sarkıttığınız gömlekleriniz, dinledikçe büyüyen göz bebekleriniz, içinizden geçirdikleriniz, tutkularınız, beklentileriniz, kıskançlıklarınız, kurnazlıklarınız ve entrikalarınız ve topuklu ayakkabılarınız ve parça tesirli yalanlarınız, efsanevi iç çatışmalardan sonra geliştirdiğiniz insanseverliğiniz ve hobileriniz ve fobileriniz ve kompleksleriniz, mendil satan çocuklara iğrenik bir şefkatle bakan gözleriniz, çakmaklarınız, tabakalarınız, çantalarınız ve onbeş dakikalık hoşlanmalarınız, Lacan'lı Derrida'lı Althusser'li post-modern sohbetleriniz ve sonra kalkıp bara gitmeleriniz, içkileriniz mezeleriniz ve güzel ülkemiz için üzülmeleriniz ve üzüldükçe birbirinize sokulmalarınız sokulmalarınız sokula sokula kaynaşmalarınız ve sarılmalarınız ve yalpalayarak eve gitmeleriniz ve kusmalarınız ve sevişmeleriniz ve kavgalarınız ve çabucak barışmalarınız ve tekrar sevişmeleriniz ve önce sarılıp sonra sıkılıp sırtınızı birbirinize dönerek uyumalarınızla siz..
Ah canım insanlar sorarım size.. Sizinle biz birbirimizi nasıl anlayabiliriz?

74.
Profesyonel mağluplarız kaybetmeyi
film izlerken değil,
tadını hiç bilmediğimiz gazozların
kapaklarını toplarken öğrendik..
Ve komşu evin babası
dolu fileyle giderken eve
file deliğinden sarkan
lamba sarısı meyvenin
muz olduğunu
onbeş yaşında anladık..

24 Eylül 2011 Cumartesi

EKİNOKS..

Geniş zamanlar ararken olanı da kaybettik
Akla ziyan endişeler ontolojik kaygılar
Belki aslında hayat bir büyük rakı şişesi
Belki sen hiç olmadın belki ben hep sarhoştum
Belki bu hikayede bir tek annem haklıydı..

Ne ehemmiyeti var ha olmuş ha olmamışım
Belki hayat aslında enine çizilmiş plak
Yükseldikçe çatallanan alkol sabahı sesim
Belki sende bulduğum kaybettiğim her şeyim
Belki yalnız susmalı, kelimeler kifayetsiz
Sen bana çok erkendin ben evimde adressiz

Ne garip şey koskocaman dünyayı
Zavallı eksenimizden ibaret sanmamız
Coğrafyacı öğretmişti ekinoks diye bir şey var
Gündüzle gecenin eşitlendiği zaman
Aşk geniş bir eşitsizlik uzaklaştıkça anladım
Belki bütün doğrular anlamlarından saptılar
Belki ben kaybolunca diner bütün sancılar.