<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961</id><updated>2012-03-02T07:41:52.889+02:00</updated><title type='text'>Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazmak</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>166</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7646709927147032533</id><published>2012-02-29T18:35:00.005+02:00</published><updated>2012-02-29T18:55:12.200+02:00</updated><title type='text'>Oldu o zaman..</title><content type='html'>-Sevgi başka nedir ki?&lt;br /&gt;-İyi bir şeye değer verecek kadar sağduyulu olmaktır. Kan bağı gerekmez. Kırmızı bir deniz topu ya da üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek de sevilebilir.&lt;br /&gt;-Tereyağlı kızarmış ekmeğe aşık olabileceğini mi söylüyorsun, Stirkoff?&lt;br /&gt;-Bazı sabahlarda, güneş ışınları belli bir açıdan gelirken belki.&lt;br /&gt;-Bir insanı sevmek mümkün mü sence?&lt;br /&gt;-İyi tanımadığınız biri ise belki.&lt;br /&gt;"Bukowski - Pis Moruğun Notları.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Yunanlılar, fikirlerini kendilerine ait saymıyorlarmış. Akıllarına bir fikir geldiğinde, tanrıların işi sayıyorlarmış bunu. Apollon onlara cesur olmalarını, Athena ise aşık olmalarını söylüyormuş. Günümüzde ise insanlar ekşi kremalı patates cipsi reklamı duyar duymaz, satın almak için hemen sokağa fırlıyorlar ve buna özgür irade diyorlar.&lt;br /&gt;Antik Yunanlılar en azından dürüstlermiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi.. Düşünen bir kadını düşlüyorum. Düşündüğümü bildiğim için ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu kadının da var olduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor.. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşlediğim bu kadının beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle ben, "markette promosyon için koli bandıyla biraraya getirilen alakasız çiftler gibiydik. Sanki ben yoğurttum, sen bulaşık teli.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yastığa kafamı koysam, geceye kadar uyurum. Çok mutsuz olduğumdan olsa gerek. Ya da çok yorgun. Bilmiyorum.. Ve gözlerim yine kan çanağı. Buyurun beraber içelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‎'İyi insan' olma fobim var. Birine yanlışlıkla iyilik yaparsam hemen ardından kırıcı bir laf söyleyip durumu dengelemeye çalışıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lisedeyken "hep aynı parmakları görüyorum" diyen hocalardan birine orta parmağımı kaldırmadığım için çok pişmanım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve babamdan öneri: 'çok düşünüyorsun, bu kadar düşünme !' - deniyorum baba ama.. derken: 'sen bunu bi düşün, ben yatıyorum' dedi ve gitti..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7646709927147032533?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7646709927147032533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/oldu-o-zaman.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7646709927147032533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7646709927147032533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/oldu-o-zaman.html' title='Oldu o zaman..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1057595532393879709</id><published>2012-02-28T19:54:00.003+02:00</published><updated>2012-02-28T20:02:05.975+02:00</updated><title type='text'>Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?</title><content type='html'>Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- Yapacak daha iyi bir şey aklıma gelmediği için..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- Yazamadığım için..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- Ne yapayım? Aptallıklarınızın bir parçası mı olayım? Bana böyle bir soru soran biriyle bir kaç saat konuşmak zorunda kalmaktansa ömrüm boyunca kitaplara gömülmeyi tercih ediyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- İnsan sevmiyorum ben. Gerçek insanları sevmiyorum. Fazla sıkıcılar. O yüzden kitaplarda bulduğum ve gerçek olmadıklarını bildiğim insanlar ruhumu dinlendiriyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- "Sorma neden niçin, her şey yalnızlıktan.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- Küçüklüğümden beri böylesine şaşkın sorularla karşılaştığımda ne cevap vereceğimi bilemediğim için..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- Neden insanlar bu kadar az kitap okuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?&lt;br /&gt;- Neden balıklar su altında boğulmuyorlar? neden kediler hep dört ayaklarının üstüne düşüyor? neden sevdiğimiz ölüler ve sevmediğimiz diriler çok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1057595532393879709?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1057595532393879709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/neden-bu-kadar-cok-kitap-okuyorsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1057595532393879709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1057595532393879709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/neden-bu-kadar-cok-kitap-okuyorsun.html' title='Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6949760426127701312</id><published>2012-02-25T00:15:00.001+02:00</published><updated>2012-02-25T00:15:37.208+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 111..</title><content type='html'>111.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur olmaz ne varsa havale ettiğimiz zaman&lt;br /&gt;zaman ki bir yerde geçip gitmeye mecbur&lt;br /&gt;bir sen varsın her türlü geçmelerin dışında&lt;br /&gt;bir de haftada bir iki rakı içtiğim geceler&lt;br /&gt;aklımın ermediği bir yer burası bu dünya&lt;br /&gt;kediler ve zabıtalar ve benzini bitmiş zippo&lt;br /&gt;başımla beraber dönerken beraberimde her şey&lt;br /&gt;belki hayat aslında biçimsiz bir kontrplak&lt;br /&gt;kontrplak ki annemin en sevdiği malzemedir&lt;br /&gt;anneler neyin sevilmesi gerektiğini çok iyi bilir&lt;br /&gt;bir ben varım uzağında her türlü bilmelerin &lt;br /&gt;okuduğum kitaplar ve yalanlar ve yalanlar&lt;br /&gt;yavaş yavaş arttıkça kanımdaki ispirto&lt;br /&gt;şaşmaktan vazgeçiyorum anneme sana ve hayata&lt;br /&gt;hayat dediğimiz şey komple bir düzmecedir&lt;br /&gt;erken kaybeden herkes önce kendine yenilir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6949760426127701312?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6949760426127701312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/tesirsiz-parcalar-111.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6949760426127701312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6949760426127701312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/tesirsiz-parcalar-111.html' title='Tesirsiz Parçalar 111..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6107894547977601118</id><published>2012-02-22T19:51:00.002+02:00</published><updated>2012-02-22T20:02:02.052+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 110..</title><content type='html'>110.&lt;br /&gt;Bazı geceler, zaman duracak kadar yavaşlar. Böyle anlarda insan kendine anımsayıp kederleneceği bir anı seçer istemeden. Binlerce kötü anı içinden en çok canını yakanı bulup çıkartır bilinç ve öncesinin arafındaki çöplükten. Bazı geceler, zaman akmayı unutur. Canını ısırmak ister insan geçemeyen saatler boyunca. Belleği, yıllarca şımartıldıktan sonra terk edilen, artık sokak köpeği olmayı beceremeyen ama gidecek bir evi de olmayan zavallı bir kaniş acınasılığıyla oradan oraya atlayıp durur. Bazı geceler, zaman bir yerlerde takılıp kalır. Bazı şarkılar sadece böyle zamanda dinleyelim diye vardır. Bazı şiirler ancak böyle zamanlarda anlaşılabilir. Bazı hikayelere sadece ve sadece böyle zamanlarda katlanılabilir. Bazı geceler, zaman buzdan bir bıçak kadar sert, soğuk ve şeffaftır. Görünmez bir el onu ruhumuzun en hassas noktasına batırır..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6107894547977601118?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6107894547977601118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/tesirsiz-parcalar-110.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6107894547977601118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6107894547977601118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/tesirsiz-parcalar-110.html' title='Tesirsiz Parçalar 110..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7918115467313995306</id><published>2012-02-05T01:36:00.001+02:00</published><updated>2012-02-05T01:37:38.219+02:00</updated><title type='text'>Dayımın Arkasından..</title><content type='html'>Sen o başkasıydın sahi artık bizimle olmayan&lt;br /&gt;Ben ortalıkta dolaşan cep kanyağı muadili&lt;br /&gt;Herkesin mi canı yanar bu işte bir yalnızlık var&lt;br /&gt;Yalnız atlar bile koşamaz Napolyon'un atı hariç&lt;br /&gt;Napolyon ki Waterloo'yu gördü yine ölmedi&lt;br /&gt;Ölüm bu kolaysa da ha deyince ölünmüyor&lt;br /&gt;Dayım öldü üç gün önce kimse beni anlamıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Acta est fabula" diye bir şey gördüm ben bir yazı&lt;br /&gt;Çok içtim bu akşam rakı anlamadım başta bir şey.&lt;br /&gt;Ayıldım sonra öğrendim Sezar'ın son sözleriymiş&lt;br /&gt;Oyun bitti demekmiş bak sen allahın işine&lt;br /&gt;Oyun bitmez yüce Sezar sen bitersin ben biterim&lt;br /&gt;Dayım bile öldü bak yine oyun bitmedi&lt;br /&gt;Yaşamak kirli bir oyun yaşlandıkça anladım&lt;br /&gt;Anladım ağladıkça ağladıkça anladım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7918115467313995306?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7918115467313995306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/daymn-arkasndan.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7918115467313995306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7918115467313995306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/02/daymn-arkasndan.html' title='Dayımın Arkasından..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6727486164765616654</id><published>2012-01-31T02:42:00.000+02:00</published><updated>2012-01-31T02:43:04.077+02:00</updated><title type='text'>Blueski Şiir..</title><content type='html'>Gülümsemeli zamanlardı öncesi tarihimizin&lt;br /&gt;enteresan şeyler dinlerdik blueskiden güzeldi&lt;br /&gt;solcuyduk en önemli şey paylaşmak sanıyorduk&lt;br /&gt;baktık sonra gördük paylaştıkça azaldığımızı&lt;br /&gt;dağıldık azar azar sonunda bu hale geldik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbim, şimdi içimde katından ırak bir korku&lt;br /&gt;terli hayvanlar gibiyim yok yere telaşlanmış&lt;br /&gt;söylesene okuduğum kitapların hangisinde&lt;br /&gt;karşılığını bulabilirim hüznümün?&lt;br /&gt;büyüdükçe büyüyor öfkem anneme devlete kendime &lt;br /&gt;annem sinirlendiğinde epilepsi krizi geçiriyor&lt;br /&gt;ben desem bir yerinde takılıp kaldım hayatın&lt;br /&gt;ve devletin bekasından sual olunmaz amenna&lt;br /&gt;kendime gücüm yetmiyor&lt;br /&gt;devlete gücüm yetmiyor&lt;br /&gt;bir anneme yetiyor gücüm&lt;br /&gt;bağırıyorum avazım çıktığınca..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6727486164765616654?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6727486164765616654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/blueski-siir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6727486164765616654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6727486164765616654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/blueski-siir.html' title='Blueski Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6919488587936360898</id><published>2012-01-28T22:13:00.002+02:00</published><updated>2012-01-28T22:13:56.200+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 109..</title><content type='html'>109.&lt;br /&gt;Eskiden de zayıftım, hiçbir şeye gücüm yetmezdi, korkaktım.. Bir kere, tek bir kere üzerine gidebilseydim korkularımın her şey çok farklı olabilirdi. Olmadı,yapamadım. İlkokulda bir kız vardı. Gülistan.. Sınıfın bütün erkekleri kızın bıyıkları var diye gördükleri yerde acımasızca alay ederlerdi. İçimden hepsinin ağzını burnunu kırıp kızı kollamak geçerdi hep. Korktum.. Onlara katılıp, içim kan ağlarken ben de gülüp dalga geçtim. Sonra, yine ilkokulda okul müdürü herkesin içinde Murat'ı tokatlamıştı. Okulun hademesiydi Murat, dilsizdi. Temizlediği parke zeminin üzerine arkadaşlarım bilerek ayran dökmüşlerdi. Müdür de işini doğru yapmıyor diye gözümüzün önünde dövdü onu. Haykırmak, yakasına yapışıp onun suçu yok ,biz yaptık vurma ona demek istedim, diyemedim. Korktum.. Onlarla birlikte ben de güldüm. Mahalle arkadaşlarımın en büyük eğlencesi yakaladıkları cılız kedilerin kuyruklarına teneke bağlayıp çırpınmalarını seyretmekti. Her seferinde ruhum, kedilerin kuyruğundan daha çok kanardı .Bir kez olsun sesimi çıkaramadım, engel olamadım onlara. Korktum.. Sonra korkaklık karakterim oldu benim! İşe girdim kovulmaktan korktum, büyüdüm yaşlanmaktan korktum, aşık oldum terk edilmekten korktum. Sarhoş olur saçmalarım korkusuyla bir kez bile sonuna kadar içemedim, başkaları ne der dedim. Korktum.. Ölmekten korktum, gitmekten korktum, sevmekten korktum.. Korku bütün hücrelerimi ele geçirdi. Ve bu gün anlıyorum ki, ben aslında en çok korkularımla yüzleşmekten korktum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6919488587936360898?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6919488587936360898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-109.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6919488587936360898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6919488587936360898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-109.html' title='Tesirsiz Parçalar 109..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2189629963557159675</id><published>2012-01-27T01:07:00.000+02:00</published><updated>2012-01-27T01:08:32.191+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 108..</title><content type='html'>108.&lt;br /&gt;Zenon'un da dediği gibi. Akhillus bir kaplumbağayla yarışmaya kalkarsa eğer ve süratine güvenip kaplumbağanın koşuya biraz önden başlamasına izin verirse onu bir daha asla yakalayamaz. Ne demek istediğimi anlamayanlar bilgisayarlarının arama motorlarına Zenon Paradoksu yazıp Enter'a bassınlar çünkü benim kafam şu an detaylı olarak anlatabilecek kadar basmıyor. Küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. Bu baskılara bu sertliğe dayanamam diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor, biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor.. Zamanın her şeye ilaç olduğu, zamanla her acının azalıp sağalacağı, acının başlangıcında başkalarından duyduğum beylik laflarken nasıl da anlamsız geliyordu oysa. Olmaz diyordum, bütün insanlık yanılıyor. Beni anlamadıklarını zannediyordum, başlarından savıyorlar, geçer diyorlar, unutursun, azalır, yeni yaşantılar bindi mi acının üzerine bu günleri hatırlar gülümsersin. Evet, bu kez haklı çıktılar. Küçük zamanlar birikti ve tek başına hiçbir anlamı olmayan birbirlerinden bağımsız küçük yaşantılar iradem dışında bir araya gelip bana yeni bir şey öğretti. An ve zaman sabit aslında, küçük quarklardan başka bir şey değil süregeldiğini zannetiğimiz "zamanlar". Bir taraftan birikiyor ama öte yandan sabit. İlerlemiyor aslında, birikiyor ve yığılıyor.. Acıyı azaltan da aslında üzerinden zaman geçmesi falan değil bu birikme ve yığılma..Tabi bu söylediklerim yığılma ve birikmeler sonucunda güzel şeyler olacağı yanılsamasına zinhar neden olmamalı. Velhasıl, sakin olmak lazım. Akıllı olmak lazım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2189629963557159675?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2189629963557159675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-108.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2189629963557159675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2189629963557159675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-108.html' title='Tesirsiz Parçalar 108..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-818193235672783215</id><published>2012-01-26T15:07:00.000+02:00</published><updated>2012-01-26T15:08:23.027+02:00</updated><title type='text'>Yanlışlık !</title><content type='html'>Adamın biri yanlışlıkla ölür. Vadesi dolmamasına rağmen ölüm meleği onu başka biriyle karıştırıp canını almıştır. Ve bu yanlışlık epey bir zaman sonra fark edilir. Tanrı bizzat el koyar duruma ve ve bir yanlışlık yapıldığını bunun telafisi için ne yapabileceğini sorar. Başta dünyaya geri dönmek ister bizim adam ama sonra düşür ve 'amaan' der 'zaten pek matah bir hayat yaşadığım yoktu, siz en iyisi beni cennetinize alın ben orada takılırım.' Tanrı buna karşı çıkar. 'Hayır' der 'Daha vaden dolmadı, bir şekilde seni tekrar dünyaya göndermemiz lazım sıran geldiğinde cennet talebini değerlendiririz. Ama bizden kaynaklı bir mağduriyet yaşadığın için sana şöyle bir seçenek sunuyoruz. Yaşadığın en mutlu an hangisi söyle, seni o ana gönderelim vaden dolana kadar o anda yaşa. Sevinçle kabul eder adam bu teklifi ve düşünmeye başlar. Ömrü boyunca en mutlu olduğu zaman hangisiydi hatırlamaya çalışır. Sevgilisi ile ilk öpüştüğü an gelir aklına. Evet der içinden kendimi en mutlu hissettiğim an o andır. Beni tekrar o zamana gönderin ve ben sıram gelene kadar sevgilimle öpüşeyim. Peki der Tanrı ve adamı sevgilisiyle öpüştüğü ilk ana gönderir. Yalnız bununla yapılan hatayı telafi edemeyeceğini düşünerek adama söylemeden bir iyilik daha yapar. Ona insanların düşüncelerini okuma yeteneği de verir. Adam gözlerini açtığında kendisini sevgilisiyle öpüşürken ve kafasında şu seslerle bulur. 'Iyy nerden buldum bu sersemi şu öpüşme faslını bir an önce kesse de şu bahsettiği hediyeyi çıkarsa artık.' Adam okuduğu düşüncelerin dehşetiyle kızdan uzaklaşır ve Tanrıya yalvarmaya başlar. 'Yanılmışım Tanrım. Benim en mutlu olduğum an babamla birlikte lunaparka gittiğimiz ilk günmüş. Ne olur beni o zamana gönder.' Tanrı adama kıyamaz ve adam gözlerini açınca kendisini babasının elinden sıkı sıkı tutmuş küçücük bir çocuk olarak bulur. Babası gülümseyerek 'nasıl oğlum beğendin mi?' diye seslenir. Ama tam o esnada içinden de 'Hey allahım ya anasının da misafir ağırlayacağı tuttu, şimdi kahvede okey oynamak varken işin yoksa bu geri zekalıyı avut' diye geçirmektedir. Çocuk kafasını yukarı kaldırır ve Tanrı durumu anlar. Başka bir ana daha gider adam, sonra başka bir ana daha, sonra başka bir an... Hepsinin sonucu aynıdır. Bir sürü denemeden sonra adam artık emin olmuştur. Mutluluk dediğimiz şey kandırmacadan başka bir şey değildir ve ancak karşımızdaki insanların gerçekte ne düşündüğünü bilmediğimiz sürece mümkündür. Kendi mutluluğunu başka insanlarla tanımlayabilen biri gerçekte hiçbir zaman mutlu olmamıştır. Ve en sonunda der ki Tanrı'ya. 'Tanrım, benim gerçekte en mutlu olduğum an meleğinizin bana yanlışlıkla yaşattığı anmış, daha fazla oyalanmadan siz beni yine o ana gönderin..'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-818193235672783215?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/818193235672783215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/yanlslk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/818193235672783215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/818193235672783215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/yanlslk.html' title='Yanlışlık !'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2132357959911576100</id><published>2012-01-22T16:14:00.002+02:00</published><updated>2012-01-22T16:18:06.824+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 104-107..</title><content type='html'>104.&lt;br /&gt;Bazı şeyler söylenmez. Utanmakla ya da korkmakla alakası yoktur bunun. Bazen 'kelimeler bazı anlamlara gelmez.' Başkaları cehennemdir demiş Sartre taa ebesinin .mının bilmem kaç yılında. Eğer Sartre o zaman o lafı etmeseydi ben tam olarak şu an buna benzer bir laf edebilirdim. Derdim ki şimdi her insan birilerinin cehennemidir. Tabi bu lafı eden ben olduğum için bir bok anlaşılmazdı. Olsun, zaten hayatım tekrarlardan ibaret olan vahim bir anlatım bozukluğu olduğundan buna içlenecek falan değilim. Demem o ki hep birlikte oturup Ferdi Tayfur dinlesek her şey daha anlamlı olabilir. Evet birlikte. Ama ayrı ayrı ve başka başka yerlerde. Uzak duralım birbirimizden ve mütemadiyen Ferdi Tayfur dinleyelim. İlk paylaşımı en günahsızımız yapsın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;105.&lt;br /&gt;İsviçre'li psikolog Kübler-Ross üzüntü ile ilgili muazzam şemasında keder dediğimiz şeyin beş evreden geçtiğini söyler. İnkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul. Bu hiyerarşiyi bütün ömrümüze yayabiliriz aslında. Çok sevdiğimiz birinin ölümünü ya da ondan ayrılma sürecimizi düşünün örneğin. Bu durumla karşılaştığımızda ilk yaptığımız şey hayır demektir. Hayır, olamaz, bu benim başıma gelemez, bir yanlışlık olmalı, sakin ol her şey yoluna girecek.. Bu acıklı inkar evresinin hemen ardından öfke evresine geçeriz. O'na ya da kendimize acımasızca saldırmaya başlarız. Olağanüstü enerjik bir evredeyizdir. Lanet olsun, canı cehenneme, canım cehenneme, herkesin canı cehenneme, defolsun gitsin, iyi oldu vs.. Sonra öfke yatışır ve pazarlık evresine geçilir. Olacakları ertelemeye ya da en azından sonuçlarını hafifletmeye çalışırız pazarlık evresinde. Öfkenin yerini kaybetme gerçeğiyle karşı karşıya kalmanın burukluğu alır. Hatalarımızı düzeltmek için umutsuzca çabalar, öfke evresinde ağzımızdan çıkan kötü sözler için özürler diler, tutamayacağımız sözleri arka arkaya sıralar ve bir çıkış yolu bulmaya çalışırız. Elbete nafile bir çabadır bu. Hiçbir sonuç vermez ve biz korkunç bir değersizlik hissiyle depresyon evresine geçmiş oluruz. Yapabileceğim hiçbir şey yok deriz, hiçbir şeye gücüm yetmiyor, elinden hiçbir şey gelmeyen zavallının tekiyim ben ve başıma gelen her şeyi hakediyorum. Bu evre en tehlikeli evre olmakla birlikte (ki uzunluğu durumun vehametine göre diğer üç evreden çok daha fazla olabilir) aslında ışığın görülmesi açısından iyileşme öncesi evre olarak da nitelendirilebilir. Eğer bir şekilde ölmemeyi başarırsak kabul evresine geçeriz. Öfke evresindeki sahte kabullenişin yerini gerçek bir tevekkül ve kabul alır bu evrede. Olanları kabullenmeye başlayıp kendimize akacak başka mecralar aramaya başlarız. Tabi bu sıralama herkes için genellenemez. Evrelerin sıraları kişiye ve duruma göre değişebilir. Ama bu beş evre, her telafisi olmayan kayıpla birlikte yaşadığımız ve ölene kadar da yaşamaya devam edeceğimiz manik-depresif ruh hallerimizin en net sığınaklarıdır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;106.&lt;br /&gt;Hem ben eldiven takmam bilirsin ve ellerim hep üşür.. Hiç çıkarmayacak mıyım ceplerimden? Burnumun direği şimdiden sızlamaya başladı. Kaç şişe kanyak içsem sıfırdan başlarım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;107.&lt;br /&gt;Bilmem kaç milyar yıldır durmaksızın kendisinin ve kocaman bir ateş topunun etrafında dönen bir dünyada yaşıyoruz ve birileri bizi kararsız olmakla suçluyor. Önce şu lanet olası gezegen sabit bir nokta beğenip dönmeyi kessin sonra biz ruhumuza akacak mecra aramaktan vazgeçelim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2132357959911576100?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2132357959911576100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-104-107.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2132357959911576100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2132357959911576100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-104-107.html' title='Tesirsiz Parçalar 104-107..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4386741833656271318</id><published>2012-01-14T13:14:00.002+02:00</published><updated>2012-01-14T13:17:28.055+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz  Parçalar 100-103..</title><content type='html'>100.&lt;br /&gt;Ama sen o kadar inançla söylüyorsun ki bunu. Büyümemek ve oyun oynar gibi yaşamak neredeyse tutku olmuş sende. Ben de oyun bozan olmak istemediğim için gitmekten bahsediyorum. Çünkü bazı oyunlar seyredilmez. Ya dahil olunur bazı oyunlara ya da çekip gidilir ortası yoktur. Tabi senin kafandaki çeviri merkezi o kadar saçma sapan çalışıyor ki bundan çıkardığın anlama şaşırmadım. Ama yine fena halde yanıldın. Dilediğince oyna içinden geldiği gibi davran dedim ama o kısacık cümlenin içinde söyleyemediklerimi görmedin sen. Orada bir hayıflanma var her şeyden önce, sonra feci bir imrenme ve özenme. Hayatta en çok övündüğü şeyi, içinden geldiği gibi oyunlar oynayıp yaşamayı artık beceremediğini düşünmeye başlayan bir adamın samimi bir kıskançlığı var orada. Artık bana yakışmayan şeylerin sende nasıl da güzel durduğunu fark etmek ve iç çekmek var orada. Kelimelerin ekonomik kullanımına bakıp tuhaf yorumlar çıkarmak da bir tür oyun mu yoksa. Eğer öyleyse kızmamalıyım değil mi? Belki bu da oyuna dahildir kim bilir? Oyuna devam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;101.&lt;br /&gt;Ben olmasam ne olur? Ne zaman kendimi biraz da olsa önemsediğimi fark etsem aklıma hemen Yılmaz Odabaşı'nın dizeleri gelir.&lt;br /&gt;"Şimdi ölsek; en fazla kahvede çaylar soğur.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;102.&lt;br /&gt;Kendimi dahi anlamına gelen -de gibi hissediyorum. Diğerleriyle bitişik durduğum zaman huzursuzlanıyor, sırıtıyor, eğreti gibi oluyorum. Benim ayrı yazılmam lazım kimselerin yanına yakışmıyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4386741833656271318?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4386741833656271318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-100-103.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4386741833656271318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4386741833656271318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2012/01/tesirsiz-parcalar-100-103.html' title='Tesirsiz  Parçalar 100-103..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1565922930304624426</id><published>2011-12-31T00:14:00.002+02:00</published><updated>2012-01-02T23:30:09.601+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 97-99..</title><content type='html'>97.&lt;br /&gt;Hiç tanımadığımız manyağın teki rüyasında bizi görüyor. Mutlu olduğumuzu zannediyoruz ama aslında mutluluğumuzun asıl kaynağı herifin yatmadan önce bolca içtiği rakı. Kafayı iyice bulduktan sonra sızıp kalan esas adam alkole bulanmış bilinç altında bir kadın ve bir adam yaratıyor. Ve dudaklarının kenarından salyalar sızdırarak içinde ikimizin olduğu romantik bir film izlemeye başlıyor. Adamı tanımıyoruz. Adam bizi tanımıyor. Aslında birbirimizi de tanımıyoruz. Hatta birbirimiz diye bir şey yok. Kimse kimseyi tanımıyor. Manyağın teki uyuyor ve rüyasında bizi görüyor. Mutluluk zannettiğimiz şeyin ömrü o kadar kısa ki. Aniden çalan bir kapı ya da telefon zili, adamın çişinin gelmesi, susaması yahut birdenbire uyanıvermesi ebedi zannettiğimiz mutluluğu ebediyen yok ediverecek. Ama şimdilik bunların hiçbirinin farkında değiliz. Manyağın biri uyuyor. Kafası acaip güzel. Rüyasında bizi görüyor. Dudaklarının kenarından sızan salyaları mutluluk göz yaşlarımız zannediyoruz. Şimdilik her şey yolunda. Adam horul horul uyuyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;98.&lt;br /&gt;Ama sen bir şeyler söylesen ben anlardım. Söylemedin. Anlamlı anlamlı sussaydın en azından o bile bir şey demek olurdu. Olmadı. Bir sürü laf edip hiçbir şey söylememeyi nasıl başardığını hala almıyor yarım aklım. Şu an tek bir kelimesini bile hatırlamadığım bir dolu laf edip hiçbir şey söylemeden gittin. Senden geriye ara sıra hatırlayıp gözlerimin yaşarmasına neden olacak iç burkan bir çift laf bile kalmadı. Çok ayrılmalı elvedalı film izlemiştik oysa beraber. Hiçbirinin sonu böyle bitmiyordu. Şöyle afili bir veda bile edemedik birbirimize. Kendine iyi bak böylesi ikimiz için de en iyisi türünden laflar ediyordun gider ayak, ben de bende kalan bir kaç kitabını en kısa sürede iade edeceğim türünden saçmalıklarla mukabelede bulunuyordum. Adam gibi ayrılmayı bile beceremedik, sanki işleri bozulduğu için yolları ayıran iki müflis tüccar gibiydik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;99.&lt;br /&gt;Dilim ve beynim arasındaki mesafe ancak ışık yılıyla ölçülebilir gibi gelmiştir bana hep. Bazen konuştuklarım düşündüklerimin tam tersidir, bazen düşündüklerimin ancak bir kısmını söylerim bazen de düşünmeye üşenip kelimeleri yontmadan ağzımdan çıktığı gibi savururum boşluğa. Bu yüzden başıma gelmeyen kalmadı ama yine de şikayet ediyor değilim. Kendime dair sevdiğim çok az şey vardır ve bunların başında da bu durumum gelir. İnsan ırkıyla aramızdaki en büyük uyuşmazlık nedeni de bu durumdur zaten. Onlar insanları ağızlarından çıkanlara göre değerlendirir ben ise bir türlü çıkamayanlarla ilgilenirim. Ee insanlara bu kadar atıp tutuyorsun peki ama sen nesin diyenlere de cevabım şudur. Ben mi? Ben ne miyim? Daha önce de söylemiştim. Ayıyım ben ayı, bildiğiniz ayıyım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1565922930304624426?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1565922930304624426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-97-99.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1565922930304624426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1565922930304624426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-97-99.html' title='Tesirsiz Parçalar 97-99..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7375767942192875155</id><published>2011-12-27T01:01:00.001+02:00</published><updated>2011-12-27T01:04:37.616+02:00</updated><title type='text'>Yılbaşı Şiiri..</title><content type='html'>sen o çatılar gibisin üzerine&lt;br /&gt;yılbaşında kar yağmayan aptal turuncu kiremitli&lt;br /&gt;kandırdılar işte bizi bu kadar zaman&lt;br /&gt;naylon çam ağaçlarını gerçek diye yutturdular&lt;br /&gt;anla artık noel baba son derece şerefsiz&lt;br /&gt;hayatta yolu düşmez fakirlerin evlerine&lt;br /&gt;eve tek parça gelen babaların hala&lt;br /&gt;çocuklar için mutluluk sebebi olduğu bu zamanda&lt;br /&gt;'Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun'&lt;br /&gt;allah aşkına siktir et yılbaşı partilerini&lt;br /&gt;ayrıca ülkenin anasını ağlatanlar&lt;br /&gt;birlikte oy verdiğimiz partilerdir unutma..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7375767942192875155?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7375767942192875155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/ylbas-siiri.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7375767942192875155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7375767942192875155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/ylbas-siiri.html' title='Yılbaşı Şiiri..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7347015351124735765</id><published>2011-12-21T22:51:00.003+02:00</published><updated>2011-12-21T23:07:30.278+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 94-96..</title><content type='html'>94.&lt;br /&gt;Sığınabileceğim bir yenilgi bile yok. Kendime söyleyecek söz bırakmadım. Keşke büyük yanlışlar yapsaydım sana. Yanlışlıkla başlamıştı oysa hikaye. Sonra ben her şeyi doğru düzgün yapmaya çalıştım. Düzgün bir adam olayım istedim ilk kez. Öyle şeyler yapayım ki benimle gurur duy. Kafan hiç karışmasın, bir an bile tereddüt etme. Olmadı.. Benim kendimde beğenmediğim ne varsa seni onlar baştan çıkarmış meğer. Ben derleyip toparladım derken kendimi, "sen artık başka biri oldun" dedin ve gittin. Büyük kavgalar etseydik keşke seninle. Küçük tartışmalarla törpüleyip bütün öfkemi, yordum başından beri kendimi. Sonra asıl meseleye geldik. Ama benim kavga edecek gücüm kalmamıştı. Ben sustum, sen gittin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;95.&lt;br /&gt;Uzunca bir süre vardiyalı çalıştı babam. Ve hep yorgundu. Gece çalıştığı zamanlar yorgun ve uykusuz gelirdi eve, gündüz çalıştığı zamanlarda da yine yorgun ve uykusuz olurdu. Çocukluğumun özeti uyuyan babamı uyandırmamak için gürültü yapmaktan korkup içimden konuşmaya çabalamaktır dersem yalan söylemiş olmam. Kardeşlerimle bir tür az sözlü bol işaretli iletişim şekli icat ettik kendimize çocuk aklımızla. O günlerden miras olsa gerek hep az laf edip çok anlaşılmak istedim. Hatta bazen hiç konuşmadan anlaşılabilmek uğruna az lafla anlaşılabilme ihtimallerimi bile sakat bıraktım. Ergenliğim boyunca anlaşılamamaktan şikayet ettim hep, büyüğümde de anlaşılmaya çalışmaktan vazgeçtim. Yarım aklımın bana öğrettiği en önemli şey bu olsa gerek. Kimse kimseyi anlamaz, kimse kimseyi yeterince dinlemez, sadece ve sadece dinler gibi görünür ve sıranın bir an önce kendi anlatacaklarına gelmesini bekler. Çok zaman geçti. Baba olamadım. Ama baba mirası mıdır nedir bilmem eve yorgun ve uykusuz gelmeye başladım hep. Tabi biraz geliştirdim bu genetik bayrak yarışını. Eve yorgun ve uykusuz gelip evden yorgun ve uykusuz çıkmayı başarabilecek kadar geliştirdim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96.&lt;br /&gt;Sen Aralığa duyarlısın kış dendi mi üşürsün&lt;br /&gt;Ben panik yaparım hemen dünyayı yakmaya kalkarım&lt;br /&gt;Bahar gelir sonra gidersin unutulur bütün girişimlerim&lt;br /&gt;Sevgilim aslında iç çekmelerimiz bile yalan&lt;br /&gt;Bir yalanın üstüne yatarken göz göre göre&lt;br /&gt;Yalansız bir öpüşmeden daha soylu ne olabilir?&lt;br /&gt;Görmezden gelirim dert değil daha epey var bahara&lt;br /&gt;Tek sen üşüme sevgilim bütün karlar bana yağsın&lt;br /&gt;Arka cebimde kanyak var iç bir yudum ısınırsın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7347015351124735765?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7347015351124735765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-94-96.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7347015351124735765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7347015351124735765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-94-96.html' title='Tesirsiz Parçalar 94-96..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1136087774842008318</id><published>2011-12-18T00:53:00.004+02:00</published><updated>2011-12-18T01:01:42.623+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 92-93..</title><content type='html'>92.&lt;br /&gt;Susmalarımı konuştuklarıma say. Ve sen de sus mümkünse. Her günü ayrı günah sayılacak o kadar zamanı birbirimizden habersiz yaşadık biz. Sonra merhamet etti Tanrı, bizi karşılaştırdı. Şimdi bu zamana kadar birbirimizde geç kaldığımız ne varsa izin ver hepsini tamamlayayım. O kadar çok boş konuştuk ki başka başka insanlarla artık bundan sonra edeceğimiz her laf teferruat. Sus.. Beni de sustur. Renkli elişi kağıtlarına hayallerimizi nakşedelim, farklı şekillerden aynı anlamları çıkaralım sonra. Sonra.. Sonrasının ne önemi var? Durma. Bende eksik olan ne varsa sende olanlarla tamamla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93.&lt;br /&gt;Başka her şey ihtimaldi&lt;br /&gt;gelirdin ya da gelmezdin&lt;br /&gt;olurdu ya da olmazdı&lt;br /&gt;severdin ya da sevmezdin&lt;br /&gt;ölürdüm ya da yaşardım&lt;br /&gt;ortasında 'or not' olan&lt;br /&gt;'to be' ydi başka her şey&lt;br /&gt;başka her şey detaydı&lt;br /&gt;olurdu olmasa da&lt;br /&gt;olmamış olan her şey&lt;br /&gt;başka her şey komikti&lt;br /&gt;tuhaftı&lt;br /&gt;anlamsızdı&lt;br /&gt;sen vardın o sıra bir tek sen&lt;br /&gt;başka her şey saçmaydı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1136087774842008318?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1136087774842008318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-92-93.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1136087774842008318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1136087774842008318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-92-93.html' title='Tesirsiz Parçalar 92-93..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-5872749741605700529</id><published>2011-12-13T23:06:00.000+02:00</published><updated>2011-12-13T23:07:39.576+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 90-91..</title><content type='html'>90.&lt;br /&gt;Neden sen peki? Cevabın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini bile bile bu soruyu sormaktan alıkoyamıyorsun kendini. Neden sen? O kadar çok cevabı olabilir ki aslında bu sorunun. Tuhaflığın, egzotik hayvanların zengin safari düşkünlerinde uyandırdığı meraka benzer bir çekiciliğe yol açmıştır belki. Ya da seni uzaktan tanıyanların zaman zaman söylediği o izafi derinlik ve herkesin ittifakla kabul ettiği sinir bozucu kayıtsızlık. Belki de tesadüfen olmuştur. Öylesine çıkıvermişsindir karşısına, birdenbire! Elbette o senin hayatına birdenbire girmedi, başından beri söylüyorsun bunu zaten. Ama sen onun hayatına birdenbire girmiş olabilirsin. Artık hiçbir önemi olmasa da, sırtından yediği bıçakla ölmek üzere olan birinin içgüdüsel olarak katilinin suratını görmek istemesine benzer bir merakla düşünüyorsun bunu. Neden sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91.&lt;br /&gt;Oysa insanlardan uzun zaman önce umudunu kesmiş, onlardan bir şey beklememeye ve kendi düzenini kurmaya karar vermiştin. Biliyordun ki bir insanın başka bir insanı anlayabilmesi ancak çok özel durumlarda mümkündü ve sen hiçbir zaman hiç kimse için o kadar da özel olmamıştın. Ve yine çok iyi biliyordun ki durup herhangi bir kimseyle bunun denemesini yapmaya bile değmezdi. Şaşmaz nedensellik ilkesine tabi bir takım tabiat olayları gibi beşeri kurallar vardı. Ateş yakar, su boğar, insan anlamaz.. Yüzlerce hayal kırıklığı, küçük düşme, yüzüstü bırakılma ve her koşulda anlaşılamama deneyimi sana bunu öğretmişti. 'Hayatın ciddiye alınmasını istediğin bir oyundu' ve kimselerin durup bununla uğraşacak zamanı yoktu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-5872749741605700529?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/5872749741605700529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-90-91.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5872749741605700529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5872749741605700529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-90-91.html' title='Tesirsiz Parçalar 90-91..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1936169875163413787</id><published>2011-12-06T21:05:00.001+02:00</published><updated>2011-12-06T21:05:48.904+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 89..</title><content type='html'>89.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükken sayıları son derece az ve aşırı derecede mütevazı olmalarına rağmen çok sevdiğim oyuncaklarım vardı. Ve onları birileriyle paylaşma fikrinden bile nefret ediyordum. Ancak müşterek bir oyunun parçası olunca bir işe yarayacağını bildiğim için hiç futbol topum olmadı mesela. En sevdiğim oyuncaklarımı birileri elimden alır ya da benden izinsiz oynamaya kalkarlar korkusuyla evden hiç çıkarmadım, hatta iki odalı evimizde bir şekilde yaratmayı başarabildiğim gizli saklı köşelerde kardeşlerimden bile sakladım elimden geldiğince. Ama neredeyse hiç yalnız kalamadığım düşünülünce de şu garip çelişki kendiliğinden ortaya çıktı; en sevdiğim oyuncaklarım neredeyse hiç gün ışığına çıkaramadığım ve oynayamadığım oyuncaklar haline geldi. Eskir diye giymeye kıyamadığım sevdiğim kıyafetlerim küçük gelince otomatik olarak kardeşime devredildi. Ve birdenbire bitmesin diye ibadet hassasiyetiyle küçük küçük parçalarla ısırdığım dondurmaların yarısı ben yiyemeden eridi. Kremalı bisküvilerin bisküvilerini önce kremalarını sonra yedim hep ama sıra kremaya geldiğinde yediğim bisküviler beni tıkadığından hayal ettiğim tada hiç ulaşamadım..&lt;br /&gt;Çok sonraları bunun bir tür kader olduğunu anladım. Kimi ya da neyi sevdiysem en az onunla vakit geçirebildim. Hiçbir şeyi ya da hiç kimseyi doya doya, tadını çıkara çıkara sevemedim. Elimden alınır ya da kaybederim korkusu içimden gelenlerin bir adım önündeydi hep. Çok sonra anladım ki ben aslında sahip olduğumu zannettiğim tüm sevdiklerimi en baştan kaybettim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1936169875163413787?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1936169875163413787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-89.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1936169875163413787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1936169875163413787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/tesirsiz-parcalar-89.html' title='Tesirsiz Parçalar 89..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-24879689238700315</id><published>2011-12-03T00:20:00.001+02:00</published><updated>2012-02-03T13:14:29.862+02:00</updated><title type='text'>Bir ihtimal daha var..</title><content type='html'>Sevdiğimiz ölüler var ve sevmediğimiz diriler çok&lt;br /&gt;Geçtim aralarından kirin pusun ve telaşın&lt;br /&gt;Gövdemden geçtim önce sonra aklımı kaybettim&lt;br /&gt;Yalnızdım hep ve bunu mesele yapmayacak kadar&lt;br /&gt;Şuursuzdum sanırım son çare sana geldim&lt;br /&gt;Merhamet et merhamet bir bakışınla mümkün&lt;br /&gt;Çok zaman kaybettim çok üzgünüm ne desem boş&lt;br /&gt;İhtimal var bir daha o da ölmek olmasa keşke !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akla ziyan kaygılara fon oldu zavallı ömrüm&lt;br /&gt;Mezarlık dolusu sessizlik ve uğultu ve yalnızlık&lt;br /&gt;Kalabalıklaşsak ya ikimiz herhangi bir coğrafyada&lt;br /&gt;Sen acını unutursun ben gülmeyi hatırlarım&lt;br /&gt;Böylece uzanırız sereserpe bir hasıra&lt;br /&gt;Öylece kalakalırız akmayı unutur zaman&lt;br /&gt;Belki diyorum belki bir ihtimal daha var&lt;br /&gt;Bir ihtimal daha var o da ölmek mi sensiz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-24879689238700315?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/24879689238700315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/bir-ihtimal-daha-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/24879689238700315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/24879689238700315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/12/bir-ihtimal-daha-var.html' title='Bir ihtimal daha var..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2770707709382608576</id><published>2011-11-27T00:45:00.001+02:00</published><updated>2011-11-27T00:47:20.787+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 86-88..</title><content type='html'>86.&lt;br /&gt;Çok zaman geçti ardından olup bitenlerin&lt;br /&gt;veremem hesabını battım komple günaha&lt;br /&gt;düşünürken seni histerime katık ederek&lt;br /&gt;tükettiğim içkinin haddi hesabı yok&lt;br /&gt;ağladım çok sigaramı söndürdü gözyaşlarım&lt;br /&gt;göz göre göre göz yumdun sesin bile çıkmadı&lt;br /&gt;terk etmek görkemine yakışır bir gerekçeyle&lt;br /&gt;yalandan da olsa anlamlandırmalı&lt;br /&gt;Sevgilim saçma sapan bir gerekçeyle&lt;br /&gt;Saçma sapan bir gerekçeyle terk ettin sen beni&lt;br /&gt;Terk etmek geride karışıklık bırakmamalı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah ne varsa beraber sevmeye yetişemediğimiz&lt;br /&gt;Yokluğunda hepsini birer birer seviyorum&lt;br /&gt;Sararmış yapraklar yavru kediler evsiz çocuklar falan&lt;br /&gt;Bir sürü şey var daha ne olur beni konuşturma&lt;br /&gt;Gitmek dediğin nevi şahsına münhasır olmalı&lt;br /&gt;Olmaz böyle yokluğunda avurtlarım acıyor&lt;br /&gt;Acı ya da anla ya da ağla ya da ağlama&lt;br /&gt;Ağlamak gıyabında bir tek bana yakışıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklım ermiyor kendime ne desem bir şeyler eksik&lt;br /&gt;nerde akşam orda sabah sorma içim kan ağlıyor&lt;br /&gt;Sevgilim sana dair şeyler var götürmediğin&lt;br /&gt;sırası geldikçe hepsi ayrı ayrı can yakıyor&lt;br /&gt;Ağrımı anneme anlatıyorum son çare&lt;br /&gt;Annem romatizmasından başka hiçbir şeyi dinlemiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87.&lt;br /&gt;Yalnızlığa tahammülsüzlüğü o zamanlardan miras kalmış olmalı. Onlarla beraber olabilmek pahasına içini acıtan her şeye ses çıkarmadan katlanıyordu. Tabiat ve eşya da o zamanlardan oyun oynamaya başlamıştı onunla. Mevsimine göre giyinmek diye bir şey vardı mesela ama o hiçbir zaman bunu becerememişti (hala da beceremiyor ya ) Yağmur altında giydiği incecik penyeler ya da otuz derecede giydiği uzun kollu hırkalarla alay konusu olmaktan kurtulamıyordu. Neden en azından hırkayı çıkarmak aklına gelmiyordu? Belki de geliyordu da mahsustan böyle yapıyordu. Bilinçaltı denilen bir şey vardı -tabi o zamanlar onun bundan haberi yoktu- ve o mekanizma ona böyle şeyler yaptırıyordu. Aykırı ol! Böyle yaparsan seninle ilgilenirler. İlgisizliğe, bir kenarda unutulmaya tahammülsüzlüğü de o zamanlardan başlamış olmalı. -Hava sıcaksa hırka soğuksa ince penye giymelisin böylece istemediğin kadar ilgilenirler seninle- Onunla alay etmelerini, yok saymalarına yeğliyordu belki de. Her şeyiyle o kadar sıradandı ki dikkat çekmek için fazla bir şansı olduğu da söylenemezdi haliyle. Ne sıra dışı fikirleriyle arkadaşlarını peşinden sürükleyecek lider ruha sahipti, ne ilgi çekecek kadar yakışıklıydı ne de arkadaşlarını gazoz ya da simitle bağlayacak kadar zengin. Herkesten kötü top oynuyor, herkesten yavaş koşuyor, kendisinden daha küçük çocukların tırmandığı ağaçlara tırmanamıyor ve aklınıza gelebilecek her şeyden ölümüne korkuyordu. Henüz hiçbir şey kaybetmemişti ama ileride kaybedecekleri içine doğmuş gibi anlamsızca tutunmaya çalışıyor, omurgasız bir hayvan gibi oradan oraya sürünerek ve kendisinde olmayan tüm bu çocuk becerikliliklerini görmezden gelerek aralarına karışmaya uğraşıyordu. Okul denen ucube hayatına girene kadar olanca saflığıyla sürdürdü bu çocukluk oyunlarını ve derken günün birinde babası elinden tutup onu oraya götürdü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88.&lt;br /&gt;Hayatım boyunca gıpta ettiğim hatta sinir olacak kadar kıskandığım tek varlık Ayı’dır. Ayı ayı evet, bildiğin ayı. Kafalarına göre yatıp bir mevsim boyunca uyuyabildiklerini bilmek asabımı bozuyor. Dünyada bundan daha konforlu bir şey olabilir mi acaba? Düşünsenize Aralık gibi uykuya dalıp Mart sonuna doğru uyandığınızı. Ayı olsaydım keşke. Gerçi sağdan soldan sık sık ayı olduğuma dair laflar duyarım ama mecazen değil gerçekten kürklü pençeli bir ayı olmayı çok isterdim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2770707709382608576?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2770707709382608576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-86-88.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2770707709382608576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2770707709382608576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-86-88.html' title='Tesirsiz Parçalar 86-88..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7660740746491354213</id><published>2011-11-22T21:09:00.001+02:00</published><updated>2011-11-22T21:10:57.180+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 83-85..</title><content type='html'>83.&lt;br /&gt;Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için der üç silahşörler. Bense henüz altı yaşındayken top oynamaya çalıştığım çocuk kalabalığının suratına haykırdım yaşam mottomu. Hala da her zaman, her yerde, herkese aynı şeyi söylüyorum. Hepiniz birsiniz ben tekim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;84.&lt;br /&gt;Bütün hayatı boyunca çalıştı babam. Bizleri okutabilmek, bitmek bilmeyen saçma sapan isteklerimizi karşılayabilmek için sabahtan akşama kadar otuz yıldan fazla çalıştı. Hayat bana sokaklarda orantısız güç uygularken ve ne zaman kimin elinde patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi ortalıkta dolaşıp dururken ben, annemin saçlarının yarısı cam kenarına büzülüp gecenin bir yarısı eve dönmemi beklerken ağardı. Elli bir yaşında annem ama en az yetmiş yaşında gibi gösteriyor. Babam desen ona keza. Ve ben bu yaşıma kadar belki de bir hiç uğruna ziyan ettikleri ömürlerinin küçük bir tesellisi sayılabilecek, onların gurur duyabileceği hiçbir şey yapamadım. İlk fırsatta kaçtım yanlarından, anlatması bile yıllar sürebilecek türlü türlü saçmalıklardan sonra da son çare tekrar yanlarına sığındım. Biraz daha buruşmuştu derileri, saçları neredeyse tamamen ağarmış, dişleri dökülmüş. Ama bebekliğimden beri bana bakarken ışıl ışıl olduklarının farkında olduğum gözlerindeki parıltı bıraktığım gibi duruyordu işte. Ve benim için en acı olan da buydu galiba. Umutlarını kesmiş olmalarını ne kadar da isterdim oysa. İsterdim ki bütün dünya gibi onlar da benim adam olamayacağımı fark etmiş olsunlar. Bana dair ya da benimle ilgili hayaller kurmaktan vazgeçsinler isterdim. Defol git demelerini isterdim, nerede kaybettiysen hayatının ışıltısını orada iyileştir yaralı ruhunu. Demediler. Tek bir kötü söz çıkmadı ağızlarından. Ne ben değişebilirdim oysa ne de onlar gurur duyabilecekleri bir çocuğa sahip olabilirlerdi. Yine de seslerini çıkarmadılar. Babam usulca seccadesine akıttı herkesten gizlediği gözyaşlarını annem de artık tamamen bembeyaz olan saçlarını taramaktan bile vazgeçip ‘oğlum’ dedi sadece ‘Aç mısın? Isıtayım mı yemeği?’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;85.&lt;br /&gt;Şu an Yakutistan’da, Norfolk Adası’nda, Kuzey Osetya’da ve Ningxia Huizu Özerk Bölgesi’nde yaşayan bir sürü insan bizim varlığımızdan haberdar bile değil. Şu an Gagavuzya’da ve İngiliz Virgin Adaları’nda sevişen çiftler vardır kuvvetle muhtemel. Tam şu anda Güney Georgia ve Güney Sandwich Adalar’ında ağlayan çocuklar, Zhuang Özerk Bölgesi’nde ve Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde gülen çocuklar, Udmurtya ve Fransız Polinezyası’nda ne yaptığını bilmeden dolaşan çocuklar vardır. Karakalpakistan’da bir genç kız terk edilmeyi gururuna yediremediği için intihar etmek üzere olabilir şu an. Tam olarak şu an Koryak Özerk Bölgesi’nin saçma sapan boşluğunun ortasında kör bir dilenci siftah yapamamanın hüznünü yaşarken bir taraftan da akşam ne yiyeceğinin muhasebesini yapıyor olabilir.. Dünya sandığımızdan çok daha büyük ya da biz düşündüğümüzden çok daha küçüğüz ya da her ikisi birden bilemedim şimdi. Bildiğim tek şey, kendimizi gereğinden fazla önemsememizin ve dünyayı kendi zavallı çapımızdan ibaret sanmamızın zavallı bir halüsinasyondan başka bir şey olmadığıdır hepsi bu..&lt;br /&gt;Çağrı Ener Dinleyici abime sevgilerimle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7660740746491354213?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7660740746491354213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-83-85.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7660740746491354213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7660740746491354213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-83-85.html' title='Tesirsiz Parçalar 83-85..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1273004219024098860</id><published>2011-11-13T00:44:00.005+02:00</published><updated>2011-11-13T02:08:20.430+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 79-82..</title><content type='html'>79.&lt;br /&gt;Begonyalara altı ay su vermesen de ölmezler. Katkısız ananas suyu güneş altında iki sene bozulmadan kalabilir. Leoparlar ve Jaguarlar elli yılda bir törenle sevişirler ve bu sevişmeden Jeopar adı verilen yavrular doğar. Bir rakı şişesinin kapağını Ay'da açarsan içindeki alkol sonsuza kadar uçmaz. İnsanlar zamanla değişir ve ben görüp görebileceğin en büyük yalancıyım. Söylediklerimi boşver konuşamadıklarımı ciddiye al. Yanında huzur içinde susabileceğim bir insan bulabilmek için kenar mahalle kahvelerinde çok on iki sekiz nöbeti tuttum ben. Beni affetme. Anlama da. Hayatımın özeti düzeltilemeyecek kadar vahim bir anlatım bozukluğu. Beni daha fazla konuşturma. Ben susayım, sen ağla.. Gusül abdesti alabileceğim kadar gözyaşı biriktir benim için. Sonra beraberce çayıma siyanür karıştıralım. Önce göm beni, sonra anla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80.&lt;br /&gt;Hayatım boyunca beni en çok etkileyen cümle.. Başı sonu önemli olmayan bir şiirin orta yerinde çıldırmış bir hançer gibi her hatırladığımda içimi delik deşik eden tek bir cümle..&lt;br /&gt;" Diş değil tırnak değil bir mendil niye kanar? "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81.&lt;br /&gt;Olup biten her şeye rağmen bir yerden sonra normalleşip aranıza karışabilir, sizlerden biri olabilirdim. Zayıf iradem ben istemesem bile beni o noktaya fırlatırdı kuvvetle muhtemel. O iki adamla karşılaşmasaydım tabi. L.F.Celine ve T.Bernhard insan ırkı ile ilgili son güven kırıntılarıma da tecavüz edip, yazdıkları her satırla beynime şunları kazıdılar.. " İnsan mı? Hadi oradan. Başkaları cehennemdir.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82.&lt;br /&gt;İnsan ara vermeden en fazla yirmi saniye gülebilen ve yine ara vermeden saatlerce ağlayabilen bir hayvandır. Doğduğumuzda ilk yaptığımız işin ağlamak olmasının bir anlamı olmalı. 'Oku' diye başlar Kuran ve 'Önce kelime vardı' diye başlar Yuhanna'ya göre İncil. Eğer bir ahir zaman peygamberi olsaydım ve yeni bir din yaymak için kullansaydım sözükleri 'ağla' diye başlardım. Ağla.. Ağla çünkü ağlamadan anlayamazsın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1273004219024098860?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1273004219024098860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-78-82.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1273004219024098860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1273004219024098860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-78-82.html' title='Tesirsiz Parçalar 79-82..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4384016665289348201</id><published>2011-11-12T00:41:00.000+02:00</published><updated>2011-11-12T00:42:07.942+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 78..</title><content type='html'>78.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah nasıl da uzağımda yakın olması gerekenler&lt;br /&gt;Üç beş nöbeti sonrası yorgundum feci sen yoktun&lt;br /&gt;Vardiyası başlamıştı tekstil işçisi kadınların&lt;br /&gt;Üçüncü sınıf saatlerin kıytırık alarmlarıyla&lt;br /&gt;Birinci sınıf rüyalardan uyanan el kadar kadınlar&lt;br /&gt;Serde eski solculuk var bir an üzülür gibi oldum&lt;br /&gt;Sonra sen aklıma geldin sahi nasıl da yoktun&lt;br /&gt;Bana ne ulan dedim bana ne bütün bunlardan&lt;br /&gt;Sahile atacak oldum sahipsiz bedenimi&lt;br /&gt;Yarı yolda fark ettim bu şehirde deniz yoktu&lt;br /&gt;Akmalara üşenen saçma sapan bir ırmağın&lt;br /&gt;Yosunlarından utanan gölgesine sığındım&lt;br /&gt;Üç beş nöbetinden çıkmıştım feci yorgundum sen yoktun&lt;br /&gt;İşe giden kadınlar umurumda değildi&lt;br /&gt;Birden başlayan yağmura ağız dolusu küfrettim&lt;br /&gt;Bozuk bir plak gibiydim aynı şeyi sayıklayan&lt;br /&gt;Geçtim bütün heveslerden bir senden vazgeçmedim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4384016665289348201?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4384016665289348201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-78.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4384016665289348201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4384016665289348201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-78.html' title='Tesirsiz Parçalar 78..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6296526445250394526</id><published>2011-11-09T00:34:00.001+02:00</published><updated>2011-11-09T00:36:01.569+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 77..</title><content type='html'>77.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının hayatını yaşıyoruz hepimiz. Ama en çok kendimize öfkeleniyoruz. İçiçe geçmiş hayatlar. Başkası dediğim, bizim dışımızdaki herkes. Otuz yıldan fazla yaşadım ne anlayabildim kendimi ne ayarlayabildim. Kendim dediğim gerçekte kim ondan bile emin değilim. Bazen çok önemli olduğum hissine kapılıyorum ama bir süre sonra bütün uzuvlarımla bu hisse gülüyorum. Dünyanın en önemli adamı bile olsam otobüse biniyorum mesela. Ve o an o otobüsün şoföründen daha önemli hiçbir şey olmuyor. Kafası bozulsa adamın kırsa direksiyonu karşıdan gelen tırın üzerine, sıçtık. Sistemin bize çaktığı alışkanlıklar beynimizi uyuşturuyor. Her zaman sigara aldığım mahalle bakkalına gidip sigara istediğimde ve kalmadı abi lafını duyduğumda panik oluyorum mesela. Ne yapacağımı ne içeceğimi şaşırıyorum. Az önce satırlarıyla dünyaya meydan okuyan ben, istediği sigara kalmayınca ne yapacağını şaşırıp melül melül bakkalın gözlerine bakan zavallı bir böceğe dönüşüyorum. Şundan vereyim abi diyor bakkal, hay yaşa diyorum. Ver, hangisinden verirsen ver, benim adıma sen karar ver ben işin içinden çıkamıyorum. O an acıyıp bana başka sigara önermese boynumu büküp saatlerce sigara rafına bakabilirim. Evet saatlerce bakarım ve yine de işin içinden çıkamam. Ruh sağlığım bakkalın insiyatif kullanmasına bağlı, bedeni varlığımın devamlılığı otobüs şoförünün sağduyusuna. Lokantaya gittiğimde menüyü elime alır almaz terlemeye başlıyorum mesela, yalvaran gözlerle beni kurtaracak bir garson bekliyorum. Menüyü okumaktan nefret ediyorum, garson yemekleri saydıkça rahatlıyorum. Şundan vereyim abi diyor, ver diyorum, pilav da veriyorum yanına, ver abi, cacık tatlı.. Lokantada satılan her şeyi teklif etse karşı koyacak gücüm yok, Yeter ki karar verdiniz mi beyefendi diye menüyü incelememi bekleyen hırt bir garson olmasın. Barmen çok içtin abi yeter diyene kadar içmeyi kesemiyorum. Çok içmek nasıl olur kendi kendime anlayamıyorum ben. Bir bardak daha diyorum, abi yeter çok içtin diyor, peki diyerek kuyruğumu bacaklarımın arasına sıkıştırıp evin yolunu tutuyorum.. İçlik ve patik giymem gereken zamana annem karar veriyor, evde ne zaman çay içebileceğime kız kardeşim. Otobüs şoförü ve bakkal ve garson ve barmen ve annem ve kardeşim. Allahım nasıl da kalabalığım?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6296526445250394526?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6296526445250394526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-77.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6296526445250394526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6296526445250394526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/tesirsiz-parcalar-77.html' title='Tesirsiz Parçalar 77..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-5098557501453377121</id><published>2011-11-08T00:03:00.001+02:00</published><updated>2011-11-08T00:03:57.258+02:00</updated><title type='text'>Mütereddit Şiir..</title><content type='html'>Layıksan da bilemem uzağındayım ben sevmelerin&lt;br /&gt;Peronlar dolusu küfürüm battım tepeden tırnağa&lt;br /&gt;Kimde neyi kınadıysam dolaşıp beni buldu&lt;br /&gt;İkimiz bir hatayız sevişmesek iyi mi ne&lt;br /&gt;Belki bir tür fanteziyim gerçekte ağır aksağım&lt;br /&gt;Bende iyi olan her şey bir tür halüsinasyon&lt;br /&gt;Uzaklaş kurtar kendini sonrası dramatizasyon..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaran her tel saçım bin saçmalık bin hata&lt;br /&gt;Gel sen günaha girme orta yerde buluşalım&lt;br /&gt;Benden eksik kalan yerde kırlangıçlar birikir&lt;br /&gt;Susuz kedilere su ver yazın her yer kerbela&lt;br /&gt;Adımla müsemmayım kerbelayı iyi bilirim&lt;br /&gt;Sen bilmezsin ben hayatta en çok Ali’ye üzülürüm&lt;br /&gt;Sen benimle ağlamazsın duyarlılıklarımız farklı&lt;br /&gt;Gel sen benimle uğraşma bütün uğraşılar üzülür..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik sakinim ama her şey değişebilir&lt;br /&gt;Yeryüzüymüş gökyüzüymüş reddetmem bir ana bakar&lt;br /&gt;Annemden beridir kimse bakmadı senin gibi&lt;br /&gt;Bakma artık bakma öyle sana bakmalarıma&lt;br /&gt;Sana böyle bakmalarım çok anlama gelebilir&lt;br /&gt;Ali’nin alnına çalınan kılıcım belki de ben&lt;br /&gt;Ali aslında olumlu olumsuz bir sürü anlama gelir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-5098557501453377121?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/5098557501453377121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/mutereddit-siir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5098557501453377121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5098557501453377121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/11/mutereddit-siir.html' title='Mütereddit Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2619390411643404740</id><published>2011-10-28T23:36:00.001+03:00</published><updated>2011-10-28T23:36:25.022+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 76..</title><content type='html'>76.&lt;br /&gt;Tamamına bakarken senin nerene odaklanacağımı şaşırıyorum&lt;br /&gt;Gözlerin ağır bassa da hınzırca göz kırpar memelerin&lt;br /&gt;Bir gözüm memelerinde ayak bileklerinde bir gözüm.&lt;br /&gt;Uzuvlarının ağırlığında ezilirken bakışlarım&lt;br /&gt;Perşembe gecesi içilen rakı gibisin, günahsın..&lt;br /&gt;Sigaraya yapılan zam en çok sokak çocuklarını etkiler&lt;br /&gt;Ve bizim azıcık canımız sıkılsa bütün yeryüzü etkilenir&lt;br /&gt;Eşitlik bir fantazyadır bütün eski solcular bilir&lt;br /&gt;Mutluluk bir merhaledir yaklaşıldıkça teğet geçilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enflasyon sepetine eklenmiş ping-pong topu gibisin&lt;br /&gt;Ping-pong topundaki fiyat değişiklikleri en çok başbakanı üzer&lt;br /&gt;Ben seni seviyorum ama bütün bunlar olurken&lt;br /&gt;Bunlara rağmen bu aşk en fazla ne kadar sürer?&lt;br /&gt;İzahı izanı olmaz seni tarif etmelerin&lt;br /&gt;Mesihle sözlü Jeanne D'arc'sın gövden bütün kutsanmış&lt;br /&gt;Nasıl yaklaşayım bilmem dört bir yanın park yasağı.&lt;br /&gt;Yaklaşamayışlarımı protesto bile edemem&lt;br /&gt;Protesto bile edemem çünkü henüz,&lt;br /&gt;Protestanlık icat bile edilmemiş..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2619390411643404740?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2619390411643404740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/10/tesirsiz-parcalar-76.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2619390411643404740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2619390411643404740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/10/tesirsiz-parcalar-76.html' title='Tesirsiz Parçalar 76..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-3963439983784895565</id><published>2011-10-08T12:01:00.000+03:00</published><updated>2011-10-08T12:02:24.651+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 75..</title><content type='html'>75.&lt;br /&gt;Bilmiyordum yüzün kadar aydınlık&lt;br /&gt;mumlar ve şamdan ve avize ve elektirik&lt;br /&gt;Dişlerim bütün istemsiz çarptıkça birbirlerine&lt;br /&gt;durmaksızın bana çocukluğundan bahset&lt;br /&gt;Bahset bana bahset&lt;br /&gt;bahset&lt;br /&gt;bahset&lt;br /&gt;Bahsettikçe sen muhtemelen bir orta yol buluruz&lt;br /&gt;Bulunur elbet çaresi gülümsedikçe sen&lt;br /&gt;ontolojik krizlerin&lt;br /&gt;Durma ama bana sevişlerinden bahset&lt;br /&gt;Seni sevmem senin bana gelişlerinle mümkün&lt;br /&gt;Başkaları ne der bilmem başkaları başka başka&lt;br /&gt;Başka başka omuzlarda ne çok zaman kaybettik&lt;br /&gt;Durma başka deme bir şey zaman bizi tamamlar&lt;br /&gt;Tamamlanır bütün eksik durma beni aşındır&lt;br /&gt;Aşındırman demek beni.. şimdi bunu anlatamam&lt;br /&gt;sen durma anlat yeter anlattıkça sen&lt;br /&gt;Karaya çalan ne varsa anlattıkça apaklaşır..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-3963439983784895565?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/3963439983784895565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/10/tesirsiz-parcalar-75.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3963439983784895565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3963439983784895565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/10/tesirsiz-parcalar-75.html' title='Tesirsiz Parçalar 75..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7374782354822077327</id><published>2011-10-02T18:07:00.002+03:00</published><updated>2011-10-02T22:07:01.553+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 72-74..</title><content type='html'>72.&lt;br /&gt;İklim değişir sonra soğuklar gelir vazgeçeriz bir tam bir öğrenci olmaktan sen gidersin ben ağlarım geçer sonra önce çok çok sonra çok sık sonra sık sık anar durur hislenirim buğu kalır sonra o da kaybolur anı olursun sonra hatırlar gülerim belki sonra senden sonra biri olur onu severim sonra sen hiç olmamış olursun aslında da ben sonradan anlamış olurum belki..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73.&lt;br /&gt;Nasıl da eğleniyorsunuz merhabalarınız memnun oldumlarınız ağzınıza sığdıramadığınız dişlerinizle kocaman gülümsemeleriniz, "bak canım bu bu canım bu da sana bahsetmiştim ya hani aa evet tabi" li takdimleriniz, dar masaların çevresinde gittikçe genişleyen kalabalıklarınız, onu okudum bunu duydum aldım ama daha okuyamadımlı çok satan kitap listeli sohbetleriniz, rujlarınız, rimelleriniz, kirli sakallarınız, içinize çektiğiniz göbekleriniz, kazağınızın altından eteklerini sarkıttığınız gömlekleriniz, dinledikçe büyüyen göz bebekleriniz, içinizden geçirdikleriniz, tutkularınız, beklentileriniz, kıskançlıklarınız, kurnazlıklarınız ve entrikalarınız ve topuklu ayakkabılarınız ve parça tesirli yalanlarınız, efsanevi iç çatışmalardan sonra geliştirdiğiniz insanseverliğiniz ve hobileriniz ve fobileriniz ve kompleksleriniz, mendil satan çocuklara iğrenik bir şefkatle bakan gözleriniz, çakmaklarınız, tabakalarınız, çantalarınız ve onbeş dakikalık hoşlanmalarınız, Lacan'lı Derrida'lı Althusser'li post-modern sohbetleriniz ve sonra kalkıp bara gitmeleriniz, içkileriniz mezeleriniz ve güzel ülkemiz için üzülmeleriniz ve üzüldükçe birbirinize sokulmalarınız sokulmalarınız sokula sokula kaynaşmalarınız ve sarılmalarınız ve yalpalayarak eve gitmeleriniz ve kusmalarınız ve sevişmeleriniz ve kavgalarınız ve çabucak barışmalarınız ve tekrar sevişmeleriniz ve önce sarılıp sonra sıkılıp sırtınızı birbirinize dönerek uyumalarınızla siz..&lt;br /&gt;Ah canım insanlar sorarım size.. Sizinle biz birbirimizi nasıl anlayabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74.&lt;br /&gt;Profesyonel mağluplarız kaybetmeyi&lt;br /&gt;film izlerken değil,&lt;br /&gt;tadını hiç bilmediğimiz gazozların&lt;br /&gt;kapaklarını toplarken öğrendik..&lt;br /&gt;Ve komşu evin babası&lt;br /&gt;dolu fileyle giderken eve&lt;br /&gt;file deliğinden sarkan&lt;br /&gt;lamba sarısı meyvenin&lt;br /&gt;muz olduğunu&lt;br /&gt;onbeş yaşında anladık..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7374782354822077327?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7374782354822077327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/10/tesirsiz-parcalar-72-73.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7374782354822077327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7374782354822077327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/10/tesirsiz-parcalar-72-73.html' title='Tesirsiz Parçalar 72-74..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-8775993466482983320</id><published>2011-09-24T00:32:00.001+03:00</published><updated>2011-09-25T01:12:01.184+03:00</updated><title type='text'>EKİNOKS..</title><content type='html'>Geniş zamanlar ararken olanı da kaybettik&lt;br /&gt;Akla ziyan endişeler ontolojik kaygılar&lt;br /&gt;Belki aslında hayat bir büyük rakı şişesi&lt;br /&gt;Belki sen hiç olmadın belki ben hep sarhoştum&lt;br /&gt;Belki bu hikayede bir tek annem haklıydı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ehemmiyeti var ha olmuş ha olmamışım&lt;br /&gt;Belki hayat aslında enine çizilmiş plak&lt;br /&gt;Yükseldikçe çatallanan alkol sabahı sesim&lt;br /&gt;Belki sende bulduğum kaybettiğim her şeyim&lt;br /&gt;Belki yalnız susmalı, kelimeler kifayetsiz&lt;br /&gt;Sen bana çok erkendin ben evimde adressiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne garip şey koskocaman dünyayı&lt;br /&gt;Zavallı eksenimizden ibaret sanmamız&lt;br /&gt;Coğrafyacı öğretmişti ekinoks diye bir şey var&lt;br /&gt;Gündüzle gecenin eşitlendiği zaman&lt;br /&gt;Aşk geniş bir eşitsizlik uzaklaştıkça anladım&lt;br /&gt;Belki bütün doğrular anlamlarından saptılar&lt;br /&gt;Belki ben kaybolunca diner bütün sancılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-8775993466482983320?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/8775993466482983320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/ekinoks.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8775993466482983320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8775993466482983320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/ekinoks.html' title='EKİNOKS..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-3596817704321106902</id><published>2011-09-16T00:09:00.001+03:00</published><updated>2011-09-16T00:12:05.773+03:00</updated><title type='text'>Rötarlı Şiir..</title><content type='html'>"Ne senin güldüğün var ne de beni&lt;br /&gt;                                Daha geniş bir salona aldılar.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rötarlı Şiir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanayım iyi eğitimli bir karyolaya&lt;br /&gt;Sonra yıllar geçsin, sonra sen yok ol&lt;br /&gt;Uyanayım sonra olmadığın bir istasyonda&lt;br /&gt;Rötar yapmış tüm trenler gölgemden geçsin&lt;br /&gt;O biçim kadınlarla hiç susmadan konuşayım&lt;br /&gt;Bir güç gelsin bana bir kuvvet&lt;br /&gt;İltihaplanmış bütün viyadükleri iyileştireyim&lt;br /&gt;Engel olayım kompartımanlarda uykusuz babaların&lt;br /&gt;Çocuklara bağırmasına&lt;br /&gt;Cevapsız tüm mektupların cevaplarını yazayım&lt;br /&gt;Onarayım kasaba istasyonlarındaki bozuk duvar saatlerini&lt;br /&gt;Sen aslında rüya ol, kondüktörlere anlatayım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanayım yayları kırık bir karyolaya&lt;br /&gt;Yanı başımda raylar uzansın&lt;br /&gt;Dünyanın bütün makinistleri birleşip&lt;br /&gt;Bilmediğim dillerde şarkılar söylesin&lt;br /&gt;Kapatayım gözlerimi usulca&lt;br /&gt;Öksüz çocukları gezdiren trenleri seveyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanayım koğuşun ortasındaki karyolaya&lt;br /&gt;Ziyaretçi defterinde yazmasın ismin&lt;br /&gt;Son seferine çıkan bir trene bin ve git&lt;br /&gt;Doktor beni alkolle yıkasın&lt;br /&gt;Kalmasın tenimde izin..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-3596817704321106902?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/3596817704321106902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/rotarl-siir.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3596817704321106902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3596817704321106902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/rotarl-siir.html' title='Rötarlı Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2901383941227893019</id><published>2011-09-14T01:57:00.001+03:00</published><updated>2011-09-14T02:12:56.940+03:00</updated><title type='text'>Başıbozuk Şiir..</title><content type='html'>Ağaran saçlarımın ardında bin saçmalık bin hikaye&lt;br /&gt;yarısını kustuğum White Russian&lt;br /&gt;Ve olaylar ve olaylar..&lt;br /&gt;"Baba, ben yürüyemiyorum gelip beni alsana"&lt;br /&gt;Babam burdan çok uzakta, bir şey yapsın belediye.&lt;br /&gt;Zippomun benzini harap hepten tükettim ne varsa&lt;br /&gt;Ne varsa sende var dedim sen de uyudun aksilik.&lt;br /&gt;Sendeleyerek geçtim caddeyi boydan boya&lt;br /&gt;Attığım her adımda salyamla karışık izim&lt;br /&gt;Kafam yine karmakarışık, yaşasın emperyalizm..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu gece çok ağladım annem de yoktu yanımda&lt;br /&gt;Babama sorsan zaten çok ayıp erkek ağlamaz&lt;br /&gt;Erken teslim oldum sana ve hayata..&lt;br /&gt;Ve koduğumun şehrinin her yanı başıboş köpek&lt;br /&gt;Ve yağsın derim yağmaz başına buyruk yağmur&lt;br /&gt;Ve kalmamış son açık bayide kısa Parliament.&lt;br /&gt;Sevgilim uyuyorsun ya sen herşeyden habersiz&lt;br /&gt;Aman kaçmasın uykun bağlarım ben köpekleri&lt;br /&gt;Hem bağlarım hem ağlarım nasılsa gün doğacak sensiz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2901383941227893019?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2901383941227893019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/basbozuk-siir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2901383941227893019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2901383941227893019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/basbozuk-siir.html' title='Başıbozuk Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7096653588942685228</id><published>2011-09-07T14:13:00.001+03:00</published><updated>2011-09-07T14:17:32.187+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 71..</title><content type='html'>71.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öylece geçip gitti yanımdan. Görmemiş gibi yaptı, orada yokmuşum hatta aslında hiç olmamışım gibi davrandı bana. Hayır hayır davranmadı. Ben herhangi bir davranış değişikliğine bile yol açamadım. Benim herhangi bir davranış değişikliğine bile neden olamayacak kadar değersiz bir mahlûkmuşum gibi hissetmeme yol açtı ve sıkı sıkı tuttuğu gorilinin elini bırakmadan yürüyüp gitti.  Aslında karnımdan beynime doğru hızla yükselen gazın sesini dinlesem ağzını yüzünü sikip atardım ama dua etsin ki ben öncelikle bir Orhan Gencebay dinleyeniydim ve Orhan Gencebay’ın kadın dövdüğü vaki değildi. Kafam, içinde fillerin porno film çektiği Serengeti çayırlarına dönüştü birden bire. Milyonlarca şeyi aynı anda düşündüm, milyonlarca küfrü aynı anda ettim, milyonlarca acıyı aynı anda çektim ve tüm bunlara rağmen dudaklarımdan tek bir kelime döküldü. Sabır.. Sabır dedim kendi kendime, önümdeki birayı kafama diktim ve olası bütün kalınlık ihtimallerini zorlayarak dudaklarımda beliren imkansız kalınlıktaki bira köpüğü çizgisini silmeden gözlerimi boşluğa yasladım. Sonra yavaş yavaş Serengeti’nin azgın fillerinin yerini Orhan Gencebay aldı ve ustayla birlikte usul usul söylemeye başladık. O kafamın içinde dışından söylüyordu, ben de içimden eşlik ediyordum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçti artık değil mi bizim&lt;br /&gt;Neşemiz her şeyimiz.&lt;br /&gt;Hayat ıstırap felek kahpe&lt;br /&gt;kahpe değil mi ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7096653588942685228?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7096653588942685228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/tesirsiz-parcalar-71.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7096653588942685228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7096653588942685228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/tesirsiz-parcalar-71.html' title='Tesirsiz Parçalar 71..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6469402188142110363</id><published>2011-09-07T12:49:00.002+03:00</published><updated>2011-09-07T12:50:29.946+03:00</updated><title type='text'>İnevitable Humor !</title><content type='html'>Ucuz hayatların anlatımı da ucuz oluyor &lt;br /&gt;Al sana pulp mı pulp fiction ister oku ister ağla&lt;br /&gt;Aklımda sen de olsa yanımda hep başkaları&lt;br /&gt;Kendi iradesini dayatıyor işte hayat&lt;br /&gt;Ve galiba haklı Sören Kierkegaard !!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soylu iç çekmeler asil aşk acıları&lt;br /&gt;Hepsinin sınırı artı bir duble daha rakı&lt;br /&gt;Bildiğim küfürlerin yarısını savurmuşken &lt;br /&gt;Bir ayıba son verir gibi karşılaşınca gülümsemek&lt;br /&gt;İkimize de yakışmıyor en iyisi görmezden gelmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni anladığını söylemen teknik olarak mümkün&lt;br /&gt;Acılarımızın aynı kapıya çıkması da muhtemel&lt;br /&gt;Ama aramıza giren bir kaç insan bedeni &lt;br /&gt;Yalanlar ve aldatmalar ve İnevitable Humor&lt;br /&gt;Ve güzel olan ne varsa parçalamaya muktedir bu eller.&lt;br /&gt;Bu ellerle tekrar okşasam saçlarını&lt;br /&gt;Kaç tas su olup biten her şeyi temize çeker?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6469402188142110363?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6469402188142110363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/inevitable-humor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6469402188142110363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6469402188142110363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/inevitable-humor.html' title='İnevitable Humor !'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-9205234060485632257</id><published>2011-09-07T10:29:00.001+03:00</published><updated>2011-09-07T10:31:07.109+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 70..</title><content type='html'>70.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin batmaya üşendiği kıyıdan&lt;br /&gt;Tanrım dedim Allaha kafam nasıl karıştıysa&lt;br /&gt;Tanrım dur Tanrım duy Tanrım iyi değilim&lt;br /&gt;Tanrım sorsana anneme ilaçlarım nerede?&lt;br /&gt;Uydumdu uyandımdı elimde Carlsberg kutusu&lt;br /&gt;Kalktı önümden perde aktı zaman bir yandan&lt;br /&gt;Merasimle uğurladık Savaronayı&lt;br /&gt;Enveriye tren istasyonundan&lt;br /&gt;Şezlong dolusu ejderha ulurken bir ağızdan&lt;br /&gt;Yes'li Oh'lu my'lı god'lı beynelminel orkestra&lt;br /&gt;Medeniyet dediğin çok faktörlü güneş kremi&lt;br /&gt;Ve sevgilim tatilde bikini giymesin değil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-9205234060485632257?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/9205234060485632257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/tesirsiz-parcalar-70.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/9205234060485632257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/9205234060485632257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/09/tesirsiz-parcalar-70.html' title='Tesirsiz Parçalar 70..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1234506927057946835</id><published>2011-08-31T21:34:00.001+03:00</published><updated>2011-08-31T21:34:56.311+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 69..</title><content type='html'>69&lt;br /&gt;Geçip giden şeyler var bir de hiç geçmeyenler&lt;br /&gt;Düzelmez kalp iltihabı ve sancısı vesaire&lt;br /&gt;Yanımızda olmayanlar en çok andıklarımızsa&lt;br /&gt;Ne öğrendik bu hayattan? Mazi kirli çamaşır sepeti&lt;br /&gt;En çabuk paslanan demir neden tren rayıdır?&lt;br /&gt;Çünkü birileri o trene biner ve gider&lt;br /&gt;Ve geride kalanın ilk damla gözyaşı &lt;br /&gt;Rayların üstüne düşer &lt;br /&gt;Çünkü evrensel bir lanet çünkü gidip dönmemeler&lt;br /&gt;Ve bütün yarım kalmışlıkların zaruri suç ortaklığı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1234506927057946835?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1234506927057946835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-69.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1234506927057946835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1234506927057946835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-69.html' title='Tesirsiz Parçalar 69..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-790621083749579875</id><published>2011-08-30T08:53:00.002+03:00</published><updated>2011-08-30T08:56:11.736+03:00</updated><title type='text'>Bayramlık Ayakkabı..</title><content type='html'>- İkisine birden alamayız. Yasin’e öbür bayramda almadık mı daha yeni sayılır onunkiler. Ali’ye alalım ona da okullar açılırken alırız&lt;br /&gt;- Fahri, ucuzundan da olsa alacaksak ikisine de alalım, yoksa ağlar durur akşama kadar.&lt;br /&gt;- Ağlarsa ağlasın zar zor yetiştiriyoruz zaten. Ayakkabısı varken bir tane daha almanın ne alemi var. Ona da sonra alırız işte.&lt;br /&gt;- Peki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamla annem konuşuyorlar. Uyudu sandılar bizi ama uyumadık. Daha doğrusu ben uyumadım Yasin çoktan sızdı. Duysa konuşulanları ortalığı kırar geçirir. Uyusun uyusun. Aslan babam, ayakkabı alacak bana. Yarından sonra bayram..&lt;br /&gt;Ben yedi yaşındayım Yasin altı. Bir de Veysel var ama o daha bebek, henüz ayakkabı kullanmıyor. Bugüne kadar bana ne alındıysa aynısından Yasin’e de alındı. O küçükmüş o yüzden ona da alınmazsa ağlarmış. Ama aynı durum benim için geçerli olmuyor genelde. Ona alınan şeylerin aynısından bana pek alınmıyor. Ben abiymişim, ayıpmış kardeşimi kıskanmam. Yedi yaşındayım lan manyak mısınız ne abisi demek geliyor içimden ama anne baba işte denmez ki. Neyse. Yarın çarşıya çıkacaklar. Pantolonlarımızı geçen hafta almışlardı yarın da evin bayramlık ıvır zıvırıyla benim ayakkabımı almaya gidecekler. Aslında normal şartlarda ben de gidip ayakkabımı kendim seçmek isterdim ama Yasin’i kıllandırmanın alemi yok. Hem yeni bir ayakkabıyı beğenmeme gibi bir durumum nasıl olabilir ki?&lt;br /&gt;Akşamüzeri geldiler ve ellerindeki poşetlerin birinde bana aldıkları ayakkabı vardı. Ben hayatım boyunca bu kadar güzel ayakkabı görmedim. Gerçekten çok mu güzeldi yoksa Yasin’le ikimize değil, sadece bana alınan hatırladığım ilk ayakkabı olduğu için mi bana öyle geldi bilmiyorum. Ama güzeldi işte, çok güzeldi. Kutuyu kaptığım gibi salona fırladım. Yasin dışarıdaydı. Ve ben gardımı almış bekliyordum Yasin gelecek ayakkabıları görünce önce babamlara ağlayacak, babamdan azarı yedikten sonra da yanıma koşup saldıracaktı. Saldırsın bakalım..&lt;br /&gt;Yasin eve geldi. Doğruca salona girdi ve girer girmez de ayakkabılarımla burun buruna kaldı. Tabi bunda benim ayakkabıları başımın üstünde tutmamın da büyük rolü olmalı. Ulan ne piçmişim ha. Gözlerinin içine bakıyordum, o da önce ayakkabılara sonra bana baktı. Ve hiçbir şey söylemeden çıktı. Tamam dedim içimden, şimdi kıyamet kopacak. Ama dakikalar geçmesine rağmen çıt bile çıkmadı. Merakla salondan çıktım ve küçük odadan gelen televizyonun sesini duydum. Yasin orada öylece oturmuş televizyon seyrediyordu. Hesapta o sinir olacaktı ama kayıtsızlığı beni sinir etmişti. Yanına oturdum, ayakkabılarım da elimde tabi..&lt;br /&gt;- Baak, ayakkabı almışlar bana&lt;br /&gt;- Gördüm.&lt;br /&gt;- Sana almamışlar ki&lt;br /&gt;- Sus oğlum biliyoz seni daha çok seviyorlar&lt;br /&gt;- Nerden biliyon, ayakkabı aldılar diye mi?&lt;br /&gt;- Oğlum annem sana hep babam demiyor mu zaten? Onun babasının adı Ali, babamın babasının adı da Ali tabi seni daha çok severler bilmiyom mu sanki ben?&lt;br /&gt;Haydaa. Sözde herife nispet yapacaktım ama adam iki lafla resmen ağzıma sıçtı. Ne diyeceğimi bilemedim.&lt;br /&gt;- Oğlum mal mısın? Seni de seviyorlar tabi. Seninkiler yeni diye almamış babam. Okullar açılınca da sana alacakmış.&lt;br /&gt;- Ya bi siktir git televizyona bakçam ben.&lt;br /&gt;Yapacak bir şey yoktu. Salona gittim tekrar. Ayakkabı da gözümden düşüverdi birden. Galiba o kadar güzel değildi. Evet ben de biliyordum annemle babamın beni daha çok sevdiğini ama Yasin anlamıyor zannediyordum hep. Anlıyormuş meğer.&lt;br /&gt;Bütün gün ve gece hiç konuşmadı benimle. Ben de pek üstüne gitmedim. Zaman geçtikçe içim acımaya başlamıştı. Evet babamlar beni daha çok seviyorlardı. Ve bu beni hiç mutlu etmiyordu. Keşke ikimizi de aynı sevselerdi. &lt;br /&gt;Geçen bayram babam Yasin ben beraber gitmiştik bayram namazına. O sabah da erkenden kalktım babamla birlikte. Abdest aldım, sonra Yasin’in yanına gittim. Ama kalkmadı. Siz gidin gelmiyorum ben dedi. “baba” dedim “Yasin kalkmıyor.” Olsun oğlum dedi hadi biz gidelim. İçimde kocaman bir buruklukla ve ayağımda yeni ayakkabılarımla camiye gittik. Namazımızı kaldık ve ayakkabılığa yöneldim. Evet, tahmin edileceği gibi ayakkabılarım yoktu yerinde. Yırtık bir terlik bırakıp ayakkabılarımı uçurmuş mahallenin piçleri. Babama baktım, o da bana baktı “ ee” dedi “olacağına bak, eskilerle gelseydin ölür müydün?” Tabi ölmezdim ölmesine de uğruna kardeşimi sattığım ayakkabılarımı da giymek istemiştim işte ne bileyim.&lt;br /&gt;Eve geldik. Babam anahtarı çevirmeden kapı açıldı. Yasin yüzünde kocaman gülümsemeyle açtı kapıyı. &lt;br /&gt;- Baak, bana da almış oğlum babam..&lt;br /&gt;İki elinde birer ayakkabı teki öylece bana bakıyordu Yasin. Canım babam ya. İçine sinmemiş. Akşam biz yattıktan sonra çarşıya gidip Yasine de almış aynı ayakkabıdan. Güldüm. Ayaklarıma baktım, yırtık terlikler vardı. O da aynı yere baktı. Sustu bir süre. Çok üzgün olmam lazımdı ama üzülmedim. Hatta sevindim. İkimizi de aynı seviyorlardı işte. Galiba o sabah o kapının önünde gerçekten abi olmuştum ben. Mutfağa geçtik, annem kahvaltıyı hazırlamış. Sofraya oturduk. Bir ara kulağıma eğildi Yasin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Boşver oğlum üzülme aynı ayakkabı zaten, bir gün ben giyerim bir gün sen giyersin kimse anlamaz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-790621083749579875?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/790621083749579875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/bayramlk-ayakkab.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/790621083749579875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/790621083749579875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/bayramlk-ayakkab.html' title='Bayramlık Ayakkabı..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-8231999239155165566</id><published>2011-08-30T05:47:00.001+03:00</published><updated>2011-08-30T05:47:47.322+03:00</updated><title type='text'>Ağlamak Anlamaktır..</title><content type='html'>O kadar güçsüzüm ki sesim bile çıkmıyor&lt;br /&gt;Saat üçtür belki dört uyusaydım ya keşke&lt;br /&gt;Uyanmaktan korkmasam yüz yıl uyurum sanki&lt;br /&gt;Ağaçlar, evler, kuşlar bile uykuda&lt;br /&gt;Bir garip, bir tuhaf, bir huysuzum ki sorma.&lt;br /&gt;Sana söyleyemediklerimi bak gaybına söylüyorum &lt;br /&gt;İçinden konuşma!&lt;br /&gt;Bu yeryüzü bu gökyüzü iyi güzel amenna&lt;br /&gt;Her işte bir hayır var doğru bunları geçmeyelim&lt;br /&gt;Ama bıktım artık şerden hayır damıtmaktan&lt;br /&gt;Misal şimdi yan yana uyumak var&lt;br /&gt;Uyumamakta hayır var da&lt;br /&gt;Uyumakta ne mahsur var&lt;br /&gt;Bir güzel olsak ya senle bu anlaşmamazlıklar niye&lt;br /&gt;Secdelere küs alnımda bir kara bir kara&lt;br /&gt;Kalksak gitsek ya şimdi&lt;br /&gt;Belki Abant olur belki Porsuğun kenarı&lt;br /&gt;Bayram namazından sonra&lt;br /&gt;Ben anlatsam sen anlasan beraberce ağlasak&lt;br /&gt;Ağlamak anlamaktır benimle ağlasana..&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-8231999239155165566?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/8231999239155165566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/aglamak-anlamaktr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8231999239155165566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8231999239155165566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/aglamak-anlamaktr.html' title='Ağlamak Anlamaktır..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7905577684714846820</id><published>2011-08-29T00:58:00.003+03:00</published><updated>2011-08-29T01:04:16.372+03:00</updated><title type='text'>İçinden Çıkamadığım Sorular..</title><content type='html'>* Neden insanlar mandanın zavallı yavrusunu hain bir sineğe kaptırdıktan sonra arkasından ağlamasına delirmiş gibi göbek atarak tepki veriyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Büyüklerimizin ellerinden küçüklerimizin de gözlerinden öpeceksek yaşıtlarımızın neresinden öpeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dört yanlış bir doğruyu götürüyorsa neden binlerce doğru tek bir yanlışı ortadan kaldıramıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kışın göl donduğunda Central Park’taki ördekler hangi cehenneme gidiyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Avukatlar Av. Ali Lidar, Doktorlar Dr. Ali Lidar yazdıklarında çok havalı oluyor. Ama Öğr. Ali Lidar yazdığım zaman komik duruyor işte. Neden lan? Bu kadar mı boktan bir iş yapıyoruz biz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Işık hızıyla giden bir araba farlarını yakarsa ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yanlışlıkla aranan numaralar neden hiç meşgul çalmaz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Neden beni beğeneni ben beğenmem benim beğendiğim beni beğenmez yoksa ben zurna mıyım ha?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7905577684714846820?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7905577684714846820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/icinden-ckamadgm-sorular.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7905577684714846820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7905577684714846820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/icinden-ckamadgm-sorular.html' title='İçinden Çıkamadığım Sorular..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6821618927971089358</id><published>2011-08-27T04:49:00.003+03:00</published><updated>2011-10-09T23:42:47.240+03:00</updated><title type='text'>Sayıklamalar - 1</title><content type='html'>* Kim olduğunu şu an hatırlayamadığım bir yazar şuna benzer bir şey söylemişti. ‘İyi ki kırk yaşıma kadar Dostoyevski okumamışım. Yoksa asla kitap yazmaya cesaret edemezdim.’ Ben okudum maalesef. Lisede okudum Dostoyevski’yi. O yüzden de asla kitap yazamayacağımı çok iyi biliyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hiçbirimiz, hayalimizdeki insanın hayalindeki insan değiliz sanırım. bu geç kalışların başka açıklaması olamaz çünkü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beni terk ettiği için ondan, beni anlamadıkları için onlardan ve elimden hiçbir şey gelmediği için kendimden nefret etmeye başladım. Hatta bir ara bölündükçe çoğalan bu öfkenin içimdeki aşkı bile alt ettiğini düşündüğüm oldu. Ama tüm bunların zavallı birer savunma mekanizması semptomu olduğunu o kadar iyi biliyordu ki bir yanım, içten içe beni yiyip bitiren sızı tek bir gün bile azalmadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sonra biri çıkar ve seni mutlak bir isabetle anlayabileceğini, anlatabileceğini düşündürür. Ama olmaz hiç.. Hayat denen şeyin her yeni insanla yeniden sıfırdan başlaması ne büyük bir saçmalık aslında..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Olur olmaz zamanlarda 'sakin ol' diyen insanlardan nefret ediyorum. Bence insanların en kendileri gibi oldukları anlar öfkeli oldukları anlardır. Cinnet geçirip adam kesecek halimiz yok sonuçta. Biraz bağırıp, küfredip belki ekstradan bir iki tabak çanak kırıp rahatlıyoruz işte bir şekilde. Böyle ak sakallı dede gibi sağdan sağdan gelip 'sakin ol' diyen tiplere arkadaş falan demeden fütursuzca saldırmak istiyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Mutluluk ve mutsuzluk arasındaki fark 1.75 tl.. Valla bak. Ne kadar üzgün olursam olayım bir şekilde elime Kinder Sürpriz yumurta geçtiğinde güzelce soyup, çikolatasını ve parmaklarımı yalayıp, kutudan çıkan oyuncağın parçalarını birleştirip masamın üzerine koyarak gülümseyebiliyor ve vay arkadaş diyorum, hayat o kadar da boktan değil. Peki, gerçekten işe yarıyor mu? Evet. En azından yarım saat..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Özlemek dünyanın en alçak duygusu. Düşünmemek bir yere kadar mümkün olabiliyor, oyalıyor insan kendini bir takım saçma sapan uğraşlarla. İnsan birini düşünmek istemiyorsa tam olarak beceremese bile epey uzun bir süre erteleyebiliyor bunu. Ama özlüyorsa onu, her an özlüyor, her saniye. Tepeden tırnağa özlüyor, bütün hücreleriyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Bazı sözler, yürekteki buz tabakalarını, ne kadar kalın olurlarsa olsunlar, birkaç saniyede kırarlar. Katılığın sarsılmaz kalelerini birdenbire çökertirler, duygusallığın önünde yükseltilmiş duvarları yıkarlar.." Şu an aklımdan geçen tek bir söz var. Gözünün içine bakarak ve ömrümde ilk kez yalvararak söylemek istediğim tek bir söz.. "Elimi bırakma.." "Önce elimi tut, ve sonra hiç bırakma.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sevgililerim tarafından farklı bahanelerle terk edildim hep. Ama bana en çok koyan bahane 'artık beni heyecanlandıramıyorsun' oldu.. N'apcaktım lan, bungee jumping mi yapacaktım, Afrikaya safariye mi götürseydim seni, geceleri Spider Man'a dönüşen Peter Parker mıyım da maceradan maceraya koşayım ben .mına koyim. Kim olduğum ne olduğum belli baştan heyecanlanıp sonra heyecanlanmıyorsan git tedavi ol bana ne!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6821618927971089358?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6821618927971089358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/sayklamalar-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6821618927971089358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6821618927971089358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/sayklamalar-1.html' title='Sayıklamalar - 1'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6792658553467796714</id><published>2011-08-25T02:31:00.003+03:00</published><updated>2011-08-25T06:37:43.852+03:00</updated><title type='text'>Neil Gaiman : Post-Gotik Edebiyatın Yaramaz Çocuğu..</title><content type='html'>Geç keşfettiğim için hayıflandığım çok az yazar vardır ve bunların başında da Neil Gaiman gelir. Tarzları hiç benzemese de aklıma Perec’i getirir Gaiman’ın yazdıkları. Tıpkı Perec gibi o da kelimelerle yaramaz bir çocuğun oyuncakları ile oynadığı gibi oynar. Onun için zaman mekan fark etmez, bazen bir mezarlık, bazen tanrıların dünyası bazen de küçücük bir kız çocuğunun sınır tanımaz hayal gücü yazdıklarının fonunu oluşturur ve bu fon üzerinde akıl almaz oyunlar kurup her satırında kendisine hayran kalmamızı sağlar. Gizli bir kıskançlıkla okurum ben Gaiman’ı hep. Ve herhangi bir kitabının son cümlesini okuyup kapağını kapattığımda kendi kendime derim ki ‘kahretsin, bunu ben yazmalıydım.’ &lt;br /&gt;Hayranları kendisini edebiyatın rock starı ilan etmişler çoktan. Ama bana kalırsa eğlenmek için yazan ve yazdıkça daha çok eğlenen yaramaz bir çocuktur Gaiman. Kendisi hakkında yapılan yorumlardan bir tanesi şöyledir.&lt;br /&gt;“Beyninin çoğaltılıp, örümcek ağlarına gömülmüş zihinlere yerleştirilip, bu kokuşmuş beyinlerin sabah güneşi gibi pırıl pırıl parlatılmasının sağlanması icap eden fevkalade yazardır.”&lt;br /&gt;Bana kalırsa o Tim Burton’un kayıp kardeşidir. Burton beyaz perdede ne yapıyorsa Gaiman’da kelimelerle aynısını yapmaktadır.&lt;br /&gt;Çok sevdiğim birkaç kitabı ile ilgili yorumlara rastladım Kediler ve Kitaplar isimli blogda. Aynen aktarıyorum, kendisini hiç tanımayanlar için son derece ilgi çekici olacağı umuduyla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezarlık Kitabı (The Graveyard Book)&lt;br /&gt;Jack denen adam, bir gece sıradan görünen bir eve girer ve anneyi, babayı ve büyük çocuğu, belirsiz bir nedenden hunharca katleder. Sıra ailenin küçük çocuğuna, o sırada henüz bir bebek olan oğlana geldiğinde bebeğin emekleyerek evden çıkıp gitmiş olduğunu görür ve peşine düşer. Okuyucu da bu noktada bu bebeğin Jack denen adam için daha bir önemli olduğunu, hatta sanki her şeyin asıl onun ölmesi için düzenlenmiş olduğunu anlar. Küçük oğlan evlerinin yakınında bulunan, doğal koruma alanı haline getirilmiş eski mezarlığa sığınır. Onun peşindeki belayı gören mezarlık sakinleri (yani ölüler) de biraz da kır atlı hanımın (ölüm meleği olur kendisi) yönlendirmesiyle onu açık kollarla karşılarlar. Küçük kahramanımızı birkaç yüzyıl önce ölmüş olan Bay ve Bayan Owens evlat edinir ve ona Nobody -Bod- Owens ismini verirler. Yüce Koruyucular'ın bir üyesi, ne canlıların ne de ölülerin dünyasına ait olan gizemli Silas da Bod'un koruyucusu olarak atanır. Kahramanımızın mezarlıktaki yaşamı böylece başlamış olur.&lt;br /&gt;Kendisine Mezarlık Özgürlüğü bahşedildiğinden Bod duvarlardan geçebilmekte, karanlıkta görebilmekte, hepsinden önemlisi tüm hayaletleri görüp onlarla konuşabilmektedir. Dış dünyaya çıkması yasaktır çünkü Jack denen adam hâlâ oralarda bir yerde onu aramaktadır. Bod mezarlığın kadim üyelerinden (yani çok uzun zaman önce ölmüş insanlardan) dersler alır yeni arkadaşlar edinir, başını elbette defalarca kez derde sokar ve bir maceradan ötekine koşar. Kitabın ilk yarısı bu şekilde, Bod ergenliğe girene kadar onun yaşamının farklı dönemlerine ve yaşadığı farklı serüvenlere bakarak geçiyor, ama benim için asıl sürükleyici ve keyifli olan kısım çok daha bütünlüklü olan ikinci yarı oldu.&lt;br /&gt;Mezarlık Kitabı kurtadamların, vampirlerin, cadıların ve hayaletlerin olduğu, yani fantastik edebiyat ile sinemada örneklerine sıkça rastladığımız dünyalardan aslında, ancak Neil Gaiman onu öylesine farklı anlatıyor ki insanın gözünde çok başka bir dünya canlanıyor. Üstelik bu dünyada gulyabaniler, gecesıskaları ve kökenleri Antik Mısır'a kadar uzanan gizli örgütler de var. Kahramanı olarak bir çocuk karakteri seçtiği için bir çocuk kitabı oluyor sanırım bu kitap. Emin olamadım bir türlü, çünkü karanlık bir kitap, “Karanlıkta bir el bir bıçak tutuyordu.” olan ilk cümlesinden bile belli bu. Evet dili basit, ama zaten Gaiman'ın kullandığı dil hep basit, onu özel yapan, hayal gücü. Mezarlık Kitabı'nda da bolca rastlamak mümkün ona. Sonuç olarak bu bir çocuk kitabı mı yoksa yetişkinlere de hitap edebilecek bir ilk gençlik romanı mı bir karara varamadım, ama Tim Burton'ın -özellikle animasyonlarında- yarattığı dünyaları seven birinin yaşından tamamen bağımsız olarak bu kitabı da seveceği kararına vardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız Tozu (Stardust)&lt;br /&gt;Yıldız Tozu'nda Gaiman bize cadılarla ve hayaletlerle dolu ama tabii ki aşk üzerine kurulu bir masal anlatıyor — yetişkinler için bir peri masalı. Yıldız Tozu'nu okuyalı birkaç yıl geçtiği ve diğer iki kitap kadar iyi hatırlamadığım için burada çok kısa geçeceğim fakat şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Yıldız Tozu, ne kadar tahmin edilebilir bir şekilde ilerleyen bir roman olsa da benim -şimdilik- en sevdiğim, en eğlenceli bulduğum Gaiman kitabı. Modern zamanların en iyi öykücülerinden biri sayılabilecek Neil Gaiman, Yıldız Tozu'nda eski çağların en bilindik, en basit peri masalı konularından birini işliyor: Tristran Thorn.. Hikayemizin kahramanı Duvar köyünde yaşayan bir delikanlıdır. Sihirli toprakların hemen bitişiğine kurulmuş küçük bir İngiliz köyüdür Duvar. Adı üzerinde bir duvarın öte yanındadır ve duvarı bir şekilde aşıp giden köylülerden bir daha hiç haber alınamamıştır. Köyün en güzel kızı Victoria Forester'a kalbini kaptıran Tristran, kızın aşkına karşılık vermesi karşılığında kayan bir yıldızı yakalayıp ona getireceğine söz verir. Bu yolculuk elbette Tristran'ın kendini keşfedeceği, tehlikelerle, cadılarla, ölü bir prenses, uçan korsanlar ve tek boynuzlu atlarla dolu büyülü bir serüvene dönüşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koralin ve Gizli Dünya (Coraline)&lt;br /&gt;Bu kitaptan Koralin ve Gizli Dünya diye değil Coraline diye bahsedeceğim. Kitabı okurken de bir türlü alışamamıştım zaten Koralin adına. Herhalde çocuklar kolay okuyup telaffuz edebilsin diye böyle bir değişiklik yapmışlar ama bunun için ismin yazılışlıyla birlikte okunuşunu da değiştirmeseler daha iyi olurmuş sanki. Neyse, Coraline'ı büyük ihtimalle filminden biliyorsunuzdur. (Bu arada bu yazıda bahsettiğim kitaplardan sinemaya uyarlanmamış olan sadece Mezarlık Kitabı var ki onu da Neil Jordan çekecekmiş!) Ben de önce filmi izleyip sonra kitabını okuma hatasına düştüm ve sanırım bu yüzden Coraline en az keyif aldığım Neil Gaiman kitabı oldu. Nedeni tam bir çocuk kitabı olması da olabilir tabii -evet- bu seferkinin sadece çocuklar için olduğuna eminim..&lt;br /&gt;Ailesiyle birlikte yeni taşındıkları evin içinde can sıkıntısından bilmem kaçıncı keşif turuna çıkmışken, şans eseri başka bir dünyaya açılan bir kapı keşfeden Coraline isimli küçük bir kızla ilgili bu kitap. Kapının ardında kendi evinin, ailesinin, komşularının ve mahallesinin çarpık bir versiyonunu bulur Coraline. Onun "diğer" anne babası olduğu iddia eden ebeveynlerinin göz yuvalarında göz yerinde birer düğme vardır bu dünyada. Bu düğme tuhaflığını saymayacak olursak şahane bir yerdir burası. Coraline'in sıkıcı dünyasından çok daha eğlencelidir. Normalde onunla doğru düzgün ilgilenmeyen anne-babası bu dünyada hayatlarının odağına Coraline'i yerleştirmiş ve ona leziz yemekler pişirmeyi mesel, öncelikleri haline getirmişlerdir. Odasındaki oyuncak kutusunun içinde uçan melekler ve dişlerini gıcırdatan kurukafalar da dahil olmak üzere olağanüstü şeyler vardır. Rengarenk sirklerden konuşan kedilere kadar etrafındaki her şey büyülüdür.&lt;br /&gt;Bir süre sonra, bu dünyanın gerçek olamayacak kadar iyi olduğu anlaşılır elbette. Coraline kendi dünyasına döndüğünde "diğer" annesinin, gerçek anne-babasını kaçırdığını öğrenir. Ailesini ve kendinden önce kaçırılıp hapsedilmiş onlarca çocuğun ruhunu kurtarmak istiyorsa, şimdi çok daha ürkütücü bir yer haline gelmiş olan öbür dünyaya gitmeli ve savaşmalıdır. Coraline'ın yolculuğu, hikayesinde benzer yanlar bulunabilecek Narnia Günlükleri ve Alice Harikalar Diyarı'ndaki yolculuklar kadar büyülü, ama onlardan çok daha rahatsız edici. Bana biraz fazla basit geldiğini ve yer yer sıkıldığımı yazmıştım ama b, öykünün nefis büyüsüne kapılmadığım anlamına gelmiyor tabii. Eğer kendinizi böyle kitaplar okumak için fazla erişkin buluyorsanız doğrudan Coraline'ın filmini izlemenizi tavsiye ederim. Ama ara sıra çocuk kitapları okumayı seviyorsanız benim yaptığım hatayı yapmayın; filmini izlemeden önce mutlaka kitabını okuyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6792658553467796714?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6792658553467796714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/neil-gaiman-post-gotik-edebiyatn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6792658553467796714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6792658553467796714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/neil-gaiman-post-gotik-edebiyatn.html' title='Neil Gaiman : Post-Gotik Edebiyatın Yaramaz Çocuğu..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2802718392486430093</id><published>2011-08-17T18:53:00.000+03:00</published><updated>2011-08-17T18:54:22.934+03:00</updated><title type='text'>Müphem Şiir..</title><content type='html'>Al işte düştün sen kendin düş kapımın yan dalı&lt;br /&gt;Göğsüm daralsa da biraz yakamda bir ferahlık&lt;br /&gt;Taliydin hem izafi as’lolmadan kayboldun&lt;br /&gt;Vehimdi zaten mutluluk kaybın sayılmaz vahim&lt;br /&gt;Temaşa bekleme boşa belki hayırdır gidişin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yan yana gelmemiz bile bizatihi günahtı&lt;br /&gt;Sen Havva’ydın ben elma Adem o ara müphem&lt;br /&gt;Mutluluk sandığımız şey nevrotik bir bozukluk&lt;br /&gt;Eskiler nevrotiğe ne derlerdi hiç bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoksa da telaşa mahal alınma sen üstüne&lt;br /&gt;Hint keneviri stokum epeyce idare eder&lt;br /&gt;İyi kızlar cennete kötü kızlar her yere&lt;br /&gt;Kalbi kırık adamlar cehennemin dibine gider.. &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2802718392486430093?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2802718392486430093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/muphem-siir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2802718392486430093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2802718392486430093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/muphem-siir.html' title='Müphem Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4688648239264305117</id><published>2011-08-15T04:10:00.003+03:00</published><updated>2011-08-27T00:27:32.762+03:00</updated><title type='text'>Neden Ferdi Tayfur Dinliyorum..?</title><content type='html'>Çünkü o Ferdidir. Orhan Gencebay kral, Müslüm Gürses babadır ama Ferdi sadece Ferdidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü benim tanıdığım ilk gerçek tutunamayan Ferdi Tayfur’dur. Bütün filmlerinde ve şarkılarında istisnasız hep kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü çocukluğumun ciddi bir parçasıdır o benim. TRT hala anlayamadığım bir takım nedenlerden dolayı arabeskçileri uzun yıllar aforoz ettiği için babamla hafta sonları videocuya gidip onun filmlerini kiralarken hayatımın en güzel yolculuklarını yaptım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü o acıyı estetize eden bir tür Thomas Bernhard’dır. Hiçbir entelektüel kaygı taşımadan basit insanların sıradan acılarını buğulu sesiyle yoğurup ruhlarımıza katık etmektedir otuz küsür yıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü yıllardır memleket aydıncıklarının kendisini tu kaka ilan etmesine, dinleyenlerine kro, maganda gibi ipe sapa gelmez sözlerle saldırmasına bir kez bile tepki göstermemiş, kimseyle polemiğe girmeden işini bildiği gibi yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü popçu böcekler gibi hallüsinatif neşeler saçan, hoplayıp zıplayan ve bizi de bu akıl hastalığına davet eden lolipop müziğinden uzak durmuş, hayatımızda ne varsa, neyin acısını çekiyorsak onun müziğini yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bütün filmlerinde kısa boyludur, çirkindir, seven ve aldatılandır. Ama aldatılmasına rağmen sevmeye devam edendir. Tamircidir, ameledir, şofördür. Biz neysek o da odur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü her ne kadar isyan eder gibi görünse de isyanın altında soylu bir tevekkül vardır. O en güzel ‘Allahım Sen Bilirsin’ diyendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Adanalıdır, Allahın adamıdır. Adam gibi adamdır..&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4688648239264305117?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4688648239264305117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/neden-ferdi-tayfur-dinliyorum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4688648239264305117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4688648239264305117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/neden-ferdi-tayfur-dinliyorum.html' title='Neden Ferdi Tayfur Dinliyorum..?'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-8416025181604813348</id><published>2011-08-14T05:13:00.001+03:00</published><updated>2011-08-14T05:15:25.954+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 68..</title><content type='html'>Kendime benzeyen insanlardan oldum olası nefret ettim. İnsanların genelini sevmiyor olmakla birlikte aklıma geldiklerinde suratımı buruşturmama neden olanlar, bir şekilde kendime benzettiğim insanlardır. O yüzden nerede asık suratlı, her şeye muhalif görünen, küstah ve ukala biriyle karşılaşsam hemen gardımı alıp tırnaklarımı çıkarmaya başlarım. Kendime bile tahammül edemezken bir benzerimle yakınlık kurma fikri bile oldum olası ürpertir beni. Ama gel gör ki farklı olduğunu düşündüğüm için sığındığım insanların zaman içinde ufak ufak bana benzemeye başladıklarını görmek içimde onulmaz Promotheus yaraları çıkmasına neden oldu hep. Mesela hiçbir ortak noktamız olmadığından ve sürekli kavga ettiğimizden büyük bir keyif alarak aynı evde yaşadığım ev arkadaşımla birkaç yıl sonra daha az kavga etmeye başladık. Sonra hiç adeti olmamasına rağmen kitap okumaya yeltendi. Son zamanlarda eskiden tiksindiği, ev süpürmek, bulaşık yıkamak gibi işleri de neredeyse tebessümle yaptığını görünce ipler koptu bende ve evden ayrıldım. Sanıyorum eski sevgililerimle olan şey de aşağı yukarı aynı. Başta bizi birbirimize çeken zıtlıklar zamanla törpüleniyor. İki taraftan birinin kişiliği baskın olmaya başlıyor ve diğerini kendine doğru çekiyor. Ve yavaş yavaş zayıf olan kuvvetli olanın huylarını edinip ona benziyor farkında olmadan. Fark edildiği anda da bulantı başlamış oluyor. Sonrası da malum zaten..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-8416025181604813348?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/8416025181604813348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-68.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8416025181604813348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8416025181604813348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-68.html' title='Tesirsiz Parçalar 68..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6697629692710000170</id><published>2011-08-09T01:12:00.003+03:00</published><updated>2012-02-05T01:11:45.955+02:00</updated><title type='text'>Protest Şiir..</title><content type='html'>Kandırdılar bizi resmen, ağzımıza sıçtılar. &lt;br /&gt;Sesimizi çıkarmadık. &lt;br /&gt;Uslu çocuk ol dediler, uslu olduk bizde. &lt;br /&gt;Ee hani, şirinler nerde?&lt;br /&gt;Kalemden mendilden geçtim zippomdan kan damlıyor.&lt;br /&gt;Muhabbet kuşumuz öldü babam yenisini almıyor.&lt;br /&gt;Protesto mahiyetinde geç gideceğim artık eve&lt;br /&gt;Yalnız küçük bir sorun var&lt;br /&gt;Babam protesto ne demek bilmiyor.&lt;br /&gt;Yürümeye başladığımdan beri tepemde annemin terliği&lt;br /&gt;Demoklesin kılıcı gibi sallandıkça sallanıyor.&lt;br /&gt;Allahım söyleyemediklerimi en iyi sen bilirsin&lt;br /&gt;Sen bari anla beni başka kimse anlamıyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6697629692710000170?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6697629692710000170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/protest-siir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6697629692710000170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6697629692710000170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/protest-siir.html' title='Protest Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6417300569294293270</id><published>2011-08-06T01:38:00.004+03:00</published><updated>2011-08-06T01:44:34.495+03:00</updated><title type='text'>İnsan Sevgisi !!..</title><content type='html'>- Ama ben insan sevmiyorum !&lt;br /&gt;- Beni sevdiğini söylüyordun eskiden.&lt;br /&gt;- İnsan olarak sevmiyordum ki ben seni. Öyle olsa yaptığın iyilikler arttıkça sana olan sevgimin de artması gerekirdi. Ama öyle olmadı. Ki öyle olağanüstü bir iyiliğine de şahit olmadım. Ne yaptın ki? Okul mu yaptırdın, fakirler için kermes mi düzenledin, şahit olduğum maksimum iyiliğin mendilci çocuklardan mendil almak olmuştur. Eminim onu da daha fazla sırnaşmasınlar diye yapmışsındır.&lt;br /&gt;- Yani?&lt;br /&gt;- Yanisi şu. Bir insan başka bir insanı bütün boyutlarıyla asla tanıyamaz. Karşımızdaki insana verdiğimiz değer mukabilinde istediğimiz taraflarımızı gösterir istemediklerimizi de saklarız. Evrensel bir sahtekarlık bu ama yapacak bir şey yok.&lt;br /&gt;- Yine abartıyorsun. Ve ben de hala sana şaşırmaya devam ediyorum&lt;br /&gt;- Abarttığım falan yok. Şöyle düşün dediğim gibi olmasaydı eğer bütün insanlar ilk sevgilileriyle evlenirlerdi. Bizi düşün mesela. Başlarda nasıl heyecanlıydın bir araya geldiğimiz zamanlarda hatırlasana. Ne oldu sonra peki? Bir sürü saçma sapan tarafımı keşfettin gün geçtikçe ve sonunda bu noktaya geldik. Peki o saçma sapan taraflarım zamanla mı ortaya çıktı? Hayır tabi ki. Onlar hep vardı. Ben o saçma sapanlıklar demektim hatta.Bilerek sakladım onları senden. Herkesin herkese yaptığı gibi.&lt;br /&gt;- Beni bıraktın bütün insanlığı suçlamaya başladın şimdi de.&lt;br /&gt;- Kimseyi suçladığım falan yok. Durum tespiti yapıyorum sadece.&lt;br /&gt;- Her şeyi sorgulayacağına kendini de beni de insanları da rahat bıraksaydın bu noktaya gelmezdik.&lt;br /&gt;- Benim bir şikayetim yok. Daha doğrusu kalmadı.&lt;br /&gt;- Ee neden bunları konuşuyoruz o zaman?&lt;br /&gt;- Ben insan sevmiyorum dedim sen neden diye sordun ben de anlatmaya başladım.&lt;br /&gt;- Ama anlattıkların cevap sayılmaz. Bir an için söylediklerini doğru kabul edelim. Eğer sen de dahil olmak üzere bütün insanlar bu sahtekarlık oyununu oynuyorlarsa bu işin normali bu demek değil midir?&lt;br /&gt;- Ben normal değil demedim ki zaten.&lt;br /&gt;- Ne dedin peki?&lt;br /&gt;- Bininci kez mi söyleyeyim?&lt;br /&gt;- Tamam tamam anladık sen insan sevmezsin.&lt;br /&gt;- Bininci tekrarda anlıyorsun, fena sayılmaz&lt;br /&gt;- Off..&lt;br /&gt;- Güle güle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6417300569294293270?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6417300569294293270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/insan-sevgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6417300569294293270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6417300569294293270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/insan-sevgisi.html' title='İnsan Sevgisi !!..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4136811577461904313</id><published>2011-08-04T20:58:00.002+03:00</published><updated>2011-08-04T21:02:35.709+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 67..</title><content type='html'>67.&lt;br /&gt;Oyuncaklar alıyorum sürekli kendime. Arabalarım, helikopterim, trenim, süper kahramanlarım, boncuğum, ejderhalarım ve başka onlarca oyuncağım var. Neden? Oyuncakları çok sevdiğim için mi? Evet oyuncakları çok seviyorum ama tek neden bu değil galiba. İki yaşından itibaren abi olduğum ve sekiz yaşına geldiğimde yanımda üç tane küçük kardeş gördüğüm için çocukluğumda kendime ait oyuncağım olmadı hiç. Oyuncak deyip geçmeyin, bir çocuğun ilk oyun arkadaşı hatta ilk sırdaşı oyuncaklarıdır. Oyuncaklarla beraber büyür çocuklar. Benimse oyuncaklarım diğer kardeşlerim oldu hep. Zaman zaman heves edip yalvar yakar babama aldırdığım oyuncaklarla ancak eve gidene kadar sevişebildim. Çünkü biliyordum ki daha eve girer girmez biri görüp ağlayacaktı ve ben de oyuncağımı ona vermek zorunda kalacaktım. Bazen düşünüyorum, neden hepimize ayrı ayrı oyuncaklar almıyordu acaba babam? Muhtemelen oyuncak o zamanlar pahalı bir şeydi ve yine muhtemelen bizim o kadar paramız yoktu. Neyse işte, şimdi oyuncak alabilecek kadar para kazanıyorum şükür ve oyuncaklarımla eve geldiğimde ağlayarak onları elimden almaya çalışan kimselerin olmayacağını da biliyorum. Bir kaç kez kuş ve balık alıp onlarla oyalanmaya çalıştım ama bazı zamanlar kendim dahil nefes alan hiçbir şeye tahammül edemediğimi farkedince canlı hayvan sevdasından çabuk vazgeçtim. Ve çocukluk aşkım olan oyuncaklarda karar kıldım. O yüzden de kafama estikçe çıkıp oyuncaklar alıyorum kendime. Ve oynuyorum da onlarla. Otuz yıl geriden oynuyorum farkındayım ama hayat da böyle bir şey değil mi zaten? Geç kalmaların arasında nefes almaya çalışıyoruz işte hepimiz, kimimiz başka insanlara tutunup ayakta kalmaya çalışıyor kimimiz de yaşayamadığı çocukluğuna sığınıp oynayamadığı bütün oyunları bir nefeste oynamak için çabalıyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4136811577461904313?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4136811577461904313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-67.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4136811577461904313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4136811577461904313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-67.html' title='Tesirsiz Parçalar 67..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4550138255909861291</id><published>2011-08-03T03:33:00.000+03:00</published><updated>2011-08-03T03:34:04.046+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 65-66..</title><content type='html'>65.&lt;br /&gt;John Kennedy Toole. Alıklar Birliği’nin efsanevi yazarı. Uzun bir aradan sonra tekrar okumaya başladım ve yüzümdeki aptal sırıtışı kitabın kapağı kapanana kadar muhafaza ettim. ‘1969 yılında, otuz iki yaşındayken intihar eden John Kennedy Toole'un bu romanı, ölümünden sonra annesinin ısrarlı çabalarıyla 1980 yılında yayınlandı ve 1981 yılında, Amerika'nın en büyük edebiyat ödülü olan "Pulitzer Ödülü" -ilk kez ölü bir yazarın yapıtına- "Alıklar Birliği"ne verildi. John Kennedy Toole, bu romanında yaşadığı çağdan hoşnut olmayan, çağa ayak direyen bir kahraman yaratmış. Romanın kahramanı "İgnatius", koca göbeği, gürültülü geğirtileri, yellenmeleri ve oburluğuyla bir "Gargantua"; herkese: Freud'a, eşcinsellere, eşcinsel olmayanlara, Protestanlara ve çağın her türlü aşırılığına karşı açtığı tek kişilik savaşla tam bir "Don Kişot". Tam anlamıyla komik bir kişi, ama komik olduğu kadar da zeki; kendisini komik bulanları daha komik bir duruma düşürecek kadar zeki. 60'larda yazılmış bu romanın kahramanı 80'leri, 90'ları görecek kadar ileri görüşlü.’ İgnatius gibi bir abim olmadığı için o kadar hayıflanıyorum ki. Birilerinin hemen ilgisini çekeceğini bildiğim için söyleyelim, Alıklar Birliği, otuz iki yaşında kendi beynini uçurarak kısa yoldan dünyadan gitmeyi seçmiş yazarın tek kitabı. Haliyle yaşarken kitabının basıldığını göremediğinden 1981 yılında romanına Pulitzer verileceğini tahmin etmemiş olduğu da aşikâr. Edebilseydi beynini uçurmamayı tercih eder miydi, bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elime aldığım bir diğer kitabın ismi ise İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler. Yazarı David Foster Wallace. 2008 yılında ömrü boyunca hep mücadele ettiği depresyonla daha fazla uğraşamayacağını düşünüp kendi isteğiyle var oluşunu sonlandıran bir güzel insan.. Kaliforniya’daki evinde kendini astıktan sonra Wallace kendi ifadesiyle ‘ne kadar yıkanırsa yıkansın kurtulamadığı hayatın kirinden’ kurtulmuş mudur bilmem. Ama şundan eminim ki yazdıkları günün birinde modern insan denilen zavallıların bütün foyasını ortaya çıkaracak kadar güçlü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;66.&lt;br /&gt;Artık daha sakinim. Ne istediğimi bilmediğim için oradan oraya kendini atıp duran zavallı ruhum duruldu artık. Hiçbir şey istemiyorum. Ve bunu züppe bir Nihilist tavrıyla söylemiyorum. Kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey istemiyorum. Hiç kimsem olmasın, kimselerin kimsesi olmayayım, varlığım emsalsiz yokluğumun müjdecisi olsun. Berrak bir su buharı gibi kimselere değmeden ‘yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından’ demek istiyorum hepsi bu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4550138255909861291?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4550138255909861291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-65-66.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4550138255909861291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4550138255909861291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/08/tesirsiz-parcalar-65-66.html' title='Tesirsiz Parçalar 65-66..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-3607564833442897611</id><published>2011-07-29T00:27:00.002+03:00</published><updated>2011-07-29T00:52:12.436+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 62-64..</title><content type='html'>62.&lt;br /&gt;Benzer acıları yaşayan insanlar birbirlerini tanırlar. Ama belli etmezler tanıdıklarını. Herhangi bir yerde karşılaşabilirler. Metroda, barda, sokakta, kafede.. Sadece bir kez göz göze gelirler ve anlarlar. Daha sonra bakmazlar birbirlerine, belki canları daha çok yanacağından, belki de buna hiç gerek olmadığından. İlk bakışma aynı zamanda son bakışma olur. Ama onlar tanırlar birbirlerini. Muhtemelen o ortak acının müstehzi mahcubiyeti tekrar göz göze gelmelerine engel olur. Ama tanırlar onlar birbirlerini, çaktırmadan kimselere koruyup kollarlar.. &lt;br /&gt;Bazen kendinizi bir insana yakın hissetmeniz için bir şeyler paylaşmanız gerekmez. Benzer acıları yaşayan insanlar kendiliğinden ortaya çıkan görünmez bağlarla birbirlerine bağlanabilirler. Hatta bazen birbirlerinin tam olarak farkında bile olmadan yaparlar bunu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63.&lt;br /&gt;Zaman zaman kafamı kaldırıp çevreme baktığım oluyor tabi. Küçük küçük tutunma denemelerim de oluyor haliyle. Ama yaşadığım ve tanık olduğum her şey kitaplara daha fazla gömüyor beni ısrarla. Sanırım erken yoruldum ben..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64.&lt;br /&gt;İnsan, başka beklentileri karşılanmadığında var olan mutlulukları da yok edebilen bir hayvandır. Bir şeyler olur. Başlangıçta her şey güzel de gidiyordur. Ama yetinmezsin. Yetinemezsin çünkü yetinmek senin hayvansı doğana aykırıdır. Hep bir fazlasını istersin. Ve bir yerden sonra karşındakinin veremeyeceği şeyleri istemeye başlarsın. Doğal olarak karşındaki veremeyeceği şeyleri veremez. Sonra sen durumun yarattığı hırçınlıkla istediğin şeyden vazgeçmek yerine dehşet verici bir bencillikle ısrarını sürdürürsün. &lt;br /&gt;Sonuç : Daha önce elde ettiğin küçük mutlulukları da kaybedip yalnızlığa gömülür ve Orhan Gencebay'a sığınırsın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-3607564833442897611?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/3607564833442897611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-62-64.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3607564833442897611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3607564833442897611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-62-64.html' title='Tesirsiz Parçalar 62-64..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1425670882166530851</id><published>2011-07-26T03:33:00.003+03:00</published><updated>2011-07-26T03:37:20.112+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 61..</title><content type='html'>61.&lt;br /&gt;Bazen bir şey söylemeniz gerekir. Tek bir laf vardır aslında söylenecek ve bütün dünya durup o lafı etmenizi bekler. Ama edemezsiniz. Kitaplarda yazan şeyin gerçek olduğunu anlarsınız o an. Kelimeler boğazınıza yumruk gibi tıkanır. Kelimelerin boğaza yumruk gibi tıkanması durumunun uydurma bir benzetme değil gerçek bir durum tesbiti olduğunu görürsünüz. Sonrası bir yığın maskaralıktan başka bir şey değildir. Öyle oldu yine. Benim ve onun ve çevremizdekilerin ve evrenin ve başka her şeyin iyiliği için bir daha görüşmemek zorunda olduğum o'na söyleyeceğim son sözün unutulmaz bir söz olmasını istemiştim oysa. Tıpkı filmlerdeki gibi. Ölmek üzere olan kahramanların son olarak ettikleri kulaklardan silinmeyecek sözlerere benzeyen bir sözle vedalaşmak istemiş ve saatlerce bunun için kafa yormuştum. "Hasta la vista bebeğim" gibi. Ya da "Gülersen bütün dünya seninle birlikte güler, ağlarsan tek başına ağlarsın" gibi.. Hiç olmadı "İ'll be back" falan gibi bir şeyler söyleyebilseydim keşke.. Olmadı. O sihirli son anda söyleyebildiğim son söz gerizekalılığımın tescili olarak hala kulaklarımda çınlamakta. Önce kendine iyi bak dedim, peşinden de hoşça kal.. Ne kadar etkileyici! Eminim en az on yedi dakika falan unutmamıştır telefonu kapatırken ettiğim mucizevi veda sözlerini. Kendine iyi bak.. Bu kadar işte etkim de, gücüm de, kelimelerle yaratacağım tesirin de üst limiti en fazla on yedi dakika.. Kahramanlıkla maskaralık arasında gidip geldiğim zaman dilimi. On yedi dakika!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1425670882166530851?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1425670882166530851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-61.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1425670882166530851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1425670882166530851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-61.html' title='Tesirsiz Parçalar 61..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6968207875540565928</id><published>2011-07-25T22:36:00.001+03:00</published><updated>2011-07-25T22:36:46.515+03:00</updated><title type='text'>Dağınık Sicim</title><content type='html'>Dağınık Sicim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve dönen sigortasız bir travesti kadar yorgunum&lt;br /&gt;Beni al, yont yoğur, sar sarmala&lt;br /&gt;Alakası olmayan parçalara bölündüm&lt;br /&gt;Tamamla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak sıkıntılı iş yaşlandıkça anladım&lt;br /&gt;Ruhum payına hiç düşen nevrotik bir piç.&lt;br /&gt;Zaman akar, su durulmaz, içim dağınık sicim&lt;br /&gt;Toparla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen yokken çok okudum, çok söz birikti heybemde&lt;br /&gt;İstesem didaktik didaktik konuşurum şimdi&lt;br /&gt;Ama bilirim, sevmezsin spesifik sözleri&lt;br /&gt;Bağışla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ruhuma bir hayat yakıştıramadım' sevgilim&lt;br /&gt;Neyi tutsam elimde kaldı, usandım nefes almaktan&lt;br /&gt;Oysa içimde bir tohum, su versen filizlenecek.&lt;br /&gt;Hatırla..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6968207875540565928?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6968207875540565928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/dagnk-sicim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6968207875540565928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6968207875540565928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/dagnk-sicim.html' title='Dağınık Sicim'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6320014875408160328</id><published>2011-07-19T00:45:00.002+03:00</published><updated>2012-01-29T18:30:52.563+02:00</updated><title type='text'>Ağlamaklı Şiir..</title><content type='html'>Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde&lt;br /&gt;yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu&lt;br /&gt;otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime&lt;br /&gt;anne dedim, hadi çay koy da içelim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6320014875408160328?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6320014875408160328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/aglamakl-siir.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6320014875408160328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6320014875408160328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/aglamakl-siir.html' title='Ağlamaklı Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-5902756685576548265</id><published>2011-07-17T00:03:00.004+03:00</published><updated>2011-07-17T00:33:07.283+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 55-60..</title><content type='html'>55.&lt;br /&gt;Benim için hiçbir özel durumu olmayan uzak bir arkadaşım, tesadüfen karşılaştığımız saçma sapan bir mekanda ayak üstü bir kaç dakika lafladıktan sonra, "Seni hiç iyi görmüyorum" dedi. "Ama sanırım bu çok kötü bir şey değil. İyi olmamak için bilinçli bir şekilde uğraşıyor gibisin ve bütün rahatsızlıklarını tırnaklarınla kazıyarak kendin yaratmışsın. O yüzden de beter ol demekten başka bir şey söylenmez sana."&lt;br /&gt;Boynuna sarılmak istedim o uzak arkadaşın ama tuttum kendimi. En yakınlarımın bile anlayamadığı, hatta benim bile toparlayıp dillendiremediğim otuz yıllık ruh halimi üç cümleyle özetleyiverdi. Evet tırnaklarımla kazıyarak yoktan varettim ben mutsuzluklarımı. Ne denir ki başka? "Bu mutsuzluk benim,ilişmeyin.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56.&lt;br /&gt;Peşpeşe okuduğum iki kitabın ismi Ruh Kırılması ve Ruh Hastalığı. İkisinin de yazarının ismi İsmail. İkisi de daha önce duymadığım kitaplardı ve tesadüfen elime geçti. İki farklı yayınevinden çıkmış, yakın tarihlerde basılmış ve büyük ihtimalle iki yazarında birbirlerinden haberdar olmadan yazdıkları iki ayrı kitap..&lt;br /&gt;Arka arkaya okudum ve bol bol göz damlası kullanmak zorunda kaldım. Tutunamayanlar'dan beri hiçbir kitapla bu derece yakınlık kuramamıştı ruhum. Sanki iki İsmail, birbirlerinden tamamen habersiz bir şekilde yıllarca benim içimi izlemiş gördüklerini kağıda dökmüş. Edebi değerleri tartışılır, hatta tartışılmaz bile belki. Çok başarılı kitaplar oldukları söylenemez. Ama çok acaip bir zamanda karşıma çıktılar ve ben bir kez daha emin oldum. Tesadüf dediğimiz şeyler, Tanrının bize göz kırpmasıdır aslında..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57.&lt;br /&gt;Sana dair umutlarım azaldıkça, daha çok seviyorum seni. İmkansızlığın güzel taraflarını keşfettim sayende. Yanımda Genta* taşıyorum artık. Seni her gördüğümde, arkandan üçer damla damlatıyorum. Küçücük kutu etraftan gelebilecek bir sürü lüzumsuz soruyu engelliyor.&lt;br /&gt;*Genta: Göz damlası..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58.&lt;br /&gt;Annem, "oğlum akşam eve erken gelir misin?" dedi. Neden anne dedim, "hiç" dedi "konuşuruz biraz." İçim acıdı. Hemen her gün laflarız annemle, ama uzun süredir konuşmuyoruz. Yani konuşur gibi konuşmuyoruz. Günlük rutin seslenmeler oluyor haliyle ama anneme "Anne, nasılsın?" demeyeli on yıl olmuştur en az..&lt;br /&gt;Sonuç : Saat on ikiyi geçti ve ben hala eve gitmedim.&lt;br /&gt;Sonuç 2: Hiçbir şey yapmadan bile annemi üzmeyi becerebilecek kadar boktan bir evladım ben. Tren çarpsa artık bana da hepimiz kurtulsak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;59.&lt;br /&gt;Kadınlar, yaşamak istedikleri hayata aşk seçiyorlar. Erkekler ise önce aşık olup sonra aşık oldukları kadının hoşuna gidecek bir hayat yaşamaya çalışıyorlar.. Bu ne boktan çelişki lan böyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60.&lt;br /&gt;Hiç..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-5902756685576548265?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/5902756685576548265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-55-60.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5902756685576548265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5902756685576548265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-55-60.html' title='Tesirsiz Parçalar 55-60..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6851431847721253074</id><published>2011-07-08T01:17:00.007+03:00</published><updated>2012-01-07T11:15:09.747+02:00</updated><title type='text'>Halet-i Ruhiyemi Takdimimdir..</title><content type='html'>Hayatım ülkeme ne kadar da benziyor.. Nazlıdır benim ülkem. Kısa ömrü hep hassas dönem edebiyatlarıyla geçmiştir. Kuruluş yılları; taşlar yerine oturmadı aman dikkat edelim, kırklar; bütün dünya savaşta aman dikkat, elliler; lan demokrasi bol geldi bu ibnelere hadi bakalım ordu cumhuriyeti korusun, altmışlar; bakın siz sağcısınız bunlar solcu hadi bakalım yiyin birbirinizi, yetmişler; devam devam hadi bakalım. Oo aleviler de varmış burada devam gençler devam hadi hep beraber saldırın birbirinize, seksenler; evet evet demokrasi neyine lan bunların hadi bakalım ordu tekrar göreve, doksanlar; terör.., ikibin; yahu laiklik elden gidiyor nerde lan bu ordu? İkibinon; herkesi tutuklayın .mına koyim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çocukluğum saçma sapan bunalımlarla geçti. Okuduğum kitapların yan etkisi olsa gerek. Yahu bir insanın sekiz yaşında hayatla ne problemi olur. Dostoyevski okursa olur işte. Oysa çık sokağa oyna tutan mı var? İlkokula gidiyorum ve bir yığın ontolojik sorun var kafamda, pehh..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gençliğimde solcu oluverdim birden. Ama ne solcu. Üç lafımdan dördü emek, işçi sınıfı, artı değer, halkların kardeşliği v.s.. Bıraksalar solculuktan öleceğim. Öyle böyle solculuk değil. O kadar inandırmışım ki kendimi ‘güneşi zaptedeceğimiz günlerin yakın’ olduğuna. Sadece tesis ve alet edevat sorunu kalmış. Halkımız arkamızda zaten. Yeter ki devrimci kıvılcımı ateşleyelim biz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polisten yediğim ikinci veya üçüncü seri tokada bile mukavemet edemeyecek kadar zayıfmış benim şanlı solculuğum. Biraz devletten dayak biraz da babamdan fırça yiyince bıraktım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aşık olmalara başladım. Bana birazcık ilgi gösteren her kadına aşık olduğum saçma ve kayıp birkaç yıldan sonra uzun süreli istikrarlı aşk deneyimlerim oldu. Hiçbirini sonuna kadar götüremedim, hayatımdaki hiçbir kadını adam akıllı mutlu etmeyi başaramadım, ama hepsinden çok şey öğrendim. Geriye dönüp baktığımda şöyle ağız dolusu küfürle andığım hiçbir eski sevgilim olmadı. Hiçbirini ben terk etmedim, gittiklerinde hepsinin arkasından mütemadiyen yas tuttum. Ama dediğim gibi, hiçbirinin anısına bilerek saygısızlık etmedim, en azından içimden hepsini iyi andım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaza kadar her sene aralıkları değişen depresyon seansları tertipledim kendime. Bu günlerde de girmeyi düşünüyordum depresyona ama annemin en sevdiğim depresyon hırkamı eskidi bu artık diyerek yer bezi yapması sonucunda giremedim. Hırkanın hikayesi de şu. Uzun, yerlere kadar değen kalın mı kalın hardal rengi eski bir hırka. Pek matah bir şey değil tabi. Ama son on yıldır ne zaman kendimi çok kötü hissetsem o hırkaya bürünüp, birkaç hafta evden çıkmayıp, tv ya da bilgisayar açmayıp hatta kitap bile okumayıp aptal aptal tavanı seyrederek yani depresyonun dibine kadar vurarak kendi kendime saçmalıklar yaptım. Ve o saçmalıkların kilit oyuncusu da hırkamdı. Şimdi hırka gitti.. Ben de vazgeçtim depresyona girmekten sonra oturdum bu yazıyı yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özet : Ülkem gibi ben de hep hassas dönemlerden geçiyorum. Ve bu hassas dönemler hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Ve takdir edersiniz ki şu an itibariyle de ülke ve ben çok hassas bir dönemdeyiz :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6851431847721253074?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6851431847721253074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/halet-i-ruhiyemi-takdimimdir.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6851431847721253074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6851431847721253074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/halet-i-ruhiyemi-takdimimdir.html' title='Halet-i Ruhiyemi Takdimimdir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6786913759349419094</id><published>2011-07-07T00:29:00.002+03:00</published><updated>2011-07-07T00:34:05.712+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 52-54..</title><content type='html'>52.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesirsiz ne kadar söz varsa&lt;br /&gt;ruh cebimde biriktirdim&lt;br /&gt;ki zaten ben&lt;br /&gt;küçükken de meraklıydım&lt;br /&gt;suya yazılar yazmaya..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarla marullar arasındaki en büyük fark; marulların, marullarla insanlar arasındaki en büyük farkı fazla umursamamalarıdır. Bir insan eğer isterse oturup saatlerce insanlarla marullar arasındaki en büyük farkın ne olduğunu düşünebilir. Oysa hiçbir manavda bunu mesele yapan bir marulla karşılaşmazsınız..&lt;br /&gt;Sonuç : Galiba marullar bizden daha akıllı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki canım sıkkındı belki sadece dikkat çekmek istemiştim belki söylediklerim aslında söylemek istediklerimin tam tersiydi tanımadığın biri yoldan geçerken küfretse bile sana efendim der bir şans daha verirsin acaba yanlış mı anladım dersin bana o yabancıya verdiğin şansı bile vermedin efendim deseydin seni seviyorum diyecektim belki demedin bir şey sırtını dönüp gittin iyi mi oldu yani şimdi sana da yazık bana da..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6786913759349419094?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6786913759349419094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-52-54.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6786913759349419094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6786913759349419094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/tesirsiz-parcalar-52-54.html' title='Tesirsiz Parçalar 52-54..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4290599036975278335</id><published>2011-07-01T00:23:00.002+03:00</published><updated>2011-07-01T00:31:31.780+03:00</updated><title type='text'>Güvercin Telaşı..</title><content type='html'>Yaşadıklarımdan hayal ettiklerimi çıkarttığımda&lt;br /&gt;Geriye kocaman bir hayal kırıklığı kaldı.&lt;br /&gt;Gerçi matematik oldum olası zayıf bende&lt;br /&gt;ama konu bu değil şimdi..&lt;br /&gt;Hayattan tamamen ümidimi kestiğim anlarda bile&lt;br /&gt;şaşırmaktan alıkoyamadım kendimi&lt;br /&gt;yavrusuna yiyecek götürmek için çırpınan serçeye.&lt;br /&gt;Ya da her bozulduğunda yuvası&lt;br /&gt;dehşetli bir tutkuyla aynı yere&lt;br /&gt;çer çöp taşıyan güvercine.&lt;br /&gt;Ne var dedim kendi kendime, ne var&lt;br /&gt;Ne var da tutunmaya çalışıyorsunuz bu kadar&lt;br /&gt;Bu rezil hayata?&lt;br /&gt;Çıkamadım tabi işin içinden&lt;br /&gt;ve serçelerle güvercinlere havale ettim bütün ontolojik kaygılarımı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakı ya da Kafka ya da Xanax ya da Perec&lt;br /&gt;hepsinde aradığım şey aynı aslında.&lt;br /&gt;Usanmadan her defasında bozulan yuvasına&lt;br /&gt;çer çöp taşıyan güvercinin&lt;br /&gt;hevesidir yakalamaya çalıştığım her neyse..&lt;br /&gt;Benden geçen şeylerin farkındayım elbette&lt;br /&gt;İçimden geçenlerle ters orantılı hemen hepsi&lt;br /&gt;Gölgesine sığındığım rakı şişesinin görkemi&lt;br /&gt;Azalsa da o son lanet duble içildiğinde&lt;br /&gt;gecenin son saatlerinde&lt;br /&gt;İçinde serçeler ve güvercinler gezinen&lt;br /&gt;laflar etme arzusu doluyor bir yerlerimde.&lt;br /&gt;Ağzımı açacak oluyorum&lt;br /&gt;ama dinleyen kimse yok&lt;br /&gt;Neyse diyorum sonra, neyse&lt;br /&gt;Neyse..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4290599036975278335?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4290599036975278335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/guvercin-telas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4290599036975278335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4290599036975278335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/07/guvercin-telas.html' title='Güvercin Telaşı..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1583743061666785617</id><published>2011-06-20T23:15:00.001+03:00</published><updated>2011-06-20T23:15:58.812+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 51..</title><content type='html'>Yatağını şaşıran bir ırmak&lt;br /&gt;Önce göl olur, sonra yok..&lt;br /&gt;            -Doğanın kanunu-&lt;br /&gt;Gördüm omurgasının üstünden araba geçmiş bir kedinin acıdan bağıramamasını&lt;br /&gt;           -Avaz avaz bağırdım-&lt;br /&gt;Bir sıkıntısı olduğunda güneşin, daha doğmadan fark ettim.&lt;br /&gt;Yağmura bulalı toprak kokusunu ilk ben çektim içime&lt;br /&gt;            -Siz, hepiniz uyuyordunuz o saatlerde-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrümü zaman ayıramayacağınız işlerle geçirdim&lt;br /&gt;Dolayısıyla sizin önemsediğiniz işler için de benim zamanım kalmadı&lt;br /&gt;Böyle böyle birbirimizi önemsememeyi öğrendik.&lt;br /&gt;İnsanlardan en çok çocukları&lt;br /&gt;Hayvanlardan da atları sevdim.&lt;br /&gt;Ve çocuklar hariç &lt;br /&gt;Sevmediğim hayvanları bile çoğunuzdan daha yakın buldum kendime.&lt;br /&gt;İnsanları sevemedim, tabi kimse bunu mesele yapmadı.&lt;br /&gt;Hepinize karşı tektim ve elbette şansım çok azdı.&lt;br /&gt;Ben bu savaşı altı yedi yaşlarımda kaybettim.&lt;br /&gt;Yapacak bir şey yoktu, kitaplara sarıldım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırgın değilim hiçbirinize&lt;br /&gt;Dedim ya ben zaten çoğunuzu sevemedim&lt;br /&gt;-Kim bilir belki de bu yüzden insan olmanın gereklerinin çoğunu yerine getiremedim.-&lt;br /&gt;Öfkem aklımın bir adım önünde oldu hep&lt;br /&gt;-Size değil sadece öfkem, en başta kendime-&lt;br /&gt;Ödenmesi gereken ne bedel varsa peşin peşin ödeyip&lt;br /&gt;Aranıza karışmaktan vazgeçtim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1583743061666785617?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1583743061666785617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-51.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1583743061666785617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1583743061666785617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-51.html' title='Tesirsiz Parçalar 51..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-8590011672195664824</id><published>2011-06-20T00:44:00.001+03:00</published><updated>2011-06-20T00:45:34.236+03:00</updated><title type='text'>Ay Tutulması..</title><content type='html'>Birlikte oturduğumuz parklara senden sonra da gittim&lt;br /&gt;epeyce vakit geçirdim ve kaybettim ve üzgündüm&lt;br /&gt;bitiremediğim şarapları diplerine boşalttığım mavi ladinler büyümüş&lt;br /&gt;çocuklar gördüm oyunlarına büyük bir ciddiyetle devam eden&lt;br /&gt;bağ değil büyü bozulmuş köpek gibi pişmanım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda hem sana hem kendime hem tabiata&lt;br /&gt;yerli yersiz küfürler sıralarken bir taraftan&lt;br /&gt;öptüğüm diğer kızlar da aklımdan geçmedi değil&lt;br /&gt;ama sen başkaydın şarabın içinde aspirin&lt;br /&gt;baş ağrısına engel olur diyen tıp öğrencisi&lt;br /&gt;niye yalan söyledi olsaydın da konuşsaydık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir yere sığamıyorum oh mu olsun ki bana&lt;br /&gt;gidenler bildiklerini de beraberinde götürür&lt;br /&gt;ay tutuldu misal dün sıradan bir doğa olayı&lt;br /&gt;ama aklım ermedi boş boş baktım havaya&lt;br /&gt;olsaydın da anlatsaydın kafam böyle karışmazdı&lt;br /&gt;olmadı öpüşürdük aklıma takılmazdı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-8590011672195664824?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/8590011672195664824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/ay-tutulmas.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8590011672195664824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8590011672195664824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/ay-tutulmas.html' title='Ay Tutulması..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1933945087503940890</id><published>2011-06-13T14:17:00.005+03:00</published><updated>2011-07-22T03:41:39.396+03:00</updated><title type='text'>Senin De Ağacın Da  Kedinin De Öğretmenin De..</title><content type='html'>Küçükken her küçük çocuk gibi kendimi kahraman zannettiğim zamanlar olurdu. Ama en uzunu on beş dakika sürerdi bunların. Ya benden daha iri bir çocuk kabadayısına toslardım ya da kendi beceriksizliğimin sınırlarına.. Sonrası fiyasko..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü sınıfta aşık olmuştum. Kız beşinci sınıftaydı ama bunun hiçbir önemi yoktu . Aşık olmuştum işte, yani galiba. Şimdi geriye dönüp baktığımda durumun adının aşık olmak olduğunu biliyorum tabi ama o zaman ben bu kızı seviyorum diyordum kendi kendime. Aşk ve sevgi arasındaki epistemolojik farkı bilecek seviyede değildim. Malum, o zamanlar yaşım henüz tek haneliydi. Ve ciddi bir sorunum vardı. Kız beni tanımıyordu, tanımayı bırak farkımda bile değildi. Görmemişti beni, her tenefüs sınıflarının kapısının önüne sotelenip seyrettiğim kız beni görmüyordu. Muhtemelen gözleri çok değmiştir bana, ama okuldaki yüzlerce sümüklü oğlandan biriydim nihayetinde nasıl farkedecekti ki beni. Evet bakmıştı bir kaç kez bana ama hiçbirinde görmemişti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat çekmek için yaptığım şaklabanlıkları burada anlatmamın hiçbir anlamı yok. Kolayca tahmin edileceği gibi kendimi komik durumlara düşürürüp arkadaşlarımın taşak geçmesiyle sonuçlanan bir dizi girişimde bulundum elbette. Ama hiçbiri bırak işe yaramayı, onun dikkatini çekmemi bile sağlamamıştı.. O güne kadar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar hacı dayımın gazıyla zaman zaman kıldığım her namazın sonuna eklediğim standart duam kabul olmuştu sonunda. Bir şey olmuştu ve ben aşık olduğum kızın kahramanı olabilme fırsatını elde etmiştim. Tenefüse çıktığımızda okulun arka bahçesindeki akasyanın altında alışılmadık bir kalabalık vardı. İnsanlar gözlerini ağacın tepesine dikmiş uzaktan pek anlaşılmayan seslerle bir şeyler mırıldanıyorlardı. Normalde böyle temaşalı durumları pek siklemezdim, dudak büküp ön bahçeye doğru yollanmak üzereydim ki.. Tam arkamı dönüp uzaklaşıyordum ki.. O'nu gördüm. Oradaydı, en öndeydi ve galiba çok üzgündü. O an şimşek çaktı beynimde ve süratle kalabalığa doğru seğirttim. Mesele, bir şekilde ağaca çıkmış ama inemeyen ve kalabalığı görünce de iyice panik yapan, panikledikçe de ciyak ciyak bağıran yavru bir kediydi.. Epeyce de uzun boylu bir ağaç olduğundan kimsenin çıkıp kediyi kurtarmaya götü yemiyordu. Ve benim prensesimin ağzından 'yazık yaa, canım benim, kıyamam' sözleri dökülüyordu. Prensesimin yanına kadar sokuldum, ağzından çıkan her sözü duyabiliyordum ama o hala benim farkımda değildi. Olsun, az kalmıştı ama birazdan ben nasıl bir kahraman olduğumu ona gösterecektim. O da boynuma sarılıp beni öpecek ve kol kola gururla uzaklaşacaktık oradan. Yalnız iki küçük sorunumuz vardı. Birincisi ben kedi milletinden nefret ederdim, ikincisi ise hayvani bir yükseklik korkum vardı. Ve kedinin bulunduğu yere bakmak bile gözlerimi karartıyordu. Ama yapacak bir şey yoktu, ilk kez elime böyle bir fırsat geçmişti ve aptalca korkularım yüzünden bunu kaçıracak değildim. Ağaca uzandım, seslerin kesildiğini fark ettim ve dönüp son kez prensesime baktım. Bana bakıyordu.. Allahım sonunda kız bana bakıyordu. Kız bana bakıyordu lan! Gözlerini dikmiş bana bakıyordu kız, kim tutardı artık beni. Ya allah deyip tırmanmaya başladım. Tabi gözlerim kapalı, ve aşağıya zinhar bakmadan. Tamam kahramandım falan ama yüksekten de korkuyordum ve yükseldikçe altıma sıçacağım korkusu bünyemi ele geçirmişti. Santim santim yaklaştım kediye, yaklaştıkça korkum da birazcık azalmıştı. Bir kol mesafesi kadar yanaştım kediye, ama o kol bir türlü uzanmıyordu. Dedim ya hiç sevmezdim kedi şerefsizini. Tabi uzun sürmedi bu tereddüt. Prensesim aşağıda kahramanını izliyordu ve kahramanlar asla tereddüt etmezlerdi. Elimi uzattım yavru kediye. Önce tüylerini, sonra gövdesinin sıcaklığını hissettim. Tam avuçlayıp kendime doğru çekecektim ki.. Hain pençesini bana doğru savurdu pezevenk kedi ve sonra kendini ağaçtan aşağıya attı. Elim çizilmişti, kedi ağaçtan atlamıştı ve ben bok gibi ortada kalmıştım. Aşağıya baktım sonra, ama prensesim ve diğerleri artık bana bakmıyordu hepsi kedinin peşinden koşmaya başlamışlardı. N'oluyordu lan.. Kahraman bendim, o ağaca ben çıkmış kediyi kurtarmak içim canımı ortaya koymuştum, bu kadar mıydı yani itibarım. Hadi diğerlerini siktiret, ne yani ben ağaçtan indiğimde prenses yanaklarıma öpücük kondurup kahramanım demeyecek miydi yani bana. Boşuna mı çıktım lan ben bu ağaca. Sikerim lan ben böyle kahramanlığı. Karar verdim, inip hepsinin ağzına sıçacaktım. Da.. Nasıl inecektim?&lt;br /&gt;Ağaca çıkarken kahramandım ben ve prensesimin beni seyretmesinin verdiği gazla en tepeye süzülmüştüm. Ama inişe geçtiğimde bir kahraman değil zavallıydım ve prenses falan da yoktu aşağıda. Kimse yoktu. Ulan kıçı kırık bir kedi yavrusu için ağacın altında kümelenen insanların hiçbiri yoktu artık. Ağacın tepesindeki kedi yavrusu kadar değerim yoktu. Ve ben yüksekten çok korkuyordum, bırak aşağıya inmeyi bir alt dala bile uzatamıyordum ayağımı. Öfkeden ve korkudan ölmek üzereydim. Dakikalarca titreyerek kaldım o ağacın tepesinde. Tek tesellim şuydu ama. Ağlıyordum ve bunu gören kimse yoktu..&lt;br /&gt;Bir saat kadar sonra bir şekilde indim ağaçtan. Sınıfa doğru yürüdüm. Dersin birini kaçırmıştım tabi. Vazgeçtim sınıfa girmekten. Kapının önüne çöküp, kafamı ellerimin arasına alıp ağlamaya başladım yeniden. Ne kadar geçtiğini bilmediğim bir zaman sonra zil çaldı. Öğretmen dışarı çıktı. Beni gördü ve kulaklarıma asılıp ' ağaç tepelerinde maymunluk yapıp derse girmemek ha. Velini çağır yarın okula' dedi ve okkalı bir tokat sallayıp gitti. Arkasından bakarken de onu gördüm. Prensesim kahkahalarla gülüyordu yanındaki bir gurup kızla beraber. Bir saat önce kahraman olmak üzereyken bir saat içinde ağaçta maymunluk yapan korkak ve beceriksiz bir mahluğa dönüvermiştim. Evet kız sonunda beni fark etmişti. Ama ben içimden sadece şunu geçiriyordum.. ' Senin de, ağacın da, kedinin de, öğretmenin de .mına koyayım..'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1933945087503940890?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1933945087503940890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/senin-de-agacn-da-kedinin-de-ogretmenin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1933945087503940890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1933945087503940890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/senin-de-agacn-da-kedinin-de-ogretmenin.html' title='Senin De Ağacın Da  Kedinin De Öğretmenin De..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1520212221510111731</id><published>2011-06-13T13:20:00.000+03:00</published><updated>2011-06-13T13:21:19.587+03:00</updated><title type='text'>Yağmur..</title><content type='html'>Belki yağmur yağar bugün, çıkıp dışarı dolaşalım&lt;br /&gt;sen bir ucundan başla şehrin ben diğer ucundan&lt;br /&gt;ortada buluşalım&lt;br /&gt;Şemsiye alma yanına bütün tüylerin ıslansın&lt;br /&gt;Saçaklardan da uzak dur onlar seni koruyamaz&lt;br /&gt;buluşalım ortada ben seni kurutayım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak başladı bile yağmur sen hala evde misin?&lt;br /&gt;Farkında değil misin bütün insanlar delirmiş&lt;br /&gt;Akıllarını kaybetmişler yağmurdan kaçıyorlar.&lt;br /&gt;Eğer hemen çıkmazsan birbirimizi ıskalarız&lt;br /&gt;Sonra ben kaybolurum anneme nasıl açıklarsın ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi artık oyalanma çabuk tut şu elini&lt;br /&gt;Ben hep beklerim bilirsin ama yağmur beklemez.&lt;br /&gt;Sonra iklim değişir belki bir daha yağmaz&lt;br /&gt;Belki sonra ben çıkmam, belki çıkacak ben kalmaz&lt;br /&gt;İşte yağmur işte fırsat hadi ortada buluşalım&lt;br /&gt;Sen de mi manyaklaştın yağmurdan mı kaçacaksın ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1520212221510111731?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1520212221510111731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/yagmur.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1520212221510111731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1520212221510111731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/yagmur.html' title='Yağmur..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-5923394998665169700</id><published>2011-06-11T21:19:00.005+03:00</published><updated>2011-06-11T23:07:26.551+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 50..</title><content type='html'>50.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Mavi Saçlı Kadına'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, ömrümde ilk defa bir kadına sarılıp ağladım. Abartmayalım tamam daha önce de ağlamalı vedalaşmalar falan yaşadım elbette. Ama ömrümde ilk defa bir kadına sarılıp, kafamı onun mavi saçlarına gömüp hüngür hüngür, sümüklerim aka aka ağladım. Nedeninin, niçininin hiç ama hiç önemi yok. Konuşulan, konuşulamayan, yaşanan, yaşanamayan, hayal edilen ya da edilemeyen bir sürü şeyin son durağıydı burnumu yasladığım siyahımsı mavi saçlar. Utanmadım, oysa bugüne kadar böyle bir durumun utanılacak bir şey olduğunu düşünmüştüm hep. Gözyaşlarım kadının mavi saçlarına dökülürken içimden geçen tek bir şey vardı. Hiç dinmesinler, hep aksınlar.. Mavi saçlı kadın sol eliyle saçlarımı usulca okşasın. İster acıma ve merhamet dolu hislerle yapsın bunu, ister hiçbir şey hissetmeden. Şartlar ve göz pınarlarım izin verseydi sonsuza kadar o şekilde ağlayabilirdim. Üzgün olduğum için mi ağlıyordum peki? Hayır. Elbette tarifsiz bir üzüntüyle başladı her şey. Yan yana saçma sapan bir duvarın üzerine oturmuş, son olmasından deli gibi korktuğum ama son olduğunu da adım gibi bildiğim sigaralarımızı yakmıştık. Gözlerim yaş istihkakını çoktan doldurmuşlardı. Ama bir türlü akamıyorlardı. Belki de o tür bir alışkanlıkları olmadığından. Ama anladı mavi saçlı kadın ve dünyanın en güzel gözlerini gözlerime dikip "istersen bana sarılıp ağlayabilirsin" dedi. Normalde itiraz etmeliydim, etmedim. Utanmalıydım en azından, utanmadım da.  Sanki bana böyle bir şey söylemesini bekliyormuş gibi kafamı mavi saçlı kadının saçlarına gömüp içimi çeke çeke ağlamaya başladım. Saatle ölçülen zamana göre çok uzun sürmemiş olabilir, ama içimin saatine sorarsanız sonsuzluk kadar uzun bir süre ağladım. Hiç bitmesin istedim, çünkü ağlamayı kestiğimde sarılmayı da bırakacaktı bana. O yüzden o kısacık ana bütün ağlayamamışlıklarımı sığdırırcasına ağladım. Bütün hayal kırıklıklarımın, bütün çaresizliklerimin, bütün özlediklerimin bir parçasını akan gözyaşlarımla birlikte kadının mavi saçlarının arasına bıraktım. Ona sarılmadan önce çok üzgündüm, sarılmayı bıraktıktan sonra iyice katlanmıştı üzüntüm. Ama bu ikisi arasında geçen zamanda, galiba mutluydum. Evet evet hıçkırarak ağlayan mutlu bir adam olmuştum ben o an.. Mavi saçlı kadının fazla zamanı yoktu, galiba tahammülü de kalmamıştı. Ve en az benim kadar o da üzgündü. Elinden bir şey gelmiyordu çünkü. Gitmesi gerekiyordu, gitmesi, kendini dinlemesi, belki yalnız kalması gerekiyordu. Öyle de oldu. Gitti de. Giderken farkında olmadan mavi saçlarının arasına takılmış bir kaç damla yaşı da beraberinde götürdü. Yağmur yağmasın istedim arkasından bakarken, doğal yollarla kuruyana kadar kalsınlar saçlarının arasında.&lt;br /&gt;Mavi saçlı kadın kıvırcık saçlı adamla karşılaştığında çok üzgündü. Çok incitmişlerdi onu, çok yaralıydı. Kıvırcık saçlı adam onu iyi edebileceğini zanneti. Ama oyuncaklardan, bazı hikayelerden ve yıpranmış iyi niyetlerden başka hiçbir şey yoktu elinde avucunda. Çok güçsüz bir adamdı kıvırcık saçlı adam ve çok örselenmişti mavi saçlı kadın. Oyuncaklar ve iyi niyet yetmedi mavi saçlı kadının yaralarını iyileştirmeye. Yapacak bir şey yoktu.. Kıvırcık saçlı adam umutla çırpındı, mavi saçlı kadın umutsuzlukla seyretti. Mavi saçlı kadının elinden hiçbir şey gelmiyordu, kıvırcık saçlı adam bunu anladı. Tabi dua etmekten ve işlerin tersine dönmesini dilemekten hiç vazgeçmedi, ama mavi saçlı kadına da engel olamadı. Kadın gitti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, ömrümde ilk defa bir kadına sarılıp ağladım.ömrümde ilk defa bir kadına sarılıp, kafamı onun mavi saçlarına gömüp hüngür hüngür, sümüklerim aka aka ağladım. Nedeninin, niçininin hiç ama hiç önemi yok. Konuşulan, konuşulamayan, yaşanan, yaşanamayan, hayal edilen ya da edilemeyen bir sürü şeyin son durağıydı burnumu yasladığım siyahımsı mavi saçlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-5923394998665169700?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/5923394998665169700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsi-parcalar-50.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5923394998665169700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5923394998665169700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsi-parcalar-50.html' title='Tesirsiz Parçalar 50..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-8408613777059445840</id><published>2011-06-06T17:39:00.001+03:00</published><updated>2011-06-06T17:41:37.272+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 49..</title><content type='html'>49.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtını dönmüş bir kadından daha hüzünlü ne olabilir? Sırt çevirmek diye bir deyim var ya Türkçe'de, işte o "senden artık umudu kestim, ben yokum, kendi başınasın" demek değil mi? Yapmasan böyle. Yüzüme baksan. Yüz yüzeyken seninle, üstesinden gelemeyeceğim hiçbir şey olmaz benim. Gözlerinin her hali, başımın tacı. Onların hüznüne ortak olur, kızgınlığına boyun büker, buğusunda varlığımı eritirim. Ama sen sırtını dönünce, sen sırt çevirince bana, mıknatıssız bir pusulaya dönüyor ruhum. Saçlarının bittiği yer, umutsuzluğumun kıblesi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlıyorsun değil mi? Seviştikten sonra bile tahammül edemezdim sırtını dönmene. Kızardın sen de bana, 'ne biçim erkeksin' derdin. Böyle şeyleri kadınlar mesele yaparmış, öyle söylerdin. Olsun derdim ben de, öyleyse öyle. Karanlıkta göremezken bile onları, gözlerimin içine içine bak isterdim hep. Göremezdim ama orada olduklarını, orada olduklarını ve baktıkları yerin benim gözlerimin içi olduğunu bilmek nasıl da mutlu uyuturdu beni. Sırtınla bir sorunum yoktu elbette. Nasıl olsun? Dünyanın en güzel kürek kemikleriyle küsülür mü hiç? Ama benimki de bir tür fedakarlıktı işte. Gözlerin gözlerimden hiç ayrılmasın diye, kalan bütün uzuvlarını taparcasına seyretmekten feragat ediyordum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz çevirmek.. Evet evet, şu an bana yaptığın tam olarak bu. İyi de neden? Ve nereye? Tam arkandayım, ama galiba sonsuz bir mesafe çoktan girdi aramıza. Saçların dağılmış. İzin ver onları bari toplayayım. Hiçbir şey söylemeyecek misin? Gözlerini sabitlediğin rutubet yeniği duvar, nasıl canımı yakıyor bir bilsen. Sırtın dönük. Sırt çevirdin bana. Yüz çevirdin benden. Gidiyorsun.. Önüne atsam kendimi, gözlerini sabitlediğin terkedilmiş fabrika kalıntısı duvarla arana girsem işe yarar mı? Biliyorum hiçbir işe yaramaz. Kararlısın. Gidiyorsun. Gidiyorsun ve bu ; gitmeden gözlerini sabitlediğin hilkat garibesi duvarla, kaderimin ayrılmamacasına kesişeceğinin habercisi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-8408613777059445840?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/8408613777059445840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-49.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8408613777059445840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8408613777059445840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-49.html' title='Tesirsiz Parçalar 49..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6859803392338126693</id><published>2011-06-05T20:07:00.003+03:00</published><updated>2011-08-30T00:03:06.852+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 47-48....</title><content type='html'>47.&lt;br /&gt;4 yaşındaydım. Okumayı da biliyordum bir şekilde. Kolumu kırdım bi gün. Babam çıkıkçıya götürdü beni. Tabi ben bağırıyorum feryat figan. Babam kucağında taşıdı saatlerce. Babamın kucağını hala unutamıyorum, hiç o kadar ısınmamıştım. İçimden dedim ki keşke kolum hiç iyileşmese babam da beni hiç yere indirmese hep kucağında taşısa.. Neyse çıkıkçı kolumu alçıladı sonra dönüşte şimdiki Yimpaş'ın oralarda küçük bir kitapçıdan babam bana Pal Sokağı Çocukları'nı aldı. Banan alınan ilk kitaptı o. Bir insan hiçbir zaman hiçbir şeye bundan fazla sevinemez herhalde. Sevinçten ve kitabın kapağını sağlam olan sol elimle okşayıp durmaktan üç gün başlayamadım okumaya.. Sonra hep okudum ama hiçbir kitabı o kadar okumadım. Niye anlattım şimdi bunu? Bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48.&lt;br /&gt;Önce dibe vurmak lazım.. Sonra her şeyi yeniden yavaş yavaş inşa edersiniz. Ama dibe vurmadan olmaz. Çekebileceğiniz acıların sınırına gelip artık hiçbir şeyin canınızı yakmadığını farkedene kadar böyle gider bu. Eğlenmek, etrafa soytarılık etmekten başka bir şey değil çoğu kez bunu da çok iyi bilin. Hayıflanın ya da hayıflanmayın; anlatın  ya da anlatmayın, içince ya da içmeden. Biliyorsunuz değil mi bunların hepsi detay?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6859803392338126693?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6859803392338126693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-47-48.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6859803392338126693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6859803392338126693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-47-48.html' title='Tesirsiz Parçalar 47-48....'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-8977722756306696707</id><published>2011-06-05T16:55:00.004+03:00</published><updated>2011-06-05T17:52:23.284+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 45-46..</title><content type='html'>45.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzansan, parmak uçlarınla dokunabileceğin biri gerçekte sonsuzluk kadar uzaksa sana, bu durumu kendine ya da başkasına nasıl anlatırsın? Hadi yine Edebiyata sığınalım. Bu durumla ilgili bir şeyler söyler Cortazar o efsane kitabının ortalarında bir yerlerde. 'İki insanın birbirlerine en uzak olduğu an, karşı karşıya oturmuş birbirlerinin gözlerine bakarlarken söyleyecek tek bir laf bile bulamadıkları andır.' Hiç tanışmayan iki insanın birbirlerine anlatacak bir sürü şeyi olabilir. Dostlar, arkadaşlar, aile fertleri, tanıdıklar.. Herkesin herkesle konuşacak bir şeyleri vardır mutlaka. Ama işte iki insan karşılıklı oturup birbirlerinin gözünün içine bakıyorlarsa ve hiçbir şey konuşmuyorlarsa, konuşulabilecek her şeyi tüketmişlerse.. O zaman rakı kadehleri peş peşe dolup boşalır. Hesap kabarır. Anlatamamanın acısını gölgesine sığındığımız ikindi rakısının şişesinden çıkarmaya çalışırız. Sonrası mutsuzluk işte, dibine kadar mutsuzluk..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joyce ve Proust epey yaklaşmıştı. Tabi Dostoyevski'de. Ama en büyükleri dahil hiçbir yazar sıradan insanların sıradan acı ve hayal kırıklıklarının derinliğine inebilmeyi beceremedi. Kelimelerle olmuyor galiba bu iş. Umutsuzca çalması beklenen telefonun bir türlü çalmaması ve bu çalmama hiçliği esnasında yaşanan iç sıkıntısı hangi kelimelerle anlatılabilir? Ya da 'o'nun ağzından çıkan ilgili ilgisiz bütün kelimeleri biriktirip kendi kendimize yarattığımız bir ümit imkansızlığın sert duvarlarına çarptığında, yaşadığımız trajedi nasıl dillendirilebilir? Oğuz Atay'ın dediği gibi.. "Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-8977722756306696707?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/8977722756306696707/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-45-46.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8977722756306696707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8977722756306696707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-45-46.html' title='Tesirsiz Parçalar 45-46..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4212161099019564377</id><published>2011-06-05T00:52:00.002+03:00</published><updated>2011-06-05T00:54:57.346+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 44..</title><content type='html'>44.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyeceğimiz çok şey var aslında. Ama üşeniyoruz. Ve çok sıkıldık. Önceleri müthiş bir hevesle acılarımızı paylaşacak insan ararken etrafımızda, şimdi kimseler soru sormasın istiyoruz. Sorduklarında ise yakınlık derecesine göre 'hayat' ya da 'siktiret' diye cevap verip susuyoruz. Söyleyecek şeyimiz olmadığından değil, söyleyecek çok şeyimiz var aslında ama bugüne kadar anlattıklarımız hiçbir işe yaramadığından konuşmak istemiyoruz. Duyarlılık istemiyoruz, şefkat, acıma, yardım v.s de umurumuzda değil. İstediğimiz tek şey sükunet. Durmadan 'neyin var?' diye sorular soran bir insandan daha kötü tek şey geliyor aklıma. Durmadan 'neyin var ?' diyen birden fazla insan.. İnsanların bize yapacakları en büyük iyilik çenelerini kapalı tutup aptalca sorular sormaktan vazgeçmeleri. Bize baktıklarında arkamızdaki duvarı gören insanlar istiyoruz çevremizde hepsi bu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4212161099019564377?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4212161099019564377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-44.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4212161099019564377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4212161099019564377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/tesirsiz-parcalar-44.html' title='Tesirsiz Parçalar 44..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4589468320431171529</id><published>2011-06-02T01:06:00.000+03:00</published><updated>2011-06-02T01:07:24.115+03:00</updated><title type='text'>Mitolojik Şiir..</title><content type='html'>Ben senin tek zaferinim sakın aklından çıkarma&lt;br /&gt;Peleponnes savaşlarını da Spartalılar kazanmıştı&lt;br /&gt;Penelope Cruz fena kadın sayılmaz&lt;br /&gt;Demek ki fenalık bir tür vitamin eksikliğidir&lt;br /&gt;Ya da bunları boşver şimdi&lt;br /&gt;Madam Cruie Oscar mı almıştı Nobel mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bardak çayın sadece bir bardak çay demek olmadığı zamanlarda&lt;br /&gt;Geçici heveslere kapılmıştım sana aşık olmak gibi&lt;br /&gt;Sen artık mitolojiksin çay da ülserimi azdırıyor&lt;br /&gt;İkiniz arasında bir bağlantı var sanki&lt;br /&gt;Şimdi banyo terliklerimin uçlarındaki boşluktan&lt;br /&gt;Dönüp geçmişe baktığımda&lt;br /&gt;Bir türlü karar veremiyorum&lt;br /&gt;Sen mi daha iyiydin Florance Nightingale'mi ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4589468320431171529?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4589468320431171529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/mitolojik-siir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4589468320431171529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4589468320431171529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/06/mitolojik-siir.html' title='Mitolojik Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-9130697786877496592</id><published>2011-05-29T18:41:00.005+03:00</published><updated>2011-05-30T18:24:45.979+03:00</updated><title type='text'>CV..</title><content type='html'>Bir şey yapmadan önce durup düşünmeyi öğrenmedim. Aklıma ne gelirse yaptım, peşinden ne bok yedim lan ben dedim bu yaşıma kadar. Öfkemi kontrol edemiyorum. En büyük hobim etrafımdakileri kırıp dökmek. İnsan sevmiyorum ( bebekler hariç ) İnsanların toplu halde duyarlılık gösterdiği şeyler ( sokak çocukları, sokak köpekleri, sokak lambaları v.s) zerrece umurumda değil. Çoğu zaman çaktırmasam da canım hep sıkkındır. İleri derecede ukala olduğum da beni tanıyan herkesin ortak kanaatidir. Buna bir de patavatsızlığı eklemek gerekir. En son söylenmesi gereken şeyleri kafadan söyleyip konu her neyse rezil etmeye bayılırım. Kimsenin sevmediği yazarları sever kimsenin dinlemediği şarkıları dinlerim. En çok eğlendiğim zamanlar oyuncaklarımla oynadığım zamanlardır. Günde en az bir 'ciddi saçma sapanlık' yapmazsam rahat edemem. Herhangi bir şey olabilir bu, ama mutlaka en az bir tane ağır saçmalığım olur her gün. Yüzüm hep asıktır. Hatta ayna karşısına geçip farklı tekniklerle yüz asma denemeleri yapmışlığım bile vardır. Senede en az iki kere depresyona girerim. Elimden neredeyse hiçbir iş gelmez, el becerisi gerektiren akla gelebilecek her işte çuvallama şampiyonu olabilirim. Becerebildiğim hatta becerebilmek bir yana idare edebildiğim tek bir spor dalı bile yoktur ( Hatırlayabildiğim en büyük başarım: ilkokuldayken top sektirme yarışması gibi bir şey yapıyorduk dört arkadaş. Onbeş ya da onaltı kere sektirmiştim, hala zaman zaman o anı düşünüp hayaller kurup gülümserim.) İnsanları küstürerek koşarak etrafımdan uzaklaşmalarını sağlamak konusunda muazzam yetenekliyim. Bildiğim en zayıf iradeli insan ben olabilirim. Hemen hemen hergün sigarayı bırakmak konusunda sözler veririm kendime, ama uyku hariç maksimum iki saat ara vermişimdir. Üç yaşından beri düzenli olarak küfrederim. Elimden tesbihim hiç düşmez. Mutluluktan da hiç hazetmem, mutlu gibi olduğum zamanlar muhakkak üzülecek bir şeyler bulur, bulamazsam da hemen o an yaratırım. Bunlar bir çırpıda aklıma gelenler birazcık düşünürsem eğer yüzlerce şey daha ilave edilebilir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-9130697786877496592?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/9130697786877496592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/cv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/9130697786877496592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/9130697786877496592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/cv.html' title='CV..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-8449856917250552464</id><published>2011-05-28T01:10:00.000+03:00</published><updated>2011-05-28T01:11:22.303+03:00</updated><title type='text'>Anti-emperyalist Aşk Şiiri..</title><content type='html'>Varlığında ben&lt;br /&gt;Karayiplerde korsanım&lt;br /&gt;kılıcımı sana balık tutmak için kullanıyorum&lt;br /&gt;müsade et ellerimle besleyeyim seni&lt;br /&gt;ellerim temiz&lt;br /&gt;ellerim eve ekmek götüren işçi eli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığında ben&lt;br /&gt;Hüseyin'in matarasıyım&lt;br /&gt;Kerbela'nın sıcağına inat&lt;br /&gt;son nefesinde içtiği buz gibi&lt;br /&gt;son damla suyum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığında ben&lt;br /&gt;emperyalizme direnen bir devrimciyim&lt;br /&gt;bütün tersaneleri işgal edilse de yurdumun&lt;br /&gt;iki kişilik bir sal yapıp kuytuda&lt;br /&gt;okyanus okyanus dolaşıp&lt;br /&gt;illegal bildiriler dağıtabilirim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığında ben&lt;br /&gt;gıyabında sevmekten kurtulup seni&lt;br /&gt;gözlerinin içine bakıp&lt;br /&gt;Seni seviyorum diyebilirim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-8449856917250552464?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/8449856917250552464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/anti-emperyalist-ask-siiri.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8449856917250552464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/8449856917250552464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/anti-emperyalist-ask-siiri.html' title='Anti-emperyalist Aşk Şiiri..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1788940170450939881</id><published>2011-05-27T18:47:00.005+03:00</published><updated>2011-05-27T19:38:45.806+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 43..</title><content type='html'>43.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babalarımız, öğretmenlerimiz ve sevgililerimiz istedikleri gibi olmamız için çekiştirip durdular bizi ve hepsinin istediği de başka türlü adamlar olduğu için gerçekte nasıl olmamız gerektiğini bir türlü anlayamadık. Onların projeleriydik sanki ve 'başarısız hayat projesi' olup çıktık sonunda. 'Kötü yaşanmış hayat garibesi..' Babalarımız kendileri gibi sert erkekler görmek istedi karşılarında, öğretmenlerimiz ise sertliklerimizi törpüleyip diğer koyunlara benzememizi sağlamak için ellerinden geleni yaptı. Onlar etraflarında uslu çocuklar görmek istiyorlardı ve uslu olmayanları zorla uslandırma yoluna gittiler. Kadınlar ise.. Her biri nasıl bir adam yarattıysa kafasında ona uydurmaya çalıştı bizi. Umutsuzca uğraştık aslında onların hayallerindeki adam  olabilmek için, olmadı. Komik kopyalar olmaktan öteye geçemedik. İyi niyetliydik ama iyi niyet beceriksizliğimizi ortadan kaldıramıyordu. Bizden bir halt  olmayacağını anladıklarında fazla oyalanmadan çekip gittiler. Galiba asıl sorun da bundan sonra başladı. Çünkü onlardan geriye yarım bir iyi niyet ve hayal kırıklığı enkazı kalıyordu her seferinde. Eski bizden kurtulup onların istediği biz olma yolunun tam ortasında bir başımıza kalıveriyorduk. Geri gidip eski kendimize dönemezdik. İleri doğru tek bir adım atmamız da imkansızdı artık. Gücümüz yoktu. Bir tür ruh arafında asılı kaldı içimiz. Birer bilinçsiz uydu misali bulunduğumuz yerde kıpırdamadan, yanımızdan geçecek ve mutlak bir itaatle yörüngesine gireceğimiz yeni gezegenler beklemekten başka seçeneğimiz de kalmamıştı. Daha çocukken köleliğe ve itaate koşullandırılan bizden, başka bir şey de beklenemezdi zaten..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1788940170450939881?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1788940170450939881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-43.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1788940170450939881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1788940170450939881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-43.html' title='Tesirsiz Parçalar 43..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-3420638053750172203</id><published>2011-05-26T18:33:00.001+03:00</published><updated>2011-05-26T18:40:08.353+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 42..</title><content type='html'>42.&lt;br /&gt;Her insan bazen kendini çok özel hisseder, dünyanın odağındadır adeta, merkez odur. Her şeyin kendi etrafında döndüğünü, o olmadan hiçbir şeyin anlamlı olamayacağını falan zanneder.. Dünyanın hakimi olmuştur artık. Ve bunu insanlarla paylaşmak ister. Telefona uzanır, ama anlatabilecek kimsesi olmadığını görür. Dünyanın merkezidir o, ama bunu paylaşabileceği kimsesi yoktur.. Sonra ayakları yere basmaya başlar. Bulutlardan inmiştir artık. Yatağına kapanır. Büzülür, büzülür, büzülür.. Küçücük bir nokta haline gelene kadar yaklaştırır diz kapaklarını kafasına. Sonra biraz ağlar. Daha sonra da bunun ne kadar saçma olduğunu fark eder. Sonra konuşur. Kendi kendine konuşur boş boş.. Sonra.. Bundan sonrası yoktur. Hayatın tam da orasına takılıp kalır bazen insan..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-3420638053750172203?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/3420638053750172203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-42.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3420638053750172203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3420638053750172203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-42.html' title='Tesirsiz Parçalar 42..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2694007406636709488</id><published>2011-05-25T00:25:00.000+03:00</published><updated>2011-05-25T00:26:40.352+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 41..</title><content type='html'>41.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canımız çok sıkılıyor. Felaket sıkılıyor.. Eğlenirken, kitap okurken, günlük hayatın bokluklarıyla uğraşırken bir taraftan da sıkılmayı hiç ihmal etmiyoruz. Bizim kuşağın tanımlayıcı özelliği bu olsa gerek. Çok güzel canımız sıkılıyor. Biraz dağılacak gibi olduğunda sıkıntımız,  kendimize imkansız aşklar yaratıp, bayılana kadar içip, etrafımızdaki her şeyi kırıp dökerek daha da arttırıyoruz.. Bizim en büyük sermayemiz, can sıkıntımız. Hayıflandığımız bir şey yok, geçip giden güzel günleri iç çekerek anımsadığımız da yok. Galiba güzel günler diye bir şey bile yok. Kaldırımların bir halt bildiği yok, hiçbir devirde muhteşem falan olamadık. Olmayan şeyleri anlatıp, olmayan eski kendimizle gururlanıp tanıdık masallarla soslayarak boktan hayatlarımızı, kendimizi ve başkalarını kandırmak konusunda çok marifetliyiz sadece hepsi bu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2694007406636709488?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2694007406636709488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-41.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2694007406636709488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2694007406636709488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-41.html' title='Tesirsiz Parçalar 41..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1363434836171375664</id><published>2011-05-22T00:34:00.002+03:00</published><updated>2011-05-25T00:27:21.195+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 40..</title><content type='html'>40.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;David Foster Wallace okuyunca yalnız olmadığımı anladım. Her ne kadar ilaçlarla üstesinden gelemediği süregelen depresyonun sonucunda intihar etmiş olsa da, büyük laflar edip gitmiş gittiği yere..&lt;br /&gt;" Tamam, peki, evet, ama dur biraz tamam mı? Beni anlaman gerek. Tamam mı? Bak. Huysuz olduğumu biliyorum. Bazen biraz içe kapanık olduğumu da biliyorum. Benimle beraber olmanın kolay olmadığını biliyorum tamam mı? Tamam mı? Ama ne zaman huysuz olsam, içe kapanık olsam, benim seni terk ettiğimi ya da sepetlemeye hazırlandığımı düşünüyorsun. Dayanamıyorum buna. Sürekli korkman yoruyor beni. Hangi ruh hali içinde olursam olayım saklamam gerekliymiş gibi geliyor, çünkü sen hemen seninle ilgili olduğunu ve seni sepetleyip terk etmeye hazırlandığımı düşünüyorsun. Bana güvenmiyorsun. Güvenmiyorsun. Yaşadıklarımıza bakarak bana kayıtsız şartsız güvenmen gerektiğini falan söylemiyorum. Ama sen de hiç güvenmiyorsun bana. Ne yaparsam yapayım bana karşı güvenin sıfır. Değil mi? Seni terk etmeyeceğime söz veriyorum dedim ve sen de bu beraberliği uzun soluklu gördüğüme inandığını söyledin, ama inanmadın. Değil mi? Bunu olsun kabul et, edebilir misin? Bana güvenmiyorsun. Hep kaygan zemindeyim. Görmüyor musun? İkide bir sana güven vermekle uğraşamam ki."&lt;br /&gt;Parmenides haklı galiba. Akış yok.. Hareket yok.. Değişim yok.. Dönüşüm yok.. Her şey tek ve bütün ve sabit ve sonsuz.. Diyalektiğin canı cehenneme. Hem Kadıköylü şairin dediği gibi.. "Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1363434836171375664?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1363434836171375664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-40.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1363434836171375664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1363434836171375664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-40.html' title='Tesirsiz Parçalar 40..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7149845695647344710</id><published>2011-05-20T00:02:00.001+03:00</published><updated>2011-05-25T00:27:44.137+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 39..</title><content type='html'>39.&lt;br /&gt;Ben ona biriktirdiğim her şeyi sundum. Zamanı, kitaplardan süzdüklerimi, yazabildiğim ve yazabileceğim her şeyi. O ise günlük hayatın sıradan beklentilerine o kadar alıştırmıştı ki kendini, başka türlü bir sevme şekline ihtimal bile vermiyordu. Olmadı, olamazdı da. Benim yanımda uçmak için can atan bir kedi yavrusu gibi takıldı bir süre, uçabilmek için gereken arzu ve iyi niyete de sahipti aslında. Ama, kanatları yoktu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7149845695647344710?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7149845695647344710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-39.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7149845695647344710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7149845695647344710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-39.html' title='Tesirsiz Parçalar 39..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-510124463360554698</id><published>2011-05-14T21:47:00.014+03:00</published><updated>2011-05-15T01:28:11.284+03:00</updated><title type='text'>Gecikmiş Bir Anneler Günü İtirafı..</title><content type='html'>16 yaşındaydım. Babamı uğurlayana kadar da ne olup bittiğinin tam olarak farkında değildim. Okul ve yurt kaydı işlemleri bittikten sonra babamla valizlerimi odaya çıkarıp çıktık. Babam memlekete geri dönecek ben burada kalacaktım. O, otobüse bindikten sonra aklım başıma geldi. Artık gerçekten yapayalnızdım. Koskoca bir şehirde 16 yaşında tek başıma kalmıştım. O ana kadar aklıma gelmemişti ama otobüs hareket ettikten ve babamın görüntüsü silikleşmeye başladıktan sonra evimi ve annemi çok özlediğimi farkettim. Kardeşlerim ve babam da vardı tabi, ama ev demek olan  annemi ve annem demek olan evimi başka türlü özlüyordum işte. Babamı geçirdikten sonra yurda döndüm. Tanımadığım bir sürü insanın arasında aptal serçeler gibi dolaştıktan sonra erkenden kendimi yatağa attım. Ve yanlış hatırlamıyorsam - ki böyle bir şey yanlış hatırlanmaz- sızana kadar da ağladım..&lt;br /&gt;Ertesi sabah okula gittim, sonra akşam yurda döndüm. Sonra tekrar okul ve peşinden yurt.. Bir hafta boyunca başka hiçbir şey yapmadım, çarşıya bile çıkmadım. Aklımda haftayı bitirip eve gitmekten başka hiçbir şey yoktu. Kelimenin tam anlamıyla gün, hatta saat sayıyordum..&lt;br /&gt;Otobüsten inip eve doğru yürümeye başladığımda yüzüm de gülmeye başlamıştı. Sabah ezanı okunuyordu bir taraftan, benimse feci halde ıslık çalasım vardı. Tuttum tabi kendimi ne olur ne olmaz..&lt;br /&gt;Eve gelip kapıyı anahtarımla açtım ve olabildiğince gürültü yapmamaya çalıştım. Tahmin ettiğim gibi herkes uykudaydı. Parmak uçlarımda yürüyerek odama doğru yollandım ve ve kapıyı açıp yatağıma doğru yöneldiğimde birden durdum. Ben neredeydim? Yatağımda ( artık eski yatağım)Yasin yatıyordu. Ben evden ayrılınca odam onun olmuştu anlaşılan. Kitaplığım da ortalarda yoktu. Yatağımın üstünde beş yıldır gözümü açar açmaz baktığım ve güne muhteşem başlamamı sağlayan Beşiktaşın efsanevi 89-90 sezonu posteri de yoktu yerinde. Ondan kalan boşluğu saçma sapan bir duvar takvimi doldurmaya çalışmıştı. Nefesimi tutarak usulca çıktım odadan. Elimde bavulum bir süre kapının ağzında bekledikten sonra umutla küçük odaya doğru yöneldim. Belki dedim içimden, belki eşyalarımı oraya taşımışlardır. Şimdi düşünüyorum da ne kadar aptalca.. Oraya da Veysel yerleşmişti çoktan ve eşyalarımdan eser yoktu. O an anladım, benim eşyalarım yoktu artık. Artık benim evim değildi orası, ara sıra gelen ve geldiğinde misafir muamelesi görecek olan biri oluvermiştim bir hafta içinde..&lt;br /&gt;Yorulmuştum. Salondaki çekyata iliştim. Oturmadım, iliştim, ucuna ve usulcana.. On dakikadır evin içinde dolaşmama rağmen kimseler uyanmamıştı. Oracıkta durumumu gözden geçirdim tekrar. Evet bitmişti. Benim evim değildi artık burası, tam olarak yabancı sayılmazdım doğru, ama artık bensiz bir düzen kurulmuştu bu evde. Geldiğim sessizlikle evden çıktım Otogara gidip ilk otobüse atladım ve aynı hafta ikinci kez ağlamaya başladım. İnene kadar kesintisiz ağladım diyebilirim. Ve bu esnada karar verdim. Madem onlar beni gözden çıkarmışlardı, ben de onları unutacaktım. Bu satırları okuyan birileri varsa ne kadar geri zekalı olduğumu düşünebilirler. Düşünsünler. Ama şunu da unutmasınlar, 16 yaşındaydım ve annemi çok seviyordum. O ise bir hafta içinde kalan evlatlarıyla bensiz bir düzen kuruvermişti..&lt;br /&gt;Aylarca eve gitmedim. Cep telefonu da yoktu o zamanlar. Ayda bir kaç kez bir kaç dakika konuşmak dışında temas bile kurmadım evdekilerle. Aklım sıra intikam alıyordum. Üçüncü ayın sonunda babam geldi yurda. Konuştu, 'niye hiç gelmiyorsun eve' dedi. 'Niye böyle yapıyorsun, bak annen çok üzülüyor.' Yuvarlak laflarla geçiştirdim. İçimden oh olsun benzeri şeyler geçti. Üzülürse üzülsün bana ne.. Ben az mı üzülmüştüm? Gitmeyecektim işte oraya bir daha hem orası benim evim değildi ki artık..&lt;br /&gt;Babam konuştu ben dinledim. Sonra birlikte yemek yedik ve ayrıldık. Ayrılırken babam ne kelimelerin sıralanışını ne de vurgusunu ölene kadar unutamayacağım o lafı edip otobüse bindi. ' Yapma böyle. Üzme anneni. Yakında bir kardeşin daha olacak !!!!!'&lt;br /&gt;Mal gibi kaldım. Bir şey söylemek bir yana ne düşünüp ne hissedeceğimi bile bilemedim. 16 yaşındaydım ve bir kardeşim olacaktı. Küçük kardeş.. Biraz daha kassam benim çocuğum olabilecek yaşta bir kardeş.. Artık benim olmayan evde, artık annem diyemediğm annemin bir bebeği olacakmış..&lt;br /&gt;Öfkem başka her hissi örttü. İyice bilendim anneme. Beni yüz üstü bırakmakla kalmamış bir de bebek yapmaya kalkmıştı. Neredeyse hiç konuşmadım onunla ve aylarca eve gitmemeyi sürdürdüm. Şimdi hiçbir anlamı olmayan bir sürü şeyle oyalanıp evi ve annemi aklıma getirmemek için uğraşıp durdum. Çok fena solcu oldum mesela, peşinden aşık oldum, boktan bir öğrenci oldum. Uzaklarda, eski evimde annemin gözlerinin hep yaşlı olduğunu biliyor ve bundan sinsi bir haz alıyordum. - Hayır hayır almıyordum, alıyormuş gibi yapıyordum, kendimi kandırıyordum.. Ben annemi çok özlüyordum..-&lt;br /&gt;Saçma sapan ve her akşama benzeyen bir kış akşamı Yasin aradı. 'Ali' dedi 'Kardeşimiz oldu' ' Ne ' dedim 'kız' dedi. Gülşah koymuşlar adını. Başka şeyler de konuşmuş olmalıyız ama hiçbirini hatırlamıyorum. O konuşmayla ilgili aklımda kalan tek şey.. Bir kız bebek.. Gülşah..&lt;br /&gt;Yaklaşık bir ay hergün kendimle kavga ettim. İçimden koşarak evet gitmek, bebeği koklamak, anneme sarılıp affet diye yalvarmak dışında bir şey geçmedi. Ama ergen gururu bir adım öndeydi hep. Tabi bir yere kadar..&lt;br /&gt;Tesadüf işte. İlk sefer çıktığım saatte çıktım yola. Kimseye haber vermedim. Mola yerinde hediye alayım dedim. Ama bilemedim ki bir aylık bebeğe ne alınır? Oyuncak ayı aldım çaresiz ( hala durur o oyuncak ayı, ama hikayesini kimse bilmez) İndim ve yürümeye başladım. Ezan okunmuyordu bu kez ama benim hiç ıslık çalasım yoktu. Kapıyı açtım, çantamı ( valiz değil küçük bir çanta vardı bu kez yanımda ) kapının ağzına bıraktım. Dersimi almıştım tabi. Doğrudan salona yöneldim. Çekyata kendimi bırakmak üzereyken sesi duydum. Ses.. Ağlama değil, konuşma hiç değil. Dünyadaki hiçbir sese benzemeyen ve dünyadaki bütün seslerden daha güzel olan o ses.. Annemlerin odasından geliyordu. Sese doğru yürüdüm. Annemlerin yatağının yanında bir beşik vardı . Ve beşikte gözleri kocaman açık bir bebek. Annem ve babam uyuyordu. Normalde bir aylık bebekler o saatte uyanırlarsa eğer ağlarlardı. Ama o ağlamıyordu. Hatta gülüyordu bana kalırsa. Başında dikildim nefes bile almadan. Ne yapacağımı bilemedim. Sonra yavaşça uzanıp yatağından kaldırdım. Hala gülümsüyordu ve hiç sesini çıkarmadı. Göğsüme sıkıca bastırıp odadan çıkıp salona gittim. Çekyata oturup kucağıma yerleştirdim bebeği. Önce burnumu, sonra kulağımı okşadı gülerek. Çok ağladım yine, ama onu ürkütmemek için hiç çaktırmadım. 'Gülşah' diye fısıldadım kulağına. 'Gülşah, ben geldim. Abinn'&lt;br /&gt;Uyuyakaldı bir süre sonra. Beşiğine bıraktım. Annem hala uyuyordu, öyle öpesim geldi ki onu, nasıl tuttum kendimi hala şaşarım..&lt;br /&gt;Dönüp çekyata uzandım. Sızmışım. Uyandığımda üzerimde battaniye vardı. Doğruldum, annem ayak ucumda oturuyordu ve gözleri kıpkırmızıydı. 'Hoşgeldin' dedi. 'Hoşbuldum' dedim. Nasıl tuttuk birbirimizi bilmiyorum ama sarılmadık. ' Aç mısın?' dedi. ' Açım anne' dedim. Kahvaltı hazırladı bana. Hiçbir şey sormadı. Kızmadı, ağlamadı, sitem etmedi. Bunlardan herhangi birini yapsa vicdan azabım azalırdı belki. Yapmadı. Ama ben gördüm. Saçları bembeyazdı annemin. Annem, benim annem, dünyanın en güzel kadını olan annem iki görüşümün arasında benim yüzümden yaşlanmıştı. Kahırdan ölünmüyormuş o an anladım, öyle olsa oracıkta ölüverirdim.. Son yedi ay hiç yaşanmamış gibi davrandı annem bana, bu ne demektir hiçbiriniz anlayamazsınız..&lt;br /&gt;Bugün Gülşah 16 yaşında...&lt;br /&gt;O günden bu güne bir sürü saçma sapanlık yaptım elbet. Ama o sabah gözlerimi açtığımda kıpkırmızı olmuş gözlerini ve bembeyaz olmuş saçlarını hiç aklımdan çıkarmadım. Biliyorum, daha oracıkta affetmişti annem beni. Ama ben kendimi hiçbir zaman affetmedim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-510124463360554698?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/510124463360554698/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/gecikmis-bir-anneler-gunu-itiraf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/510124463360554698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/510124463360554698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/gecikmis-bir-anneler-gunu-itiraf.html' title='Gecikmiş Bir Anneler Günü İtirafı..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6236569592337866383</id><published>2011-05-13T21:47:00.001+03:00</published><updated>2011-05-16T22:31:09.378+03:00</updated><title type='text'>Boncuk..</title><content type='html'>Gitmek istiyorum derken dudakları titriyordu. Dudakları, intihar tereddütü yaşayan onuncu kez yakalanmış asker kaçağıydı. Son kez uzattığı eli ter içindeydi. Avuçları, saunaya kilitlenmiş mülteci penguen yavrusu kadar ürkekti. Hoşça kal derken benim olmadığım her yere değdi gözleri. Gözleri, fetiş eşyalar satan mağazada aranıp da bulunamayan her şeydi. Dükkanı mühürlenmiş genelev patroniçesi tedirginliğiydi yüzünün tamamında gördüğüm. Gözbebekleri bile titriyordu. Belli ki zorluk çıkaracağımdan korkuyordu. Onca çok uzun bence çok kısa bir sessizlikten sonra 'tamam' dedim. 'Tamam git, ama Boncuk bende kalacak.' Boncuk birlikte aldığımız ilk 'içinden oyuncak çıkan yumurta'nın içinden çıkan oyuncaktı. Herhangi bir boncuğa falan benzediği yoktu, herhangi  bir boka benzediği de yoktu aslında. Ama sevimliydi işte. Koca kafalı bir dinozor tarafından tecavüze uğradıktan sonra istemeden hamile kalmış bir koalanın yavrusunu andırsa da, sevimliydi. Ve ilkti.. Görür görmez kutsamıştım kendisini. Oracıkta karar verdik. Sırayla yanımızda taşıyacaktık onu ve ne olursa olsun yanımızdan ayırmayacaktık. İlk gün bende kalacaktı, sonraki görüşmemizde ona verecektim ertesi görüşmemizde o bana verecekti ve bu döngü biz görüşmeye devam ettikçe devam edip gidecekti. Etti de. O güne kadar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Boncuk bende kalacak' dedim.Başka hiçbir şartım yoktu. Hafifçe gülümsedi, problem çıkarmamış olmam onu rahatlatmış gibiydi. Ben tamam dediğimde benden başka hiç kimsenin farketmeyeceği bir müstehzilikle gülümsedi. 'Olur' dedi. 'Senin olsun.' Çantasından çıkardı, alelacele avuçlarıma bıraktı ve bir kaç aptal veda cümlesi mırıldanarak çekip gitti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O an anladım ki Boncuk onun umurunda bile değildi. Galiba ben de değildim. Avucumda gayrı meşru dinozor yavrusu tek başıma oturdum bir süre. Bayılana kadar ağlamak, peşinden koşup ağzını burnunu kırmak, önüme ilk çıkan meyhaneye kendimi kapatıp anason götümden fışkırana kadar rakı içmek ve hiçbir şey yapmamak arasında gidip geldi bir süre zavallı aklım. Hiçbirini yapmadım. Hesabı ödeyip usulca kalktım. Önüme ilk çıkan bakkala girip bir tane 'içinden oyuncak çıkan yumurta' aldım. Ertesi gün bir tane daha, sonra bir tane daha, sonra bir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;750 tane oyuncağım var benim. Ama hala en çok sevdiğim ve hiç yanımdan ayırmadığım o ilk oyuncak. Ne zaman kendimi ve zekamı birazcık önemsediğimi farketsem, elim hemen cebime gider. Sakin sakin Boncuğu okşarım dışarı çıkarmadan. O an yüzümde salakça bir gülümseme belirir. 'Salaksın lan' derim kendi kendime 'malın önde gidenisin, sakın kendini bir bok zannetmeye kalkma..'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6236569592337866383?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6236569592337866383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/boncuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6236569592337866383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6236569592337866383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/boncuk.html' title='Boncuk..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6139179287984983556</id><published>2011-05-12T11:40:00.000+03:00</published><updated>2011-05-13T23:37:20.960+03:00</updated><title type='text'>Müteveffa Şiir..</title><content type='html'>Ben bir kere ölmüştüm ve sen yanımda yoktun&lt;br /&gt;bir kere ben sen yanımda yoksun diye ölmüştüm&lt;br /&gt;artık yanımda olmaman sadece lüks eksikliği&lt;br /&gt;kedi değilim tek canım var ben o zaman ölmüştüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o zaman ölmüştüm sen şimdi duyuyorsun&lt;br /&gt;konuştuğun bir ceset, aklını mı kaybettin&lt;br /&gt;tüketim çılgınısın sen tükkettin mi dönmemelisin&lt;br /&gt;bir ölüyü problem çıkarmaya zorluyorsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölmüştüm ben kafanı çevirseydin görürdün&lt;br /&gt;ama olsun sana sırt çevirmek de yakışıyor&lt;br /&gt;hadi canım oyalanma al voltanı yavaştan&lt;br /&gt;saçların cenaze levazımatçısı gibi kokuyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6139179287984983556?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6139179287984983556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/muteveffa-siir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6139179287984983556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6139179287984983556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/muteveffa-siir.html' title='Müteveffa Şiir..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7219867091997399269</id><published>2011-05-10T20:43:00.002+03:00</published><updated>2011-08-01T05:23:34.863+03:00</updated><title type='text'>İstanbul Seninle Tamam..</title><content type='html'>Sen şimdi ordasın diye nasıl güzeldir İstanbul&lt;br /&gt;Artık eksiği kalmadı, seninle güzeldir İstanbul&lt;br /&gt;Canımın içi, boğaza baktıysan hele,&lt;br /&gt;dünya gözüyle buluştuysa Haliç'le gözlerin&lt;br /&gt;Nasıl da tamamlanmıştır ikinizin de mavisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerin şifa dağıtır dokundukça,&lt;br /&gt;Pera'nın yosunlu duvarlarına.&lt;br /&gt;Galata kulesinin restorasyonu tamamlanır.&lt;br /&gt;İhmal etme yedi tepenin hiçbirini.&lt;br /&gt;Kutsasın varlığın teker teker her birini&lt;br /&gt;Anlamını yitirmiş her semt seninle anlamlanır&lt;br /&gt;Sen şimdi İstanbul'dasın ya&lt;br /&gt;Kız Kulesinin kız kardeşi.&lt;br /&gt;Artık başka her yer gurbettir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakın dönme, orada kal İstanbul seninle güzel&lt;br /&gt;Bana artık usulca yanına sokulmak yakışır..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7219867091997399269?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7219867091997399269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/istanbul-seninle-tamam.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7219867091997399269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7219867091997399269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/istanbul-seninle-tamam.html' title='İstanbul Seninle Tamam..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-3078030110675980919</id><published>2011-05-10T18:41:00.000+03:00</published><updated>2011-05-10T18:43:12.451+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 37-38..</title><content type='html'>37.&lt;br /&gt;Birer kahve içelim mi dedi. Olmaz dedim, çay içelim. Kahve içmek sıkıntılı iş, bin çeşit kahve var. Çoğunun ismini telaffuz etmekte bile zorlanırım. Sonra nerede içeceksin? Şöyle afili bir mekana gitmek gerekir. Çay öyle mi ama? Çay çaydır işte (tabi sütlü-buzlu çay v.s saçmalıklarını saymazsak eğer) çay sadece çaydır. Ve belki de bu yüzden çok güzeldir. Uzun boylu düşünmeye zorlamaz insanı. En fazla açık ya da demli içme opsiyonun vardır. Çay iyidir, beraberinde buğulu bir samimiyet getirir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38.&lt;br /&gt;Depresyon belirtileri gösterdiğimde çevremdeki insanların bana sundukları kurtuluş reçeteleri;&lt;br /&gt;Annem : İki rekat namaz kıl da yüreğin ferahlasın.&lt;br /&gt;Babam : (Gıyabımda) Evlendiremedik gitti bu herifi olacağı bu işte, iyice tohuma kaçtı hıyar !&lt;br /&gt;Murat : Siktiret hacı ya takma kafana hiçbir şeyi.&lt;br /&gt;Berkant : O değil de n'olur bu akşam Liverpool maçı?&lt;br /&gt;Kardeşim : Oğlum rapor al üç beş gün git dolaş bir yerlerde. Paran var pulun var mal oturuyon evde akşama kadar ondan sonra da kendi kendine bunalıyon tabi.&lt;br /&gt;Efe : Abii, oyun oynayalım mı?&lt;br /&gt;Çelik : Hayat çok boktan be usta !!&lt;br /&gt;Ben : Öff, dağılın lan !!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-3078030110675980919?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/3078030110675980919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-37-38.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3078030110675980919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3078030110675980919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-37-38.html' title='Tesirsiz Parçalar 37-38..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4399245229511374087</id><published>2011-05-06T23:57:00.004+03:00</published><updated>2011-12-23T23:19:36.502+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 34-36..</title><content type='html'>34.&lt;br /&gt;Bedenimin içindeki boşluk ya da ruhumun ağırlığı 'hiç' mertebesine ulaştığında; yani beni çevreleyen havanın ağırlığından daha hafif olduğumda, aramızdaki aşılmaz gibi görünen mesafe sıfırlanacak ve ben yanıbaşında olacağım. Bu nasıl gerçekleşecek? Henüz emin değilim. Ama tam olarak bununla ilgili bir rüya gördüm, üstelik alkolsüzdü. Çalışmalara başladım bile, bekle. Şimdilik, bitti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35.&lt;br /&gt;Doğum günün kutlu olsun!!&lt;br /&gt;Tam 33 yaşındasın. 33 yaş bugüne kadar başına önemli şeyler geldiğini anlaman için önemli bir yaş. Allah, İsa'yı 33'ünde yanına aldı. Vardır elbet bir bildiği. Geçen 33 yılı hayal kırıklıkları ve pişmanlıklarla özetliyorsun. Olsun.. Kimselerin umurunda olmasan da mühimdir 33 yaş. Kutlu olsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36.&lt;br /&gt;Kadınları severim. En çok onlar üzdü beni. Olsun. Annem de kadın sonuçta. Annemi çok severim. Ama hiç belli etmem. Galiba benim en büyük hobim bu. Kimi ne kadar çok seversem o kadar az belli ederim. Kadınlar iyidir.. Kedileri sevmem. Ve bazı kadınlar kedilere benzer. Kadınları severim ama kedileri sevmem. Kedilere benzeyen kadınları sevmem. Kadınlara benzeyen kedileri hiç sevmem. Yeterince içersem kedilere benzeyen kadınlara biraz sempati duyabilirim ama her koşulda kadınlara benzeyen kedileri sevmem. Pek uyuyamıyorum ben. İnsomnia dedi doktor. Gebermeyesice dedi annem. İyidir annem. Bir de bizim mahallede kadın az, kedi çok. Kedileri sevmem, kadınlar iyidir. Aslında kediler üzmez, kadınlar üzer. Ama yine de ben kadınları severim, kedileri sevmem..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4399245229511374087?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4399245229511374087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-34-36.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4399245229511374087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4399245229511374087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/tesirsiz-parcalar-34-36.html' title='Tesirsiz Parçalar 34-36..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1228883051655159806</id><published>2011-05-06T20:51:00.002+03:00</published><updated>2011-05-06T20:56:24.498+03:00</updated><title type='text'>Kişisel Haçlı Seferi..</title><content type='html'>Şeytan Ortadoğu'da aşkım işi başından aşkın&lt;br /&gt;Gel biz girelim günaha sonra tövbe ederiz&lt;br /&gt;Yavaş yavaş dağılırken kanımızda rakı&lt;br /&gt;Kanımca bizden haklı hiç kimse yok&lt;br /&gt;Hakedilmiş bir sevişme nasıl da kıymetli&lt;br /&gt;-ki solculuk yıllarımdan kalma alışkanlıktır&lt;br /&gt;hangi cümlede haklı hukuklu laflar geçse&lt;br /&gt;ayak baş tırnaklarım devrim türküleri söyler-&lt;br /&gt;Neyse, bunları boşver..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmaya başlamadan öpüşsek ya!&lt;br /&gt;Ağzından sızan sıvı beni nasıl da kutsar.&lt;br /&gt;Boynumun üstü Kudüs&lt;br /&gt;Sen aslan yürekli Richard&lt;br /&gt;Durma saldır hadi aşkım&lt;br /&gt;Başlasın haçlı seferi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1228883051655159806?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1228883051655159806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/kisisel-hacl-seferi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1228883051655159806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1228883051655159806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/kisisel-hacl-seferi.html' title='Kişisel Haçlı Seferi..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-715984758910871154</id><published>2011-05-05T19:40:00.001+03:00</published><updated>2011-05-05T19:41:42.606+03:00</updated><title type='text'>Helallik..</title><content type='html'>Sırtını son kez gördüğümden beri&lt;br /&gt;yüzümde, gidiş yönünde tekerlek izleri.&lt;br /&gt;Mor gabriel, Neve-Şalom, Sultanahmet.&lt;br /&gt;Hepsinin fotoğrafı önünde tek tek allaha yalvardım&lt;br /&gt;dinle diye beni.&lt;br /&gt;Şaşırma, ne de olsa hepsi&lt;br /&gt;aynı allahın evi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok hakkın var üstümde helal etmezsen&lt;br /&gt;kul hakkı bu, şaka değil eğer helal etmezsen&lt;br /&gt;dua  etmeyi bir yana bırak&lt;br /&gt;camiye gidip allahın halısına bile basamam utancımdan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesince dışlanmış cüzzamlı bir kurbağayım.&lt;br /&gt;Kendime bile fazlayım bu ayıp bana yeter&lt;br /&gt;Büyüklük sende kalsın, beni affet,&lt;br /&gt;hem sen affedersen, belki allah da affeder..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-715984758910871154?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/715984758910871154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/helallik.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/715984758910871154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/715984758910871154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/05/helallik.html' title='Helallik..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2645863814130171089</id><published>2011-04-28T23:35:00.001+03:00</published><updated>2011-04-29T00:17:47.926+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 33..</title><content type='html'>İnsan terk ettiği yere geri dönmemeli. Hayat dönmek zorunda bırakırsa da olacakları peşinen kabul etmeli. Olacaklar ne mi? Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacak olması mesela. 15 yıl önce son kez kapattığımda baba evimin kapısını yemin etmiştim bir daha kısa süren ziyaretler dışında buraya gelmeyeceğime. Ama yıllar ve yıllar süren acılardan sonra imkanlar ve imkansızlıklar bir tenis topu gibi oradan oraya savurup durdukça beni, sığınacağım başka bir liman olmadığını farkettim. Ve döndüm.. Arada olup bitenlerden bahsetmek istemiyorum, hayat diyeyim kısaca. Kötü yaşanmış bir hayat. Ama, insan terk ettiği yere dönmemeli. Döndüğümde, giderken geride bıraktıklarım beni tekrar aralarına kabul etsinler diye umutsuzca paraladım kendimi. Ve ilk günden anladım ki aslında çıkıp gitmek dönmekten çok daha kolaydı. Nereden mi anlamıştım?  Çünkü bunu gitmeyi kafasına koyup beceremeyen ve kuyruğunu kıstırıp geri dönen herkes yaşar. Geride kalanlar hiçbir şey olmamış gibi davransalar bile size eşyanın yoğun muhalefetiyle karşılaşır/karşılanırsınız.  Döndüğünüzü sandığınızda döndüğünüz yer size eski siz olmadığınızı durmadan hatırlatır. Bir zamanlar kendinizin kıldığınız o küçücük özgürlük alanı odanız işgal altındadır artık. Eskiden oraya ait olmayan dikiş makinesinin sığıntı gibi odanızda durmasına aldıramazsınız. Çünkü artık siz bir tür sığıntı haline gelmişsinizdir. Ve bunda alınıp gücenecek bir şey yoktur. Kelimenin tam anlamıyla sığınmışsınızdır bir zamanlar dünya zannettiğiniz küçücük odanıza. Sizi siz yapan her türlü saçıntının dolaplara tıkılmış ya da çatıya kaldırılmış olmasına da ses etmezsiniz. Zamanında terk edilmiş olmanın acısı bir şekilde çıkartılır sizden. Oraya ait olduğunuz yalanını önce eşya kakar başınıza. Oraya ait değilsinizdir. Hiçbir yere ait değilsinizdir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2645863814130171089?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2645863814130171089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/tesirsiz-parcalar-33.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2645863814130171089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2645863814130171089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/tesirsiz-parcalar-33.html' title='Tesirsiz Parçalar 33..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7686787126824011502</id><published>2011-04-17T20:44:00.000+03:00</published><updated>2011-04-17T20:45:40.717+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 31-32..</title><content type='html'>31.&lt;br /&gt;Neyin var sorusuna verilen 'hiçbir şeyim yok' cevabı kadar yürek burkan bir şey olamaz zannımca. 'Hiçbir şeyim yok'  sihirli bir sözcüktür aslına bakarsanız. Cümleyi kısaltıp 'i'si uzatılmış bir 'hiiiç' gibi de kullanabilirsiniz. Yine aynı çok anlamlı etkiyi yaratır. Hatta öyle kullanmalısınız yoksa karşı tarafta eşcinsel olduğunuza dair şüpheler oluşabilir. Türkçe'nin en büyük problemi de bu işte. Konuşma dili, yazı dili gibi kullanıldığında çok sevimli bir algı çıkmıyor ortaya. Mesela arkadaşınıza 'ben akşam sizin yanınıza gelmeyeceğim, evde ailem ile birlikte yemek yiyeceğim' yollu bir şeyler söylerseniz adamın kafasından muhtemelen şu geçer. 'Gay lan bu.' Neyse konu bu değil şimdi. Konu şu. 'Hiiç' dedğinizde bundan iyiyim bir sıkıntı yok anlamı çıkar, ya da pek çok insan öyle düşünür. Ama ağızdan çıkan gerçek anlamıyla yorumlandığında, ortaya çıkan tablo bir insanın tanık olabileceği en büyük kişisel trajedidir. 'Hiçbir şeyim yok..' Hiçbir şeyim kalmadı der gibi.. Hiçbir şeyi olmayan bir adamdan daha trajik ne olabilir ki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32.&lt;br /&gt;Hayat, sebep olduğu pek çok sıkıntının bedelini ödüyor aslında. Ondan aldığımız çok kıymetli bir şey var. Boyumuzun ölçüsü.. Ölçüsüzce yaşayıp, ölçüsüzce sevip, ölçüsüzce içip, ölçüsüzce ne bok yiyeceğimizi bilemediğimiz zamanların ardından durup kendimizi ve geçmişimizi sorguladığımızda görüyoruz ki. Evet, elimize vermiş hayat.  Boyumuzun ölçüsünü..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7686787126824011502?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7686787126824011502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/tesirsiz-parcalar-31-32.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7686787126824011502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7686787126824011502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/tesirsiz-parcalar-31-32.html' title='Tesirsiz Parçalar 31-32..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-5423269020457036967</id><published>2011-04-15T23:00:00.000+03:00</published><updated>2011-04-15T23:01:39.867+03:00</updated><title type='text'>Ters Dönmüş Şişko Kaplumbağa..</title><content type='html'>Rüyamda ters dönmüş şişko bir kaplumbağaydım&lt;br /&gt;Berkant'a anlattım, "oğlum" dedim "ben rüyamda ters dönmüş şişko bir kaplumbağaydım"&lt;br /&gt;kıçın açık yatmışsındır dedi.&lt;br /&gt;Başka kimseye anlatmadım..&lt;br /&gt;Oysa herkes bilir ters dönmüş şişko kaplumbağalar&lt;br /&gt;birileri ellerini kabuklarının altından dolaştırıp ters yöne çevirmedikçe&lt;br /&gt;Sonsuza kadar debelenip dururlar.&lt;br /&gt;Galiba bu yüzden hala seviyorum seni..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanı nasıl kullanacağımız konusunda bile anlaşamazdık&lt;br /&gt;sen arada uyanırdın, ben ara sıra uyurdum.&lt;br /&gt;Sıfır ortak noktadan kocaman bir aşk yaratan biz,&lt;br /&gt;biz nasıl bu hale geldik hiçbir fikrim yok..&lt;br /&gt;Güzel laflar etmediğimden şikayet ederdin ya hep,&lt;br /&gt;ben şimdi seninleyken sevmediğim şeyleri bile özledim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-5423269020457036967?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/5423269020457036967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/ters-donmus-sisko-kaplumbaga.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5423269020457036967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5423269020457036967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/ters-donmus-sisko-kaplumbaga.html' title='Ters Dönmüş Şişko Kaplumbağa..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1358164731980369413</id><published>2011-04-09T18:31:00.003+03:00</published><updated>2011-04-09T18:39:48.079+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 29-30..</title><content type='html'>29.&lt;br /&gt;Unutmak ve hatırlayamamak arasındaki fark kadar keskindir sıkıntı ve huzursuzluk arasındaki fark. Birbirlerini çok anımsatsalar bile, ikisini de farklı zamanlarda yaşayanlar çok iyi bilir ki sıkıntı ve huzursuzluk asla birbirlerine indirgenemeyecek ruh halleridir. Sıkıntı geçicidir çoğu zaman, geçmese bile şekil ve ritim değiştirerek zaman zaman nefes alma imkanı tanır. Huzursuzluk ise bir kez çöreklendi mi insanın içine hiç gitmemecesine yerleşir. &lt;br /&gt;Sıkıntı korku gibidir, huzursuzluk ise kaygıyı andırır. Ve korkularla baş etmek kaygılarla baş etmekten çok daha kolaydır. Korku, kaynağı ne kadar kuvvetli olursa olsun sonuçta belli bir nesneyle ya da eylemle ilgilidir. Kaygı ise nedeni belli olmayan başka türlü bir korkudur. Bir tür belirsizlik hissi yaratır kaygı ve kalıcı tedirginliklere yol açar. Korkularımız bizi endişelendirir ve bir şekilde üstesinden gelmeye çalışırız. Bunu beceremesek bile en fazla korkak damgası yer ya da gerçekten korkak oluruz. Başedilemeyen sürekli kaygı ise insanı delirtir. &lt;br /&gt;Sıkıntı zamanla artar veya azalır. Bazen anlık oyalanmalar bile onu dağıtmaya yetebilir. Huzursuzluk ise -eğer kaynağı kötü yaşanmış bir hayatsa- iç organlarımızdan biri haline gelmiştir. Evet canlı bir şeydir huzursuzluk, içimizde bir yerlerde sürekli kımıldar. Mutlak huzursuzluk eşiğini geçtiyseniz eğer onu dağıtmak ya da onunla baş etmek imkansızdır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30.&lt;br /&gt;Bana güzel bir şey söyle yoksa ben&lt;br /&gt;Moralsiz bir kirpi kadar tehlikeli olurum&lt;br /&gt;Kolpadan laflarla idare etmeye kalkma&lt;br /&gt;Bana gerçekten güzel bir şey söyle&lt;br /&gt;Söyle yoksa oyalanacak saçma sapan şeyler bulurum&lt;br /&gt;Beni günlük konuşmalarla geçiştirme sakın&lt;br /&gt;Acele et fazla zamanımız yok&lt;br /&gt;Derhal güzel bir şeyler söylemen lazım&lt;br /&gt;Söylemezsen hatırladığım her şeyi unuturum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1358164731980369413?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1358164731980369413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/tesirsiz-parcalar-29-30.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1358164731980369413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1358164731980369413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/tesirsiz-parcalar-29-30.html' title='Tesirsiz Parçalar 29-30..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1032288748976101950</id><published>2011-04-01T23:39:00.000+03:00</published><updated>2011-04-01T23:40:06.652+03:00</updated><title type='text'>Annem..</title><content type='html'>- Anne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Annem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Annee&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Annemm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anneeee&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Annemmm..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen sonsuza kadar sürer bu. Başka kim olsa sıkılır, annem sıkılmaz. Eğer annem de bir kadın olmasaydı, bütün kadınlardan nefret edebilirdim. Bir çocuğum yok. O yüzden tahmin etsem bile emin olamam tam olarak ne hissettiğinden.  Başka türlü bir şey olmalı.. Hayatım boyunca en çok seni kırdım anne, sen hep affettin. En çok seni üzdüm ben, mesele yapmadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- An..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sus. Dinle anne. Anne en çok sana yükselttim ben sesimi. Anne su getir, yumurta anne, neden cıvık ; bu çorap olmaz anne, olmamış anne bu gömleğin yakası..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne, itiraz etsene. Bağırsana anne bana. Tek silahını, terliğini ( hani başının üstüne kaldırıp gösterirsin ya zaman zaman) kullansana anne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne bunları hiçbir zaman okumayacaksın. Olsun, hissedersin sen. Anne.. İyi değilim ben. Daha doğmadan çıkarmaya başladığım zorluk artarak devam etmekte. Affet anne..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne.. Ben iyi değilim. Neyi tuttuysam elimde kaldı. Atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne.. Tanıdığım tek büyücü sensin. Elinden her şey gelir senin. 'Tekrar doğursan beni'.  Beni tekrar çocuk yapsan. Çok üzdüler beni anne, kızsana hepsine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyümüşüm ben, öyle söylüyor herkes. Öyle mi gerçekten? Dizlerin.. Başımı yaslama mesafesinin uzağında mı gerçekten?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne.. Beni bırakma. Çok uzaklara gittim evet, ama bak döndüm. Burdayım annem. Soru da sormazsın ki sen. Anne.. Ölme sakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutsuz bile değilim artık annem. Bildiğim tek şey, her tarafım acıyor. Hatırlar mısın anne? Küçük bir çocukken ben, hikayeler anlatırdın. Hepsinin sonu iyi biterdi. ( Ne olacak anne benim sonum) ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem.. Beni bağışla. Benim sonum kötü olacak annem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne.. Her hatamı görmezden geldin. Ama doğru her zaman tek. Kolpadan evlat oldum ben sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlama olur mu annem? Anne.. Annem...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1032288748976101950?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1032288748976101950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/annem.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1032288748976101950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1032288748976101950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/04/annem.html' title='Annem..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6494798334082593677</id><published>2011-03-31T23:14:00.000+03:00</published><updated>2011-03-31T23:15:26.040+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 28..</title><content type='html'>Ortada kocaman bir sıkıntı vardı. Yaklaşık iki saattir tek kelime konuşmamışlardı ve iki gün daha konuşmamaları için gereken bütün koşullar oluşmuştu. Adam canı sıkılan bir adamın canının sıkıntısını belli edebileceği her şeyi yaptı. Amaçsızca salonda dolaştı, telefonu alıp hiç gelmemiş mesajları sildi. Bir ara viledayı kavrayıp mutfağın fayanslarını silmeye girişti, ama çok kısa süre sonra viledanın sapını bacaklarının arasından geçirip uçan süpürge muamelesi yaptığını farkedince süratle bundan vazgeçti. Üst üste sigara yaktı,  hiçbirini sonuna kadar içmedi. Galiba sigara içmekten çok sigara yakmak istiyordu canı. Sonra eline bir kitap aldı. Ama yaklaşık yirmi dakikadır önsözü okuyordu ve bunun da can sıkıntısını gidermeyeceği çok ortadaydı.. Bütün bu süre boyunca kadın sadece ojeleriyle ilgilendi. Tırnaklarına Rönesans dönemi kilise freski özeni göstererek yavaş ve dairesel hareketlerle saatlerce oje sürdü. Güneş batmak üzereydi. Adam balkona çıktı. Betona bağdaş kurup sözlerini bilmediği eski bir Deep Purple şarkısı mırıldanmaya başladı. Tam o sırada içerden kadının sesi geldi.&lt;br /&gt;Kadın : Çay içer misin ?&lt;br /&gt;Adam : İçerim.&lt;br /&gt;Kadın : Film de almıştım gelirken izleyelim mi?&lt;br /&gt;Adam : Olur.&lt;br /&gt;Anlaşılan, oje seramonisi bitmişti. Adamın canı hala çok sıkılıyordu. Çay içmek istemiyordu aslında, film izlemek de istemiyordu. Ama böyle şeyler söylenmezdi. Sabaha kadar balkonda oturup bilmediği dillerde sözlerini bilmediği şarkılar mırıldanıp peş peşe sigara yakmak dışında hiçbir şey istemiyordu. Ama o kadar özgür değildi. Yavaşça doğruldu yerinden. Mutfakta kadınla göz göze geldiler. Kadın gülümsedi, adam karşılık verdi. Sonra çay suyu koydu kadın, adam da Dvd'yi açıp filmi yerleştirdi. Çay içip, film izlemeye başladılar. Sonra kadın usulca adama sokulup battaniye ile üzerlerini örttü. Başka zaman olsa muhtemelen sevişirlerdi. Ama ortada kocaman bir sıkıntı vardı ve kimsenin bunu dillendirmeye cesareti yoktu. Filmin ortalarına doğru kadının nefes alış ritmi standartlaştı ve adam onun uyuduğunu anladı. Uyandırmamak için azami çaba göstererek çekyattan ayrıldı. Kadın mırıldanarak ve adamdan kalan boşluğa gövdesini iyice yayarak uyumaya devam etti. Adam balkona çıktı. Betona bağdaş kurup biraz önce mırıldandığı ve sözlerini bilmediği Deep Purple şarkısını hatırlamaya çalıştı. Çok uğraştı ama bu kez melodiyi bile çıkartamadı. Olsun dedi kendi kendine, Orhan Gencebay'da olur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6494798334082593677?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6494798334082593677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-28.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6494798334082593677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6494798334082593677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-28.html' title='Tesirsiz Parçalar 28..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2910603039723408678</id><published>2011-03-30T00:37:00.001+03:00</published><updated>2011-03-30T00:39:42.882+03:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 26-27</title><content type='html'>26.&lt;br /&gt;Bana empati yapma ben küçükken&lt;br /&gt;ben küçükken çok kuş vurdum iyi adam değilim.&lt;br /&gt;Geliştirdiğim duyarlılıkların alayını toplasan&lt;br /&gt;kanadını kanattığım tek bir serçe yavrusunu iyi etmiyor.&lt;br /&gt;Bana saygı soslu veda nutukları atma&lt;br /&gt;sıkıyorsa diş gıcırdatmalarımı taklit et de görelim&lt;br /&gt;Görmüyor musun bir tırnak kendi etini parçalıyor&lt;br /&gt;sen kalkıp beni üzmemekten bahsediyorsun.&lt;br /&gt;Bana ders vermeye kalkma ben dersimi&lt;br /&gt;yıllar önce tek başıma çizgi film izlerken aldım.&lt;br /&gt;Çünkü annesi çok meşgul olan çocuklar&lt;br /&gt;oturup tek başlarına çizgi film izlerler.&lt;br /&gt;Bana empati yapma çünkü annem,&lt;br /&gt;Annem empatinin ne olduğunu bilmiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.&lt;br /&gt;Kadıköylü bir şairin dediği gibi : Umutsuz bile değilim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2910603039723408678?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2910603039723408678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-26-27.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2910603039723408678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2910603039723408678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-26-27.html' title='Tesirsiz Parçalar 26-27'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1377945012085217904</id><published>2011-03-26T00:03:00.003+02:00</published><updated>2011-03-26T00:07:45.207+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 19-25..</title><content type='html'>19.&lt;br /&gt;Kararlı ol olur mu? Ve bundan sonra söyleyeceğim hiçbir şeye kulak asma. Hatta dinleme bile beni. Ben şimdi şaşkınlıktan ne yapacağımı şaşırırım, görmezden gel. Bir kez daha konuşmak isterim, konuşma. Son kez derim, inanma.. Asla son olmaz. Son konuşma yapılamayan konuşmadır sadece iyi biliyorum. Biliyorum ama bilmiyormuş gibi davranmayı sürdürürüm bir süre.  Sorular sorarım sana, cevap verme. Tutamayacağımı adım gibi bildiğim sözleri peş peşe sıralarım. Kızarım, ağlarım, yumuşarım sonra. Önceleri yalvarırım, olmazsa tehditler savurmaya başlarım. Kaybetmek üzere olan bir adamın can havliyle sergileyeceği bütün numaraları tek tek denerim ben şimdi. Kanma. Şu an değil belki ama ilerde hak vereceğim sana. Doğru olanı yaptı diyeceğim, olması geren buydu. O an ne zaman gelir bilmiyorum, ama o zamana kadar söylediğim hiçbir şeye aldırma..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.&lt;br /&gt;Aniden olup biten şeylerle başa çıkmak sanıldığından daha kolay aslında. Hiç istemediğin, hazır olmadığın hatta asla kabul edemeyeceğini düşündüğün herhangi bir durumla birdenbire karşılaşınca dengen bozuluyor haliyle. Ama bir süre sonra direnç göstermeye başlıyorsun. Eğer ne olursa olsun kabul edemeyeceğin bir şeyse başına gelen ve direnecek gücün yoksa bile kabullenmemek, delirmek hatta kendini öldürmek gibi seçeneklerin her zaman var. Ve reddetmek, delirmek ya da ölüm kaybederken kazanmak anlamına bile gelebilir belki. Hiçbir durumda mağlup olmazsın. Ya üstesinden gelirsin başına gelen şeyin ya da çekip gider, reddeder, farklı bir bilinç durumuna bürünürsün ( farklı bilinç durumu demek delilik demekten daha sevimli mi ne?) Ama o şey birdenbire ortaya çıkmadıysa, aniden üstüne atılmadıysa, yavaş yavaş sızdıysa hayatına hatta neredeyse tatlılıkla sokulduysa.. 'sabırlı bir yılan gibi büyük bir dikkatle yaşamına, hareketlerine, saatlerine, odana işlediyse, uzun süre gizli tutulmuş bir hakikat, reddedilmiş bir gerçeklik gibi; dirençli ve sabırlı, incecik, ruhunun kuytularını, yalnızlığından aldığın keyfi, tavandaki çatlakları, kitaplığındaki son boşlukları, çatlak aynadaki yüzünün kırışıklarını ele geçirip lavabodaki musluktan damlayan suyun içine girdiyse'.. Farkettiğin an reddetmek ya da delirmek ya da ölmek için çok geçtir artık. Reddedemezsin; çünkü varoluşun dahil her şeyini onunla tanımlamışsındır farkında olmadan.. Deliremezsin; deliren bir deli aslında akıllanmış olur ve böyle biri iyiliği hakedecek kadar iyi şeyler yapmadığın kesin.. Ve ölemezsin, çünkü içine sızdığı her şeye bıraktığı korkaklık afyonu bütün hücrelerine işlemiştir. Çaresizce kabullenmekten başka seçeneğin kalmaz. Mağlup olmuşsundur. Başka türlü bir oyun başlar artık ve kendi hayatını tatsız bir film gibi izlersin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.&lt;br /&gt;Oysa bütün istediğin kıpırtısız bir hayattı. Sakin, dingin, hareketsiz. Mutlu olmaktan çoktan vazgeçmiştin, istediğin tek şey huzurdu. Huzurun yolu da mutlak eylemsizlikten geçiyordu. Ama ne zaman, ne eşya, ne de o izin verdi buna. Her şeyin tabi olduğu değişim yasalarından hayatını kurtaramadın. Alışkanlıklarını korumak pahasına direndiğini zannettiğin değişim yavaş yavaş sana ve eşyaya gününü ve gücünü gösterdi. Ne büyük ideallerin vardı ne kahramanlık hayallerin. Basit bir hayat, basit insanlar, zamanın ağır aktığı Safranbolu gibi bir yer ve ölürken bile kimsenin düzenini bozmayacak kadar farkedilmeyecek bir yaşam.. Kurduğun hayallerin bile tek bir ortak noktası vardı. Basit, sıradan, sakin bir hayat.. Buna benzer bir şey kurduğunu zannetmiştin bir süre ama her sıradan insanın başına gelen senin de başına geldi. Kendi ellerinle kurduğun düzen başka eller tarafından yıkıldı. Birdenbire olsaydı bu, bir yolunu bulur başederdin, baktın olmadı kaçar giderdin. Ama yavaş yavaş oldu her şey. Usulca sokulurken hayatına, öyle güzel becerdi ki kendisini yadırgatmamayı, masanın üzerindeki biblonun yerini değiştirmek için bile aylarca doğru anı bekleyen sen hiçbir tuhaflık sezmeden yavaş yavaş aldın onu hayatına. Her gün bir adım attı. Sezmişti belki sendeki ürkekliği, hiç gürültü yapmadı. Öyle bir an geldiki sonra, sanki o, zamanın başlangıcından beri seninleydi. Ruhun bedene girmeden önce onunla beraberdi sanki, öyle hissetmeye başlamıştın. Alışkanlıklarının bozulmasına izin vermeyecekmiş gibi davranıyordu, kanda yavaş yavaş yayılan morfin gibi dağıldı tüm hücrelerine.. Ve her şeyin farkına vardığında artık çok geçti.. Birdenbire olsaydı keşke.. Keşke aniden karşına çıksaydı. Reddedebilir, kaçabilir, yokmuş gibi davranabilirdin o zaman belki. Olmadı. Yavaş yavaş girdi hayatına, ve sen durumu farkettiğinde hayatın artık sana ait değildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22.&lt;br /&gt;Büyüdükçe bir şeyi şaşkınlıkla farkettim. Diğerleri hakkında çocuk aklımla vardığım yargı doğruymuş. Büyüklerin dünyası gerçekten çok sıkıcı ve üzüntüden başka hiçbir vaatleri de yok. Ve bu durumla baş edebilmemi sağlayan, tam olarak onlardan biri olamasam bile içlerinde, kıyıda köşede bir yerlerde çıldırmadan yaşayabilmemi sağlayan yegane dostlarım hala kitaplarım. İyi kötü ayrımı yapmadan sahip olduğum ve okuduğum bütün kitaplarla yaşamım boyunca hep gurur duydum. Ama bazı kitaplar, daha doğrusu benim o kitaplarda bulduklarım diğerlerinin hep bir kaç adım ötesindeydi. Ve zamanla okuduğum kitaplarla içinde bulunduğum ruh hali arasında simetrik bir uyum ortaya çıktı. Bugün de oynamayı sürdürdüğüm keyifli bir oyun keşfetmiş oldum böylece.. Hala canım çok sıkkınsa Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı okurum. Holden ile birlikte masumiyetin kayboluşunu ve bunun insanı delirten trajedisini yaşarım. Çok öfkeli olduğum zamanlar George Perec okurum. Dehası ve okuyan herkesin sinirini bozacak ukalalığı onunla birlikte bütün dünyaya meydan okuyormuşum gibi bir hisse sürükler beni. Kendimi çok yalnız hissettiğimde Tutunamayanları okurum. Selim' in herkesin gözünün içine yalvararak bakıp "canım insanlar" demesi ama hiç kimsenin durup onu anlamaya çalışacak kadar vaktinin olmaması ruhumda bir yerlerin çivisini söker. Aşık olduğum zamanlar Marcel Proust okurum. Dev eseri Kayıp Zamanın İzinde etrafımızda gördüğümüz her şeyin, her ayrıntının edebiyatta ve yaşantımızda bir değeri olduğunu ve bütün güzelliklerin de ayrıntıların arkasına saklandığını anlatır bana. Hiçbir şey hissetmediğim zamanlarda da Ahmet Hamdi okurum. Huzur ya da Saatleri Ayarlama Enstütüsü benim için zamanın durduğu ve onlar elimde olduğu sürece hiç akmayacağı kutsal birer objeye dönüşür..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.&lt;br /&gt;Hayatın boyunca hep çok konuştuğundan yakınılan sen, farkettin ki o güne kadar hep konuşmuş, fakat hiç anlatmamıştın. Hayatla ve insanlarla arana çektiğin çizginin diğer tarafından konuşmuş, söyleyeceklerini anlamaya bile çalışmayacaklarından emin olduğun için, içte içe onlarla dalga geçip canının istediği gibi davranmayı alışkanlık haline getirmiştin. Nasıl da canını yakıyordu bu halin. Oysa o kadar çok ihtiyaç duydun ki onlara, umurlarında olmadığını anlamak başlarda çılgına çevirmişti seni. Sonraları bu acıyı onlarla dalga geçerek ortadan kaldırdığını zannetmiştin. Ama kalkmamış. Bak görüyor musun? Bir taraftan kanayıp bir taraftan anlatıyorsun. Sanki karşında sadece o değil, hayatın boyunca seni anlamaya çalışmamış herkes var. Hayatının kuytularında kalan ve kimselerin bilmediği his ve yaşantılarını birer birer bütün çıplaklığıyla dökerken ortaya; ağır bir günahın vebalini tek başına taşıyamayan birinin çaresizlik içinde diz çöktüğü rahibin karşısında, hiçbir şey saklamadan beynini kemiren her şeyi teker teker sıralarken yaşadıklarını anımsatan bir sahne yaşanıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24.&lt;br /&gt;ben ki senin için çok cumalar kaçırdım&lt;br /&gt;uğruna bozduğum abdestleri değme sular aldıramaz !&lt;br /&gt;ensenin bitip saçlarının başladığı yer&lt;br /&gt;ilelebet yurt olur diyordum ya ruhuma&lt;br /&gt;o ruh iflah olmaz bundan sonra&lt;br /&gt;ve bil ki artık&lt;br /&gt;gülümseyerek başını okşamadan geçtiğim&lt;br /&gt;her bebeğin vebali boynuna..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25.&lt;br /&gt;Yanılmıştık. Ve bunu fark ettiğimizde şunu da çok iyi biliyorduk. Açığa çıkan bir yanılgı daha fazla görmezden gelinemezdi. Geriye tek bir şey kalmıştı; bitirici darbeyi kimin indireceği. Ben o kadar cesur değildim, çayla oyaladım kendimi bir müddet. Sen ise yalan da olsa kurulu bir düzeni yıkmaktan imtina ediyordun. Belki de yeni bir hayata başlamak için şarj ediyordun kendini gizli gizli kim bilir? Ben mütemadiyen çay demledim, sen ojelerinle meşgul oldun. Derken birgün kaçınılmaz olan gerçekleşti. Yüzüme bile bakmadan mırıldanır gibi açık pembe ojenin yakışıp yakışmadığını sordun. Ben de açık pembe ojeden nefret ettiğimi söyledim. İkimiz de o an fark etmiştik bunun son konuşma olduğunu. Sonra sen usulca kalkıp eşyalarını topladın ben de çayın altını kapattım. Sonra başka ufak tefek şeyler de girdi tabi araya ama artık her şey teferruattı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Severdim aslında açık pembe ojeyi. Ve sen daha dış kapıyı kapatır kapatmaz tırnağınla etinin arasındaki imkansız incelikte çizgiyi özlemeye başlamıştım bile. Ama artık bunun bir önemi yok. Yanılmıştık. Ve hiçbir yanılgı sonsuza kadar görmezden gelinemezdi.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1377945012085217904?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1377945012085217904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-19-25.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1377945012085217904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1377945012085217904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-19-25.html' title='Tesirsiz Parçalar 19-25..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4045621578602278757</id><published>2011-03-19T22:08:00.004+02:00</published><updated>2011-03-19T22:26:38.962+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 16-18..</title><content type='html'>16.&lt;br /&gt;Gerçek aşk, hiçbir şey yapmamaktır. Bir şeyler yapmak kolay; aramak, ağlamak, yalvarmak, kızmak, yalan söylemek, dünyayı yerinden oynatmak.. Zor olan bunların hepsini yapmaya gücün yetecekken hiçbir şey yapmamaktır. Beklemektir zor olan, herhangi bir beklentiye sığınıp yaslanmadan beklemek. Hiçbir şey ummadan, hiçbir şeyi değiştirmeye kalkmadan, gücünü sadece masumiyetten alan ve sabırla beslenen..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.&lt;br /&gt;L.F.Celine, Gecenin Sonuna Yolculuk kitabının bir yerinde 'Aşk da var' diyen Arthur'a Bardamu'nun ağzından yanıt verir. 'Arthur, aşk dediğin şey sonsuzluğun kanişlerin ulaşabileceği bir düzeye çekilmesidir, benimse bir onurum var..' Yorum.. Yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.&lt;br /&gt;Her işleri kolayca oluyor, bunu yaşam felsefesi yapmışlar. Kolayca aşık oluyorlar, kolayca seni seviyorum diyorlar, kolayca vazgeçiyorlar sonra da. Çektikleri acı da çok kolay oluyor haliyle, unutmaları da. Kendileri gibilerden oluşan kalabalığın içinde takılıp kalmadan tüm sahtekarlıklarıyla yaşarlarken ara sıra benim gibilerle karşılaşıyorlar ve çok sürmeden bünyeleri hata veriyor. Başta tuhaf biriyle karşılaştıkları ve bu durum ilginç geldiği için egzotik bir hayvana yaklaşır gibi temkinli tavırlarla sokuluyorlar. Ama sonra tehlikenin farkına varıp usulca sıvışıveriyorlar. Benimse kulaklarımda söyledikleri sözler çınlamaya devam ediyor. Olası hatalar için hep yedek bir hayat tutuyorlar bir taraflarında kimselere farkettirmeden ve canları sıkıldığında diğer yaşantılarından devam ediyorlar. Kendine ait bir hayata bile sahip olamayanlar ise ancak ayrıntılara boğarak yaşamlarını bu aldatılışı düşünüp çıldırmadan yaşayabiliyorlar..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4045621578602278757?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4045621578602278757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-16-17.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4045621578602278757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4045621578602278757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-16-17.html' title='Tesirsiz Parçalar 16-18..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-3883875557867796651</id><published>2011-03-18T19:40:00.001+02:00</published><updated>2011-03-18T19:43:12.528+02:00</updated><title type='text'>Beklemek..</title><content type='html'>- Gitti..&lt;br /&gt;- Sen ne yaptın?&lt;br /&gt;- Hiçbir şey&lt;br /&gt;- Hiçbir şey mi?&lt;br /&gt;- Ağladım sadece. Önce sessiz sessiz ağladım, ses çıkartmadan ve gözyaşlarımı akıtmadan; sonra bağıra bağıra ağladım. Bazen sadece gözlerimle bazen de bütün vücudumla sarsıla sarsıla.&lt;br /&gt;- O ne yaptı peki?&lt;br /&gt;- Bana mı?&lt;br /&gt;- Sana, kendisine.. Neden gitti yani?&lt;br /&gt;- Bilmem.. Gitmesi gerekiyormuş. Kafası karışıkmış, kendini iyi hissetmiyormuş benim yanımda.&lt;br /&gt;- Sevmiyor muymuş seni?&lt;br /&gt;- Seviyormuş aslında, ama kafası karışıkmış işte.&lt;br /&gt;- Tutsaydın ellerinden, bırakmasaydın. Gözlerini gözlerinden kaçırmasına izin vermeseydin.  O zaman gidemezdi belki.&lt;br /&gt;- Denedim. Ama beceremedim. Gücüm yetmedi.&lt;br /&gt;- Ama böyle de olmaz, gidelim hadi..&lt;br /&gt;- Nereye?&lt;br /&gt;- Kimsenin kimseyi üzmeyeceği bir yere. Üzüntünün tedavülden kalktığı bir yere. İnsanların ağızlarından çıkan her sözün doğru olduğu, sevmenin gerçekten sevmek anlamına geldiği bir yere..&lt;br /&gt;- Var mı öyle bir yer?&lt;br /&gt;- Var.. Ama biraz uzak. Üstelik geri dönmek de mümkün değil.&lt;br /&gt;- İsterdim. Ama.. Gelemem.&lt;br /&gt;- Neden?&lt;br /&gt;- Beklemem lazım.&lt;br /&gt;- Onu mu?&lt;br /&gt;- Evet.&lt;br /&gt;- Gelir mi? Döner mi tekrar?&lt;br /&gt;- Bilmem..&lt;br /&gt;- Neden bekliyorsun o zaman?&lt;br /&gt;- Belki gelir. Belki ne olursa olsun umudumu kesmediğimi, ağlamamın vazgeçmek demek olmadığını, eğer geri dönerse yaralarını iyi edebileceğimi fark eder. Yalnız kalınca içi acır belki onun da. Eksikliğimi hisseder. Ensesine dokunmamı, saçlarını okşamamı ister belki. Belki gelir.. Gel der belki..&lt;br /&gt;- Ya gelmezse?&lt;br /&gt;- Beklerim ben. Usul usul beklerim. Ses çıkarmadan, sadece yağmurlu havalarda ağlayarak beklerim. Hem ya gelirse.&lt;br /&gt;- Haklısın. O zaman gelmiyorsun benimle?&lt;br /&gt;- Hayır..&lt;br /&gt;- Hoşça kal o zaman.&lt;br /&gt;- Bakalım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-3883875557867796651?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/3883875557867796651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/beklemek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3883875557867796651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3883875557867796651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/beklemek.html' title='Beklemek..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-4120787376253743750</id><published>2011-03-15T00:01:00.000+02:00</published><updated>2011-03-15T00:02:41.963+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 11-15..</title><content type='html'>11.&lt;br /&gt;Bazen öyle olur. Normal şartlarda dünyayı yerinden oynatacak kadar kuvvetli hissetsen bile kendini, bazen parmağını oynatamazsın. Oysa tek bir kelimeyle her şeyi yoluna sokmak mümkündür. Tek bir 'kal', 'gitme', hatta 'lütfen' yetecektir aslında. Ama işte bir şey olur ve sen ağzını bile açamazsın. Bir yerde okumuştum, nerede emin değilim şimdi. Diyordu ki adamın biri, "hala geçmişe dair ümitlerim var.." Bundan büyük ironi olabilir mi? Geçmişe dair ümitleri olan adam, geçmişe takılıp kalmış demektir. Ve geçmişe takılıp kalan birini bekleyen bir gelecekten de bahsedilemez. Çok tehlikeli bir ruh halidir bu. Süratle kurtulmak gerekir. Ama bazen olur öyle, kurtulamazsın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.&lt;br /&gt;Kimseyle konuşmuyorum. Böyle daha iyi oluyor sanki. Bir anlamı olduğundan değil. Konuşamadığımdan da değil. Canım istemiyor sadece. Aslında canım isterse bir saksı bitkisiyle hava durumu hakkında bile konuşabilirim. Ama hiç canım istemiyor işte. Sahiden de hiçbir şey söylemeden susarsam ne demek istediğim anlaşılabilir mi ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.&lt;br /&gt;Hiç kimse hayat kadar sert vuramaz derdi Rocky Balboa. Haklıymış lan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.&lt;br /&gt;Beş yaşında en büyük hayali ninja kaplumbağa olmak olan, sekiz yaşında bunun imkansız olduğunu farkedip Jedi olmaya karar veren, otuz iki yaşında da hala cisimleri düşünceleriyle hareket ettiremediğini ve insanların gerçekte ne düşündüğünü asla anlayamayacağını farkederek pes eden biri olarak diyorum ki! Hayat insanın doğasına ters. En azından, benimkine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.&lt;br /&gt;Gitmesen.. Kalsan benimle.. Gelirdim peşinden ama o kadar yorgunum ki.. Hem gidilecek yer çıkılacak yol kalmadı.. Bir masala sadece anlatan inanırsa masal masal olmaktan nasıl kurtulur..? Gitmesen.. Ben sana masallar anlatsam, sen de inansan..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-4120787376253743750?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/4120787376253743750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-11-15.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4120787376253743750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/4120787376253743750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-11-15.html' title='Tesirsiz Parçalar 11-15..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-1393414275006053769</id><published>2011-03-14T17:47:00.000+02:00</published><updated>2011-03-14T17:48:38.468+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 6-10..</title><content type='html'>6.&lt;br /&gt;O zaman şöyle yapalım, sen şimdi bana bir çay koy, ben de senden bir sevgili yapayım. Hem tecrübeli sayılırız, çocukluğumuzda tahta oyuncaklardan canlı arkadaşlar yaratabiliyorduk kendimize. Belki de o kadar büyümemişizdir ne dersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.&lt;br /&gt;Geçmez işte. Geçmiyor.. Hadi geçmiş neyse de, gelecek için bile umudu kalmayınca insan ölmüş oluyor. Ontolojik olarak ölmüş olmadığından öldüğüne kimseleri inandıramıyorsun. Çünkü 'ruh ölümünün' cenaze namazı kılınmıyor. Sonrası laf işte.. eğer kötü bir hayat yaşadıysan hiçbir iyi dilek yardım edemiyor sana. Ve hayatına bir şekilde dokunmaya çalışan herkesi kendin gibi mutsuz ediyorsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.&lt;br /&gt;Eskimolar kar yağma çeşitlerini 75 kelime ile ifade ederlermiş. Hayatları kar içinde geçtiğinden sanırım. Bizde de tuvalet onlarca farklı kelimeyle ifade edilebiliyor. Tuvalet, hela, wc, abdesthane, ayakyolu, yüz numara, kenef, kubur, memişhane. v.s.. Nasıl bir hayat yaşıyorsak artık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.&lt;br /&gt;Yüz bilmem kaç bin kelime var Türkçede. Ve içlerinde en çok benimsediğim ikisi "hayal kırıklığı". Orta büyüklükte iki kelimeden oluşan bu söz öbeği kişisel tarihimi bir çırpıda özetliyor aslında. Hayalle başlayan her şey kırılır ve biter.. Hayal ve kırılma; varlık ve yokluk gibi diyalektik dengenin birer tezahürüdür..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.&lt;br /&gt;Yarım saat kadar süren ontolojik hesaplaşmamın ve etraftaki nesnelerle empati kurma çabalarımın sonucunda kendimi özdeşleştirebildiğim yegane nesnenin "bekar evinde kullanılıp bir köşeye fırlatılmış bulaşık süngeri" olduğunu farkettim. Şimdi bu durumdan bir sürü varoluşçu bilinçaltı analizi çıkartılabilir ama bu akşam öyle sikindirik şeyler yazmak niyetinde değilim. İstesem çıkarırım ama hiç uğraşamayacağım şimdi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-1393414275006053769?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/1393414275006053769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-6-10.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1393414275006053769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/1393414275006053769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-6-10.html' title='Tesirsiz Parçalar 6-10..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-9191750298688690865</id><published>2011-03-14T17:40:00.001+02:00</published><updated>2011-03-14T17:45:40.833+02:00</updated><title type='text'>Tesirsiz Parçalar 1-5..</title><content type='html'>1.&lt;br /&gt;Oktay Rıfat hep içimi acıtmıştır benim. Şiir tarihimizin en yetenekli isimlerinden biri olmasına rağmen hakettiği ilgiyi bir türlü göremedi, gölgede kaldı hep. Orhan Veli ve Melih Cevdet ikilisin ardından anıldı adı. 'Garip' şiirinin en afili abisiydi oysa.. Orhan Veli genç yaşta ölmüş olmanın kaçınılmaz popülerliğinden, Melih Cevdet sonradan olma solculuğundan çok ekmek yedi. Orhan Veli'nin hakkını yememek lazım tabi ama erken ölümü üzerine etrafında oluşturulan bohemist etiket şiirinin ötesine geçti. Melih Cevdet ise özellikle Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladıktan sonra hatırı sayılır bir kitlenin desteğini aldı. Ve pek çok türde eser verdiği için de uzun ömrü boyunca ilgileneni hiç eksik olmadı. Oktay Rıfat ise ne erken öldü, ne bir klana dahil etti kendini ne de tutunamayan/bohem fuları takıp edebiyat gecelerinde arz-ı endam eyledi. Uzun yaşadı. Devlet memuruydu. Evliydi ve karısını çok seviyordu. En güzel şiirlerini onun için yazdı. Düz bir adamdı yani. Yaşamında büyük hayal kırıklıkları, çalkantılar, görkemli kayıplar v.s olmadığı için belki kimselerin çok fazla dikkatini çekmedi. Sıradan bir insandı, sıradan yaşadı ve öldü. Ama yazdıkları, Türkçe'nin ekonomik kullanıldığında nasıl da büyülü bir dil olduğunu, anlamak isteyen herkese kanıtladı.. 'Karıma' şiirinin son iki dizesi bile Oktay Rıfat'ı sevmek için yeterli sebep sayılabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mutluluk bir çimendir, bastığın yerde büyür&lt;br /&gt;Yalnızlık gittiğin yoldan gelir.."&lt;br /&gt;Karısının kulağına fısıldadığı küçücük dizeler, bu nasıl sevmek böyle dedirtir adama, isyan ettirir, yazmaktan soğutur. Biliyorum ki hayatlarını şiir yazmaya adamış koca koca adamlar yüzlerce sayfa yazmışlar ama  ömürleri boyunca o tek satırın yanına bile yaklaşamamışlardır.&lt;br /&gt;"Başkaları gitmiş olur gidince,&lt;br /&gt;'Bir sen yakınsın uzakta kalınca'.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.&lt;br /&gt;M.E.B yüz temel eser listesi yayınlamıştı. Epeyce de tartışılmıştı tabi listeye giren ve gir-e-meyen eserler. Kitap söz konusu sonuçta, bu işin iyisi kötüsü olmaz. Ama bir de uzak durulması gereken kitaplar listesi hazırlasalarmış keşke. Öyle kitaplar var ki, mazallah çocukların eline geçer, okumaya kalkarlar, huzurları kaçar. Hayal dünyaları gelişir, edebiyatın her zaman pak temiz sözcüklerle yapılamayacağını fark ederler. Uzak dursun çocuklarımız neme lazım. Naçizane uzak durulması gereken kitaplar listemin bir kısmı aşağıdadır efendim. Umarım birilerinin dikkatini çeker..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J. Kerouac- Yolda&lt;br /&gt;J.D.Salinger- Çavdar Tarlasında Çocuklar&lt;br /&gt;C.Palahniuk- Bütün Eserleri :)&lt;br /&gt;Oğuz Atay- Tutunamayanlar&lt;br /&gt;Sevim Burak- Yanık Saraylar&lt;br /&gt;Leyla Erbil- Hallaç&lt;br /&gt;C.Bukowski- Kasabanın En Güzel Kızı&lt;br /&gt;F.K.Barbarosoğlu- Hiçbiryerde&lt;br /&gt;İbrahim Yıldırım- Bıçkın Ve Orta Halli&lt;br /&gt;Ali Teoman- Uykuda Çocuk Ölümleri..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.&lt;br /&gt;İkindi vakti ikinci şişe birayı da içmişseniz o an hayattaki en büyük pişmanlığınız neden gelirken 'iki bira daha almadığınız' dır. En güzel ihtimal de dolapta unutulmuş bir biraya rastlama ihtimalidir. Bu pişmanlıkla boğuşurken telefonunuzun çalması sizi normalden daha çok heyecanlandırır. Karşınıza çıkan servis operatörünün cazip teklifi ise çileden çıkarır, ama nihayetinde sizi arayan canlı bir insandır ve bu bir taraftan da kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. O size ayrıcalıklı tarifeleri anlatırken siz içinizden ona şiirler okur ve gülümsersiniz. Ayrıca fonda Orhan Gencebay varsa ve peynir ve soğan aromalı patates cipsinizin yarısından fazlası pakette duruyorsa, hayat düşündüğünüz kadar boktan olmayabilir..&lt;br /&gt;Dolapta bira yokmuş.. Hayat çok boktansın lan!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.&lt;br /&gt;Hayallerindeki adam olmadığımı anladığında beni değiştirmeye çalışacağına, susarak bir duble rakı içseydin benimle bir çok şey kendiliğinden değişirdi. Yanıma, kırılacağı baştan belli hayallerle sokulacağına oturup birer bira içseydik keşke. Hiç değilse içer misin diye sormadan çay suyu koysaydın ocağa. Sen suyun kaynamasını beklerdin ben seni beklerdim ve aradaki boşluğa bir aşk ihtimali sıkıştırırdık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.&lt;br /&gt;Latin Amerika edebiyatı ciddiye alınmalı. Neruda, Marquez ve Borges dışında pek bilinmez ülkemizde nedense. Oysa söz gelimi Llosa seksen sonrası dünya edebiyatının en sağlam kalemlerinden biri (gerçi en son nobel edebiyat ödülünü o aldı, dolayısıyla satışları biraz olsun artmıştır diye umuyorum) ve Can yay. neredeyse bütün kitaplarını yayınladı. Sonra Cortazar var. 62 Maket Seti ve özellikle Seksek edebiyat tarihine şimdiden adını yazdırdı. Carlos Fuantes, sadece son kitabıyla bile ne kadar önemsenmesi gereken bir yazar olduğunu dosta düşmana gösterdi. Anti-emperyalizmi sonuna kadar savunan ve bunu yaparken de toplumcu gerçekliğin popülizm tuzağına düşmekten usta manevralarla sıyrılan büyük usta sadece Meksika insanın değil bütün sömürülen ülkelerin trajedisini anlatıyor aslında. Ayrıca da yarattığı dil ve kelime oyunlarıyla iyi edebiyatın büyüsünü okuyan herkese sonuna kadar hissettiriyor. İnfante'nin Kapanda Üç Kaplan'ı belki de James Joyce ya da Georges Perec ayarında devasa yazarların yapıtlarıyla karşılaştırılabilecek ve bu karşılaştırmadan hiç de mağlubiyetle ayrılamayacak kadar güçlü bir eser. Kitabın kahramanı Havana; kullanılan dil sokak Kübacası. Küba'nın başkenti Havana'nın devrim öncesi gecelerinden bir tanesini anlatıyor aslında kitap. Yer yer kelime oyunlarıyla zorlasa da okuru son sayfayı okuyup kitabı kapattığınızda hissettiğiniz tek şey sarsıntı oluyor, çok ciddi bir sarsıntı..&lt;br /&gt;Özet : Latin Amerika edebiyatı iyidir, özellikle bize çok yakındır. Arjantin'in, Meksika'nın, Şili'nin ya da Peru'nun çocuklarının hikayeleri, Anadolu insanına hiç ama hiç yabancı değildir. Hatta arada bir tür akrabalık bile vardır..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-9191750298688690865?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/9191750298688690865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-1-5.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/9191750298688690865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/9191750298688690865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/tesirsiz-parcalar-1-5.html' title='Tesirsiz Par&amp;ccedil;alar 1-5..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-483395534709479226</id><published>2011-03-08T23:06:00.001+02:00</published><updated>2011-03-08T23:08:48.842+02:00</updated><title type='text'>Gardaki Çocuk..</title><content type='html'>Çocuğun canı sıkkınmış&lt;br /&gt;ne yapmışsa sıkıntıdan&lt;br /&gt;oyuncakları kırılmış&lt;br /&gt;sıkıntısı belki ondan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi elleriyle kırmış&lt;br /&gt;bütün oyuncaklarını&lt;br /&gt;annesini çok ağlatmış&lt;br /&gt;anlatmamış acısını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuğun sevdiği kız&lt;br /&gt;başkasını seviyormuş&lt;br /&gt;kızamayınca o kıza&lt;br /&gt;oyuncaklarını kırmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaçmış sonra herkesten&lt;br /&gt;tren garına saklanmış&lt;br /&gt;gece uzanmış raylara&lt;br /&gt;çocuk artık tren olmuş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzemezmiş kimse onu&lt;br /&gt;artık ona acı yokmuş&lt;br /&gt;tren raylarında çocuk&lt;br /&gt;kendisinden kurtulmuş..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-483395534709479226?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/483395534709479226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/gardaki-cocuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/483395534709479226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/483395534709479226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/gardaki-cocuk.html' title='Gardaki Çocuk..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7400646415461949764</id><published>2011-03-06T12:43:00.004+02:00</published><updated>2011-03-06T13:14:09.409+02:00</updated><title type='text'>İçinden Trenler Geçen Bir Kitap..</title><content type='html'>Uzun zaman sonra ilk kez bir kitabı bitmesin diye yalvararak okuyorum. Ağır ağır okuyorum, sindire sindire. Dergide tanıtımını görür görmez vurulduğum, elimde dergi koşarak İnsancıl'a girdiğim ve 'Serhan ben bunu istiyorum' diyerek küçük çaplı bir velveleye neden olduğum kitap (gerçi o an yokmuş ellerinde, sipariş verdiler dört gün sonra geldi)şu an elimde ve ben neresinden okuyacağımı şaşırıyorum..&lt;br /&gt;"..Bense bu kırık çocuk kalbimle içinden tren geçen her şeyi sevdim, hepsine yetişmeye çalıştım, geç kaldığım da olmuştur olmasına da, ama bilinsin isterim ki hiçbir treni bekletmemişimdir, trenler beni beklemezken ben çok tren beklemişimdir, beklediklerimin çoğu da gelmiştir şükür, bazılarıysa geçmiştir, şükür.. Kendini sevmek için otomobil, şehirleri sevmek için otobüs, bir ülkeyi sevmek içinse tren şart. Dünyayı sevmek içinse uçak gerekir.Memleketi o kadar çok sevseydik bu kadar tren yoksunu olur muyduk? Tren bir evdir çünkü, memleket kadar büyük bir ev. İçinde herkese yer vardır. "&lt;br /&gt;Haydar Ergülen, kalemine ve şiirine meftun olduğum bir yazardır zaten. Üstelik hemşerimdir, Eskişehirlidir ve Eskişehir aşığıdır. Bu bile kitabın ilgimi çekmesi için yeterli olabilirdi aslında. Ama kitabı elime alır almaz ustayla tanışıklığımın bu kadarla sınırlı ol-a-mayacağını anladım. İçinden tren geçen her satıra çocukluğumdan beri düşkündüm ben. Ve şimdi elimde içinden tren geçen kocaman bir kitap var. Eline sağlık Haydar Ergülen..&lt;br /&gt;"..Hepimiz o trenlerin içindeyiz ve aynı istasyondan geçiyoruz. Bazen de hiçbir yerden gelmeyen ve hiçbir yere gitmeyen bir tren özlemiyle de durduğumuz oluyor o istasyonda. O zaman, 'zaman' diye bir anıyı çalışmaya başlıyoruz içimizde, belleğimizde ve 'kader saati' diyoruz o kısacık an'a. Ve bunu söyler söylemez de çoğunlukta kalıyoruz. Bazen çoğunlukta kalmakta azınlığa sayılır. Biz 'çoğunlukta kalanlar', hani o 'kader istasyonu'ndan geçenler, sırasını bekleyenler, bilet arayanlar, ayakta gitmeye razı olanlar, bütün şehirlerden uykulu geçenler, gözü uykudan başka hiçbir şehir görmeyenler, bir bakıma kader yolcuları yani.."&lt;br /&gt; Haydar ERGÜLEN- TRENLER DE AHŞAPTIR- Kırmızıkedi Yay. Şubat-2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7400646415461949764?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7400646415461949764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/icinden-trenler-gecen-bir-kitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7400646415461949764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7400646415461949764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/03/icinden-trenler-gecen-bir-kitap.html' title='İçinden Trenler Geçen Bir Kitap..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-360583914227036271</id><published>2011-02-28T22:48:00.005+02:00</published><updated>2011-04-09T18:42:11.504+03:00</updated><title type='text'>En Sevdiğim Bilmem Kaç Kitap Listesi ..</title><content type='html'>1- Tutunamayanlar : Oğuz Atay&lt;br /&gt;2- Huzursuzluğun Kitabı : Fernando Pessoa&lt;br /&gt;3- Hayal Kırıklıkları Kitabı : Margit Schreiner&lt;br /&gt;4- Erken Kaybedenler : Emrah Serbes&lt;br /&gt;5- Avunamayanlar :  Kazuo Ishiguro&lt;br /&gt;6- Kaybedenler Kulübü : Hikmet Temel Akarsu&lt;br /&gt;7- Yalnızlığın Diyalektiği : Octavio Paz&lt;br /&gt;8- Kayıp Zamanın İzinde : Marcel Proust&lt;br /&gt;9- Bitik Adam : Thomas Bernhard&lt;br /&gt;10-İki Kişilik Yalnızlık : Sinan Akyüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sevdiğim bilmem kaç kitap listesi yapmaya kalksam mutlaka listemde olacak kitaplar bunlar. Bir nedeni olduğundan değil, hepsini çok severek okudum. Ama bir yerde bir terslik olduğu kesin.. Kitap isimlerine tekrar bakar mısınız??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-360583914227036271?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/360583914227036271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/en-sevdigim-bilmem-kac-kitap-listesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/360583914227036271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/360583914227036271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/en-sevdigim-bilmem-kac-kitap-listesi.html' title='En Sevdiğim Bilmem Kaç Kitap Listesi ..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-5449231657737875488</id><published>2011-02-28T00:37:00.002+02:00</published><updated>2011-02-28T16:26:32.783+02:00</updated><title type='text'>Asimetrik Kolaj..</title><content type='html'>Kolay değil korku koridorlarında bilmem kaç yıl unutulup&lt;br /&gt;tekrar gün ışığıyla karşılaşmak.&lt;br /&gt;Her unutuş kuşkuludur çıkar bir yerden karşına,&lt;br /&gt;bilinç dağınık gardrop&lt;br /&gt;altı mayın tarlası..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyduruk sözlerin uyruğuna girdiğim o zamanlar&lt;br /&gt;haberim yoktu sigaranın zararlarından &lt;br /&gt;ve yalanla gerçeğin birbirinden &lt;br /&gt;nasıl ayrılacağından..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmekte olan bir ülkeyim şimdi&lt;br /&gt;emperyalizme karşı verdiğim savaşı kazandım.&lt;br /&gt;Hala ayıramasam da birbirinden yalanla gerçeği&lt;br /&gt;artık cumhuriyet çocuğuyum, kahrolsun faşizm !!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş geçmişte kalsın, bıraktım hesaplaşmayı&lt;br /&gt;Yaşadıklarımın özeti asimetrik bir kolaj.&lt;br /&gt;Kapansın artık üstü, yamalı parçalarımın.&lt;br /&gt;Bir ışıltı seziyorum bir aydınlık ihtimali.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-5449231657737875488?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/5449231657737875488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/asimetrik-kolaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5449231657737875488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/5449231657737875488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/asimetrik-kolaj.html' title='Asimetrik Kolaj..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-7078028915183217221</id><published>2011-02-22T20:30:00.007+02:00</published><updated>2011-02-23T00:16:55.153+02:00</updated><title type='text'>Sihirbaz Amca,Dart Vader,Sınıftaki Kız Ve Kurduğumuz Hayaller..</title><content type='html'>Kurduğunuz hayaller kadar büyüksünüz diye bir laf etmiş adamın biri. Cinsellik ve seyahat içerikli bir kelimeyle yanıt vermek istiyorum kendisine. Siktir ordan..&lt;br /&gt;Hayal kurmak güzeldir tabi. Ama çocukken. Zaten büyümek denen şey de hayat tarafından, kurduğun hayallerin neden gerçekleşemeyeceğine ikna edilme sürecin değil mi? İkna olmamıyor musun? Ee, yersen artık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokuldayken bir tane sihirbaz gelmişti okula. İkinci sınıftaydım galiba. Böyle şapkadan tavşan çıkaran eski zaman illüzyonistlerinden. Yarım saat kadar gösteri yaptı bize. Ama o yarım saat çocuk ömrümün en uzun yarım saatiydi. Aklımı oynattım. Kelimenin tam anlamıyla aklımı oynattım. Yaptığı şey büyü değildi, el çabukluğuydu tabi ama büyülenmiştim işte. O an karar verdim ileride ne olacağıma. Eve gider gitmez babama anlattım gördüklerimi. Babaa dedim, ben sihirbaz olacağım.. Yirmi dakika kadar güldü. Ben hiç gülmedim. Daha sonra da kimseye bahsetmedim bundan..&lt;br /&gt;Sonra ortaokulda Star Wars'ı izledim. Yeni bir aşk doğdu hemen. Bu sefer hayallerimin mesleğini bulmuştum, Jedi Şövalyesi olacaktım. Obi Van Kenobi'nin çırağı olmam lazımdı. Bu kez babama hiçbir şey anlatmadım, galiba biraz büyümüştüm. Kendi kendime eski florasanlardan ışın kılıcı yapıp, nesneleri düşünce gücümle hareket ettirmeye çalıştım günlerce. Ama hiçbir cismi hareket ettiremedim, bütün florasanlar da ilk vuruşta kırıldı.. Anladım ki Jedi de olamayacaktım, öyle bir meslek yoktu, en azından bizim ülkemizde yoktu. O andan sonra mesleki hayaller kurmaktan vazgeçtim. Puanımın tuttuğu yeri okuyup ilk mesleki ihtimal olan öğretmenliğe başlayıverdim. Eğer su ürünleri fakültesini falan kazansaydım o işi de aynı heyecanla yapardım, çok da farketmezdi artık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra lisedeki o kız. Neydi adı? Aman neyse ne işte. Ölüyorum zannetmiştim, bildiğin ölüyorum zannetmiştim kayıt olurken karşılaştığımız okul koridorunda. Çok şanslı adamımdır ya zaten kader iki dakkada ağlarını ördü ve, sürprizz.. Aynı sınıftaydık. Ve ben artık onunla her ders ayrı ayrı ölüyordum. Sabahtan akşama kadar çaktırmadan gözlerine, saçlarına, bacaklarına, neresine denk getirirsem artık bakıp bakıp ölüyordum. Yalnız küçük bir sorun vardı. Lan bir işte de sorun çıkmasın .mına koyim. Küçük de olsa çıkmasın ya. Bir kere olsun çıkmasın.. Ama çıktı işte her zamanki gibi. Kız haftada bir kaç saniye de olsa bana bakıyordu (ya da bana öyle geliyordu bilmiyorum şimdi) birazcık aksiyon yapabilsem bağlamam an meselesiydi aslında. Ama işte küçük bir sorunumuz vardı. Sınıftaki hayvanatların hepsi aynı kıza aşık olmuştu. Evet sınıftaki yaklaşık yirmi erkek sözleşmiş gibi benim aşık olduğum kıza aşık olmuştu. Ulan tamam bir kıza birden fazla erkek aşık olur bu görülmemiş şey değil de, kardeşim bir insanın sevdiği kıza bütün arkadaşları birden aşık olur mu ya? Okulla alakası olmayan ama bir şekilde kızın methini duyan mahalleden arkadaşlarımın bir kısmı bile daha kızın yüzünü görmeden aşık olmuşlardı. Hayır biraz olsun romantizm falan olsa pezevenklerde gam yemeyeceğim ama nerde. Hepsi açık saçık konuşmalarına kızı meze yapıp eğlenme peşindeydi. Yok kız motormuş, yok lojmanda bilmem kime elletmişmiş, yok bacak bacak üstüne atarken bilerek donunu gösteriyormuş. Ulan allah belanızı versin be. Bir de aşktan bahsediyorlar. Birazcık cesur olsam pompalıyla sınıfa dalıp alayını delik deşik edebilirdim ama sustum kaldım tabi. Ağzımı bile açamadım. Kız fazla kalmadı okulda. Babası bir yerin muhasebe müdürüydü. Tayinleri çıktı gittiler. Bir kere bile konuşamadım be. Her gün okulda ayrı evde ayrı öldüm kız için, ama bir kere konuşamadım. Kurduğum hayalleri senaryolaştırıp yeşilçama satsam aşk tesadüfleri severden fazla gişe yapardı. Sonuç ne oldu peki? Kız öylece gitti ve ben sınıftaki yirmi hayvanla başbaşa kalıp kimseye çaktıramadığım histerik çığlıklar attım.. Kurduğumuz hayaller kadar büyükmüşüz.Tövbe tövbee..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tek bir hayalim kaldı geleceğe dair. Yirmi otuz sene kadar var galiba emekli olmama tam emin değilim. Ama ne zaman olursam işte. Küçük bir oyuncakçı dükkanı açıp çocuklara Darth Vader kostümleri satıp içinden tavşan çıkmasa bile tavşan çıkma ihtimalinden hiç vazgeçmemiş şapkalar hediye edeceğim. Bir de eğer bir gün oğlum olursa ve koşarak eve gelip 'baba ben sihirbaz olacağım' derse. Derse eğer öyle bir şey ona asla gülmeyeceğim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-7078028915183217221?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/7078028915183217221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/sihirbaz-amcadart-vadersnftaki-kz-ve.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7078028915183217221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/7078028915183217221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/sihirbaz-amcadart-vadersnftaki-kz-ve.html' title='Sihirbaz Amca,Dart Vader,Sınıftaki Kız Ve Kurduğumuz Hayaller..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-2836277795802612274</id><published>2011-02-21T19:15:00.003+02:00</published><updated>2011-02-22T07:47:49.458+02:00</updated><title type='text'>Mübarek, Kaddafi Ve Diğerleri.. Sıçtınız Oğlum Siz..</title><content type='html'>Ortadoğu ayakta. Hz.İbrahim'den sonra tarihinin en onurlu put kırma girişimine soyunan Arap halkları tiranların saraylarını teker teker başına yıkıyor. Tunus, Fas, Mısır derken Libya, Bahreyn, Yemen. Ve hiç kuşkusuz teyakkuz halinde bekleyen diğerleri. Son otuz yıldır emperyalizmin oyuncağı olmak bir tarafa emperyalizmin bizzat kendisi haline gelen Mübarek, Kaddafi ve benzeri diktatörlere, ruhlarını satın alan çok uluslu petrol şirketleri bile yardım edemiyor bu kez. Çepeçevre etrafını sardıkları Filistin halkının acılarına ve çığlıklarına inatla kulaklarını ve kalplerini kapatan, yardım etmek bir yana yok sayma politikalarıyla İsrail'i cesaretlendirip tarihin en büyük kitlesel kıyımına yol veren Mısır'ın son firavunu ; gittiği her yerde çadır şov yapan, futbol klüpleri, petrol şirketleri ve İsviçre bankalarındaki 80 milyar dolarıyla tek başına halkının toplam milli gelirinden daha fazla servete sahip Trablusgarp zorbası. Ve ülkelerini CIA'nın iğrenç emellerine peşkeş çeken şeyhler, emirler. Söyleyin şimdi kim yardım edecek size? . Bakalım arkasına saklandığınız uluslar arası yahudi lobisi ve Amerikan gizli servisi kıçınızı kurtarabilecek mi? Evet sıçtınız oğlum siz. Maldan mülkten vazgeçip kıçınızı kurtarma hesapları yapmaya başladınız bile. Keyfinizce yönettiğiniz, histerik siyonist planlara alet ettiğiniz, baskı ve zorbalıkla korkutup koyunlaştırdığınız halklarınız artık uyandı.. Artık bedel ödeme vakti. Son otuz yıldır  Filistinli çocukların akan her damla kanında ve göz yaşında 'emeği'olan Hüsnü Mübarek ve şahsiyetsiz petrol zengini muadilleri. Allah büyük dedik size inanmadınız. Alma mazlumun ahını dedik her şeylerini aldınız. Aşağılık kişisel hırslarınız ve satılmış ruhlarınızla uygarlıkların beşiği Mezopotamya'yı kan gölüne çevirdiniz. Ama buraya kadar. Kolay ölüm yok size oğlum. Ruy-i Mahşer de sizi nasıl cezalandıracağını Allah bilir elbet. Ama buradan öyle kolay kurtulamayacaksınız. Emperyalizmden canı yanmış bütün mazlumların lanet ve bedduası yakanızı bırakmayacak. Yaşasın kardeş halkların soylu direnişi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-2836277795802612274?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/2836277795802612274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/mubarek-kaddafi-ve-digerleri-sctnz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2836277795802612274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/2836277795802612274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/mubarek-kaddafi-ve-digerleri-sctnz.html' title='Mübarek, Kaddafi Ve Diğerleri.. Sıçtınız Oğlum Siz..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-6671584937386436134</id><published>2011-02-21T00:14:00.003+02:00</published><updated>2011-02-21T00:50:10.125+02:00</updated><title type='text'>İtalyanca Konuşsaydım Sever miydin Beni..</title><content type='html'>İtalyanca konuşsaydım sever miydin beni?&lt;br /&gt;İngilizce Almanca falan olmuştur tabi de&lt;br /&gt;Eminim hiç İtalyanca bilen sevgilin olmamıştır.&lt;br /&gt;Ben şimdi kursa gitsem,sen beklesen.&lt;br /&gt;Beklemesen bile çok ileri gitmesen.&lt;br /&gt;Ufak tefek yakınlaşmaların olabilir ama ileri gitme olmaz mı?&lt;br /&gt;Neyse işte ben kursa gitsem.&lt;br /&gt;İki seneye sökerim sanıyorum, malum kafam kalın biraz.&lt;br /&gt;Sonra gelsem yanına.&lt;br /&gt;Calvino'yu Dante'yi v.s kendi dilinden okusam.&lt;br /&gt;Gözüne girermiyim o zaman?&lt;br /&gt;İtalyanca konuşmayı öğrenirsem sever misin beni?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru düzgün bir adam olsaydım sever miydin beni?&lt;br /&gt;Kavga etmesem, küfür etmesem, tesbih çekmesem.&lt;br /&gt;Bak şimdi sen beni seversen&lt;br /&gt;sen şimdi beni bir sev var ya.&lt;br /&gt;sevinçten ortalığın .mına korum..&lt;br /&gt;Pardon pardon, küfür yok,&lt;br /&gt;Valla son olur bu etmem bir daha.&lt;br /&gt;İşe gider eve döner efendi efendi takılırım.&lt;br /&gt;Doğru düzgün bir adam olursam sever misin beni?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal duyarlılıklarım olsaydı sever miydin beni?&lt;br /&gt;Mendil satan çocuklara dertlenip&lt;br /&gt;Nesli tükenen hayvanlara içlenseydim.&lt;br /&gt;Ne bileyim işte bu petrol sızdıran tankerlerin anasına avradına..&lt;br /&gt;Yok ama küfür yok doğru.&lt;br /&gt;Bu petrol sızdıran tankerlere protesto mesajları falan çekseydim&lt;br /&gt;Yoksullukla mücadele eden sivil toplum örgütü gibi şeyler var ya hani?&lt;br /&gt;Gerekirse onlara bile üye olabilirim.&lt;br /&gt;Toplumsal duyarlılıklarım olursa sever misin beni?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-6671584937386436134?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/6671584937386436134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/italyanca-konussaydm-sever-miydin-beni.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6671584937386436134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/6671584937386436134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/italyanca-konussaydm-sever-miydin-beni.html' title='İtalyanca Konuşsaydım Sever miydin Beni..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1970244249797856961.post-3645634172617813805</id><published>2011-02-15T00:13:00.000+02:00</published><updated>2011-02-15T00:20:33.274+02:00</updated><title type='text'>Valentin Akşamı Şiiri..</title><content type='html'>bir yığın taşkınlık kepazelik&lt;br /&gt;ve pespayeliği müteakip&lt;br /&gt;dönüp arkamızdan baktığımda&lt;br /&gt;ne olabilir ki diyorum bundan sonra?&lt;br /&gt;biliyorum aslında, hiçbir şey..&lt;br /&gt;bundan sonra&lt;br /&gt;sonrası şiddet&lt;br /&gt;sonrası acı&lt;br /&gt;ben taş ve sopalarla saldırdım sana&lt;br /&gt;cebimde ateşlemeye kıyamadığım molotof kokteyli&lt;br /&gt;sen biber gazı göz yaşartıcı bomba ve tazyikli suyla karşılık verdin&lt;br /&gt;orantısız güç kullandın sevgilim&lt;br /&gt;bir tür faşizm uyguladık birbirimize..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaralı bir hayvan gibiydin karşılaştığımızda&lt;br /&gt;-kızma, hata olmaz teşbihte-&lt;br /&gt;bense kötü yaşamış depresif lağım faresi&lt;br /&gt;iyi edebiliriz derken birbirimizi&lt;br /&gt;öldürdük iyi niyetlerimizle birlikte &lt;br /&gt;iyileşebilme ihtimalimizi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık işe yaramaz sözler söylemek dışında hiçbir şey gelmiyor elimden&lt;br /&gt;efsanevi suskunluğumun yerini acınası bir gevezelik aldı&lt;br /&gt;şimdi bu mübarek Valentinin bilmem nesi akşamı&lt;br /&gt;durmadan konuşuyorum&lt;br /&gt;ki ihtimal birbirimize yapacağımız kötülükler bunlarla sınırlı değil&lt;br /&gt;seni anımsadığım zamanlarda&lt;br /&gt;yüzümde beliren istemsiz ve gerzek gülümsemeden kurtulabilmem için&lt;br /&gt;gıyabımda daha çok lanetlenmem gerekli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kötülük ruhumuzda ve karardıkça&lt;br /&gt;yüzümüz gibi kalbimiz&lt;br /&gt;birbirimizden daha çok çekeceğimiz var.&lt;br /&gt;'noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun'&lt;br /&gt;mısra-ı şahanesini mırıldanıp durduğum şu aziz valentinin müstesna akşamında&lt;br /&gt;her neredeysen bil ki&lt;br /&gt;hayal kırıklığının karargahı orada..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1970244249797856961-3645634172617813805?l=lidar-kkyy.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/feeds/3645634172617813805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/valentin-aksam-siiri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3645634172617813805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1970244249797856961/posts/default/3645634172617813805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lidar-kkyy.blogspot.com/2011/02/valentin-aksam-siiri.html' title='Valentin Akşamı Şiiri..'/><author><name>lidar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06277894578651894426</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_Y4hde-TcGEg/TE9OOeHqueI/AAAAAAAAAAU/EdHThmZLQ78/S220/IMG_2840.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
